1.GİRİŞ
Dokumacılığı ile Türkiye ve Dünya genelinde adını duyurmuş olan Buldan Denizli’nin
ilçelerinden biri olup dokumacılık tarihi kuruluş tarihine kadar uzanan bir ilçemizdir.
Buldan’ın çok eski tarihlerden günümüze gelen köyden ilçeye dönüşüm serüveninin ilk yazılı
kaynakları 1530’lara ait Osmanlı kaynaklarıdır.1530’a ait Osmanlı kayıtlarında bugünkü
Buldan'ın oluştuğu üç köy adı Buldan, Ciharşenbe, Çağış görülmektedir. O yıllarda Buldan'ın
93 hane ile diğer 2 köyden daha büyük bir köy olduğu yazılı kaynaklardan anlaşılmaktadır.
1600’lerden sonra bu üç köy Buldan olarak birleşmiştir. O dönemlerde Buldan'ın en önemli
geçim kaynağı dokumacılıktır. Dokumacılığın yanı sıra hayvancılık ve tarımla da
uğraşılmıştır. Buldan 1889’da 43 köyü 18 mahallesi olan bir ilçedir. Buldan 1779’da Aydın
iline bağlı bir bucak olmuştur.1807 yıllarında ise Aydın' a bağlı ilçe olmuş, Denizlinin ilçe
iken 1983’te sancak ve 1923’te il olması nedeniyle bu tarihlerden sonra Denizli'ye
bağlanmıştır [1].
Dokumacılık Türklerde eski bir gelenektir ve Türkler hemen hemen her çağda
Tekstil Uygârlığı”nın bir parçası olmuştur. Buldan’da da dokumacılık kent tarihi kadar
eskidir. M.Ö. 2.yy kadar götürülen Buldan da dokumacılığın kökleri, Romalılar dönemindeki
Tripolis’teki dokumacılıkla ilişkilendirilmektedir. Ayrıca TÜBA (Türkiye Bilimler
Akademisi) adına incelemeler yapan arkeoloji ekibi Buldan ve civarında ilkel dokuma
tezgâhlarında kullanılan topraktan yapılma tezgâh ağırlıkları bulmuşlardır
(buldan.meb.gov.tr). 14.yüzyılda Đbni Batuda’nın “…. Orada pamuktan altın işlemeli kumaş
imal olunur ki başka örneği yoktur. Kaliteli pamuğun kuvvetli eğrilmiş olması nedeniyle
dokumaları uzun ömürlüdür. Bu kumaş beldenin ismiyle anılır.” dediği Buldan bezi ve
Buldan dokumacılığının tarihi bir belgesidir [2]-[3]. Keskin, N., Gündoğan,A.,M., Öztürk, Ö.
2
2. BULDAN DOKUMACILIĞININ TARĐHĐ SÜRECĐ
Dokuma; atkı, çözgü ipliklerinin dikey açı yapacak şekilde, birbirinin altından, üstünden
geçirilmesiyle ortaya çıkan düz yüzeyli üründür. Dokuma tezgâhlarında çözgü denilen yan
yana duran ipliklerin gücü, nire denilen araçlarla bir kısmının yukarı kaldırılması, diğer
kısmının aşağı çekilmesi suretiyle açılan aralıktan ki bu aralığa ağızlık denir, mekik
yardımıyla atkı denilen ipliklerin geçirilmesiyle oluşturulan düz yüzeylerdir [4].
Dokumacılık, Türklerin ana yurdu olan Orta Asya’da oldukça önemli bir sanat kolu idi. Daha
sonra Selçuklularla Anadolu’ya göç eden bu sanat, Osmanlı döneminde altın devrini
yaşamıştır [5]. Dokumacılığın sürekli bir geçim kaynağı olduğu merkezlerden biri de Denizli
ve ilçeleri içinde dokumacıkta önemli bir yeri bulunan Buldan’dır.
M.Ö. 2. yy.da kurulduğu bilinen Buldan’ın dokuma ve tekstildeki başarılarının tümü
günümüze kadar gelmiştir. Bölgenin her türlü ticari malı bulundurması ve ticaret yolları
üzerinde olması nedeniyle çevreden alış-veriş için yöreye gelenler birbirlerine, "BUL DA
AL" diyerek Buldan kelimesinin doğmasına neden olmuştur. Yörenin kültürel kimliğini
yansıtan Buldan bezi ve Buldan dokumacılığının tarihi kentin tarihi ile başlamıştır. Türkler
henüz Anadolu’ya gelmeden önce bugünkü ismiyle Yenice kent olan Antik Tripolis halkının
dokumacılığı bildiği ve 1094 yılında Selçuklu Türklerinin yönetimine giren yöre halkının
dokumacılığı Türkler’ e öğrettiği rivayet edilmektedir. Kentin dokumacılık tarihi ile ilgili
rivayetlerden biri de; Orta Asya’nın kuzeyinden gelen Türklerin Anadolu’da konakladıkları
yerlerde dokumacılığı öğrenerek, Buldan’daki kestane deresinin bulunduğu bölgeye gelip
Buldan dokumacılığına burada başlamış olmalarıdır [6].
Osmanoğullarının henüz Bursa'ya yerleşmeden Germiyanoğullarının aracılığı ile Buldan'dan
kumaş temin ettikleri tarihi kayıtlarda mevcuttur. Osmanlı Devletinin kuruluşundan sonra da
sarayın dokuma ihtiyacının bir kısmı BULDAN'dan sağlanmıştır. Ertuğrul Gâzi'nin içliği
(Bkz: Resim 1), Barbaros'un şalı, Padişah Genç Osman'ın gömleği Buldan'da dokunmuştur.
Türk dokuma kumaş ve işlemelerinde motifler genellikle bitkiseldir. Lale, Karanfil gibi
çiçekler ve çeşitli dallar özellikle XVI. yüzyılda çok kullanılmıştır. Renkler kırmızı başta
olmak üzere çini mavisi, güvez, pişmiş ayva ve safran sarısıdır. Bu gelenek BULDAN
dokuma ve işlemelerinde de açıkça görülür. Desenler geometrik bitkiseldir. Renklere ise
kırmızı, sarı ve beyaz hâkimdir. Kırmızı renkli bezler bayrak yapımında diğer renkler ise sarık
ve iç çamaşırı imalinde kullanılmıştır [2].
Resim 1: Ertuğrul Gâzi’nin Buldan’da hazırlanan içliği Keskin, N., Gündoğan,A.,M., Öztürk, Ö.
3
Erdoğan’a göre [7]; “Çulhacılık” Buldan Kazası’nın mesleki karakterini ortaya koyması
açısından son derece önemli bir meslektir. Genel manada dokumacılık olarak tanımlanan bu
meslek, tıpkı madencilik ve askeri araç-gereç yapımı gibi, Osmanlı Đmparatorluğu’nda
ticaretin ana dallarından birini oluşturmaktaydı. Çulhacılıkla ilgili çalışmalar yapan Başaran
[8] (2006) elinde bulunan 1922 tarihli bir belgeden de Milli Mücadele safhasında çulhacılık
mesleğinin yok olmaması için Buldan Müdafaa-i Hukuk-u Milli Riyasetine sunulan bir arz ile
çareler arandığı göz önüne serilmektedir.
Buldan’da çulha mesleğinin önemi üzerinde durulan belgede, birçok ailenin bu meslek ile
uğraştığı belirtilmektedir. Oktruva vergisinin Đzmir, Manisa ve Đstanbul’da alınmadığı
vurgulanmaktaydı. Oktruva, eskiden bir kente girerken ticari eşyalardan ya da şahıslardan
alınan vergiye verilen addır. “Duhuliye resmi” deyimi ile de ifade edilmiştir [8] . 1894 yılında
tutulan kayıtlara göre, 508 hanenin (%41,6) çulhacılık yaptığı Buldan’da, mahalle yerleşim
üniteleri içinde çulhacılığın bulunmadığı mahalle yoktur. Buna mukabil, çulhacılık çiftlik ve
karyelerde yaygın olan meslek değildir. Çiftlik ve karyelerdeki toplam çulhacı sayısı 21 olup;
bunların tamamı Direbolu Karyesi’nde ikamet etmektedirler [9] [10].
Osmanlı Đmparatorluğunun son dönemlerine (1879'dan 1908'e kadar) ait kayıtlardan (Aydın
Vilayeti Salnameleri’nden) Denizli yöresinde dokumacılığın vb. mesleklerin olduğu
öğrenilmektedir. Ayrıca o tarihlerde Sarayköy' de iki çırçır fabrikasının faaliyette bulunduğu
kaydedilmektedir. Denizli ve yöresinde önce yünlü dokuma olarak yapılan imalat, zamanla
yerini pamuklu dokumaya bırakmıştır. Bununda, kuşkusuz temelinde pamuk tarımının yörede
yaygınlaşmasıyla yakın bir ilişkisi vardır. Osmanlı Đmparatorluğunun son döneminde Denizli
ve yakın çevresinde dokumacılık oldukça gelişmiş olduğu görülmekle birlikte; bu sektördeki
üretim biçimi son derece ilkel tezgâhlarda gerçekleştirilen bir el sanatı görünümündedir
Genellikle dokuma tezgâhlarında bir kişi çalışmakta; o da aile bireylerinden biri olmaktadır.
Kısaca henüz, işçi kullanımının söz konusu olduğu atölye tipi üretim şekline geçilmemiştir
[11].
Buldan’da ilk dokumalar hemen hemen her evde yer alan ilkel el tezgâhlarında yapılmaktadır.
Resim 2’de ve Resim 3’de çukur el tezgâhı örnekleri görülmektedir. Bu tezgâhlar bir çukur ve
etrafında ki dört kazıktan oluşmaktadır. Bu kazık dediğimiz direkler tezgâhın çatısını
oluşturmaktadırlar. Tefe, düzen ağacı, tarak, dem, marmar, selmin, makaralar gibi asıl
unsurlar düzeni tamamlarlar. Aşağımarmar, yukarımarmar, selmin, takka, dem, tarak,
ayakçaklar, elcik, tefe, çımbar, mekik gibi düzenekler el tezgâhının temel parçalarıdır. Bu
parçaların maharetli ellerle bir bütün oluşturması sonucu dokuma sanatının en güzel bezleri ve
kumaşları dokunmuş ve Buldan Bezi adını almıştır [12]. Keskin, N., Gündoğan,A.,M., Öztürk, Ö.
4
Resim 2: Çukur Tezgâh [27] Resim 3: Çukur Tezgâh örneği
Buldan’da daha önceleri çukur el tezgâhları yaygın olarak görülmekle birlikte çukura girilerek
çalışılan bu tezgâhlarda çalışan kişilerin romatizmal hastalıklara çok yakalandığı
bilinmektedir. Daha sonra zamanla düz zemin üzerinde çalışılan el tezgâhlarına (Bkz. Resim
4) geçiş gözlenmiştir [13].
Resim 4: El Tezgâhı [12]
Ana baba ipleri hazırlar, tezgâhta işlerler. Genç kızlar malların dikim ve paketlenmesini
yaparlar. Çocuklarda masur makinalarında masur sararlar. Üretim için ailece çalışılır. Buldan
da ilk dokuma kooperatifi 1937 yılında kurulmuştur. Daha sonraları Esnaf Kefalet
Kooperatifleri, esnaf odaları ve dokumacı birlikleri kurulmuştur [12].
Buldan’da dokumacılık yüzyıllardan beri el ve çukur tezgâhlarıyla yürütülürken, teknolojik
ilerlemelerin etkisiyle değişimler göstermiş ve 1958-1960 yıllarında motorlu tezgâhlara geçiş
yapılmıştır. Motorlu tezgâhların kullanımıyla birlikte üretimde artışlar sağlanmıştır. Aşağıda
Resim 5’te ve Resim 6’da motorlu tezgâh örnekleri görülmektedir. Keskin, N., Gündoğan,A.,M., Öztürk, Ö.
5
Resim 5 ve 6: Motorlu Tezgah [28]
Geçmişte Buldan ve çevresinde dokuma boyamacılığı doğal kaynaklardan elde edilen
hammaddelerle yapılmaktaydı. Bunlar ayva çekirdeği, nar kabuğu, ceviz yaprağı ve meşe
palamudu gibi yörede doğadan kolay elde edilebilen kaynaklardır. Genellikle üretilen
mamuller parça dokuma ve metre dokuma olarak iki gruba ayrılmaktadır. Parça dokuma
ürünleri: Peştamal, üstlük, havlu, çarşaf, mendil, sofralıktır. Metre dokuma ürünleri ise:
Buldan bükülüsü, havlu, tentelik, elbezi, astar ve kanaviçedir. Aşağıda Resim 7 ve 8’de toplu
olarak Buldan üslükleri, peştamalleri, mendilleri, kanaviçesi ve havlu örnekleri verilmiştir.
Resim 7: Bayan ve erkek peştamal örnekleri[27]
Resim 8: Soldan sağa doğru Buldan üslükleri, peştamalleri, mendilleri, kanaviçesi ve havlu örnekleri Keskin, N., Gündoğan,A.,M., Öztürk, Ö.
6
3. BULDAN BÜKÜLÜSÜ (BULDAN BEZĐ)
XV. yüzyıl Osmanlı kayıtlarında “bürümcük” adıyla tanımlanan ipekli kumaşlara ve
günümüzde pek çok bölgede dokunan pamuklu dokumalara da bu yörede“bükülü”
denilmektedir [5]. Normal ipliğe göre, daha fazla bükülmüş “kıvrak” da denilen pamuk
ipliğinden bezayağı örgü tekniğiyle dokunan ve tezgâhta 14 sıklık/cm çözgü-14 sıklık/cm atkı
bulunan bu dokumalar maalesef Buldan merkezinde sayısı bir kaçı geçmeyen usta tarafından
üretilmektedir. Emek isteyen ince bir sanat olan bu iş kolundan, 1331 yılında ibn-i Batuta
“Orada pamuktan altın işlemeli kumaş imal olunur ki misli yoktur. Pamuğun nefis olması ve
kuvvetli eğrilmiş bulunması dolayısıyla ziyade dayanır. Bu kumaş beldenin adıyla anılır”
şeklinde bahsedilen [22], metre dokumalardan Buldan bükülüsü, atkıda bükülü iplik
kullanıldığı için kıvrımlı bir yüzeye sahiptir ve diğer bir adı da Buldan bezidir [13].
Yapılan araştırmalarda eski seyyahların ve tarihçilerin Denizli ve Buldan'ı ziyaretleri sırasında
"Boğası Bezin" dokunduğundan ve yüksek kalitelerinden bahsettiklerine rastlanmıştır.
13.yy'da ilk kez Đbn-i Batuda tarafından kaydedilen ve saray kadınları için (akalem) denen
ince bürümcük bezleri önce ak alemli bez, 17 yy'da boğası adı ile karşımıza çıkan bu dokuma
çeşidi, 1883 yılında Balkanlardan gelen göçmenlerin, yaygın bir şekilde dokumaya girmeleri
ile "muhacir bezi" adını almıştır. 1930 yılında bir tür daha geliştirilerek renkli ve bukle olarak
düz, kareli, çizgili desenler işlenmiştir. Yine bu dönemde valinin emriyle, bez Đzmir
okullarında önlüklük olarak kullanıldığı bilinmektedir. Böylece Buldan büyük bir pazar
bulmuştur. Bu dokuma “grofon” adı altında 20 yıl devam etmiştir. 2. Dünya Savaşı'ndan
sonra dokuma fabrikaları, el dokumasını etkilemiş ve tezgâhlar da bükülü dokumasına son
vererek astar dokumaya başlamışlardır.1950 yılında bükülünün başka bir tipi "Hoş gör" adı ile
dokunmaya başlamıştır. 1970' ten itibaren bükülü bez "Şile Bezi" olarak tanınınca, büyük bir
pazar bulmuş ve yeniden dokunmaya başlanmıştır. Pahalı ipek iplikleri arasına keten, pamuk
iplikler katılarak yapılan çubuklu, çizgili dokuma örnekleri “Helali” adı ile dokunmuştur.
Bürümcük konusunda, Macar Türkoloğu Zoltan Gombocz, özellikle “bürümcük” sözcüğünü
ele alarak, bu deyişin Macaristan’dan Mançurya’ya dek bilindiğini yazmaktadır. Anlam
olarak, bürünmek, sarınmak, örtünmek temelindeki Bürümcük sözcüğü, dokumacılıkta çok
bükümlü ipek iplikler ile dokunmuş, dokuma anlamındadır. Đpek ipliği yerine çok bükümlü,
yün, keten veya pamuk, iplikleri ile buruşuk yüzey görünümlü dokumalar halk arsında
“Kıvrak”, “Bükülü Bez” veya yöre adı ile anılan, “Mora Bezi”, “Buldan Bezi”, “Şile Bezi”,
“Kastamonu Sarı Kıvrak” bezi diye tanınmıştır. Fakat büyük çoğunlukla motorlu tezgâhlarla
el tezgâhları rekabet edemediğinden süreksiz ve tek tük el tezgâhı bükülü dokumaktadır. Şile
bezi adı ile bükülü duyulmaya başlayınca, bükülü beze ilçenin adı verilerek hem bir rekabet,
hem de ayırma isteğiyle Buldan bezi denmeye başlamıştır. Bütün bu ad değiştirmeler
nedeniyle ilçede her ad kullanılmasına rağmen yinede bükülü veya bürümcük adı en çok
kullanılmaktadır [12].
Bürümcük, temel dokuma örgülerinin en basit ve sağlamı olan, bezayağı dokuma
örgüsündedir. Genellikle çok bükümlü ipliklerin atkı olarak kullanıldığı Bürümcük
dokumalarında, hem atkı hem de çözgü ipliklerinin çok bükümlü olduğu örneklerde vardır.
Dokuma karakteristik, buruşuk yapısını, sıcak, sabunlu suda yıkanmasından sonra kazanır.
Đpliklerin büküm oranına göre eni daralan dokumanın, buruşuk yapısı ile vücut arasında hava
kaldığı ve kumaş vücuda yapışmadığı için ısı yalıtımı sağlanır. Bu nedenle Bürümcük
dokumalar genellikle iç giyimde kullanılmıştır (Bkz: Resim 9-10) [14]. Keskin, N., Gündoğan,A.,M., Öztürk, Ö.
7
Resim 9- Çok bükümlü atkı, Normal bükümlü
çözgü, Bezayağı dokuma örgüsü
(Çizim: Prof. Aydın UĞURLU [14].
Resim 10- Yıkama sonrası dokusal yüzey
görünümü (Çizim: Prof. Aydın UĞURLU) [14].
Buldan bezinden (bürümcük) yapılmış giysiler doğal giysilerdir ve kullanımları durumunda
bir çok avantajlarından söz edilebilir:
Bu kumaşlar;
- % 100 pamuktur
- Terletmez
- Vücuda nefes aldırır
- Serin tutar
- Rahat ve sağlıklıdır.
4. GÜNÜMÜZDE BULDAN DOKUMACILIĞI
Đsmini ilçenin adından alan ‘Buldan Bezi’ne olan ilginin Osmanlı Đmparatorluğu hükümdar ve
yakınlarına kadar uzandığı bilinmektedir. Bugün ise birçok devlet adamı ve sanatçı, Buldan el
dokumalarına büyük ilgi göstermektedir. Ürünlerin el sanatı olması ve hiçbir kimyasal madde
içermemesi, süregelen bu ilginin en önemli kaynağı olarak görülmektedir [15]. Geçmişte
Buldan boyamacılığında yörede yetişen bitkilerden (Sarı için sumak, siyah ve kahve için
palamut, yeşil için ceviz, bej ve tonları için soğan kabuğu kullanılmıştır) boya elde edilirken
günümüzde kolay ve ucuz olan kimyasal boyaların kullanımı yaygınlaşmıştır.
Buldan yöresinde halk tarafından sık kullanılan bir söz vardır. “Halkın emeği ipliktir”.
Oldukça ilkel araç ve gereçlerle üretilen iplik, boyanır ve el tezgâhlarından tablo gibi
mükemmel birer eser olarak kullanıma sunulur. Yörede daha önceleri ipek ve pamuk
kullanılırken, maliyetinin yüksek olması, imalatının güç oluşu gibi nedenlerle ipek yerine,
fabrikasyon imalatı floş ve pamuk iplikler kullanılmaktadır. Đpekli bir dokuma için kendileri
koza yetiştirdiği gibi Söğüt, Ödemiş ve Bursa’dan da koza getirilmektedir [16].
Eskiden olduğu gibi günümüze gelindiğinde de hala Buldan’da dokumacılığın ev ekonomisi
biçiminde yapıldığı görülmekle birlikte; Buldan’da dokumacılık; 1. Ev Sanayi 2. Küçük
Sanayi 3. Atölyelerde Toplu Çalışma 4. Fabrika Tipi Đşletmeler şeklindedir [17] Buldan’da
her ev bir fabrikadır. Ailenin en küçük bireyinden en yaşlı bireyine kadar herkes
dokumacılığın içindedir. Buldan da kumaşlar el emeği göz nuruyla ilmek ilmek dokunur. Keskin, N., Gündoğan,A.,M., Öztürk, Ö.
8
Buldan dokumalarının her ilmiğinde sevdalar vardır. Buldan da birkaç dokuma türü dışında
her türlü dokuma çeşidi dokunur. Kendine özgü dokuma türü dışında Buldan da dokunan
havlular iç piyasadan ziyade yurt dışı pazarlarda büyük rağbet görmektedir. Son yıllarda el
gücüyle çalışan ağaç tezgâhlarda dokunan ev tekstili ürünleri Buldan’ın en çok aranan
ürünleridir. Ancak teknolojik gelişimin bir sonucu olan seri üretim Buldan’da da kendini
göstermiştir. Bugün kamçılı el tezgâhlarının yerini, motorlu mekanik tezgâhlar almaktadır
[16]. Motorlu tezgâhların yaygınlaşması, seri üretime geçilmesi, ulusal pazarla ve dünya
ekonomisiyle giderek artan bütünleşme nedeniyle Buldan’ın toplumsal yapısı önemli ölçüde
değişmiş ve toplumsal sınıflar arasındaki farklar belirginleşmiştir. Đplik ticareti yapan, havlu
bez gibi iki temel ürünün pazarlanmasında büyük rol oynayan ve yüzlerce motorlu tezgâh
sahibine fason iş vererek onları istihdam eden bir “tüccar-imalatçı” tabakanın ortaya çıkması
buna örnektir.
Buldan el dokumacıları Buldan bezinin kendilerine baba yadigârı olduğunu belirtmekte ve
sürdürebildikleri sürece mesleklerini yaşatacaklarını söylemektedirler. Onlar için buldan bezi,
hobi, sevda, ekmek teknesi gibi görülmektedir [18]. Ancak üreticilerin kooperatifleşememesi
ve bir birlik altında toplanarak ortak hareket edememeleri Buldan dokumacılığının
yaşatılmasında sorunların olduğunu göstermektedir.
Günümüzde üretim maliyetlerin artması sonucunda ucuz ve kalitesi düşük Çin malı dokuma
ürünlerini satan dükkânlar ortaya çıkmış ve Buldan’da üretilen dokumaların satışını
etkilemiştir. Buldan halkının deyimiyle Buldanlı Çin malı satarak kendi kendini
baltalamaktadır. Çünkü Buldan’da asıl olan üretimdir, günümüzde ise bu faaliyet üretimden
ticarete kaymaya başlamıştır. Böylece el-dokumacılığı geri plana itilmiş ve pazarın daralması
ekonomik gelirde düşüşe neden olmuştur.
Bardakçı ve arkadaşlarının yaptığı araştırmaya göre de; ürünlerini çoğunlukla Buldan
merkezde toptan veya perakende olarak satışa sunan esnaf, Çin’den ithal edilen ürünleri bir
tehdit olarak algılamaktadır. Araştırma bulgularına göre; Çin’den ithal yoluyla gelen ürünlerin
piyasaya girmesi sonucunda Buldan dokumalarının satışlarında azalma olduğu belirtilmiştir.
Yine aynı araştırmada, Buldan dokumalarına rakip olarak görülen Çin tehdidine karşı
atılabilecek adımları belirleyebilmek üzere açık uçlu olarak sorulan “Buldan tekstilinin
gelişmesi için sizce neler yapılmalıdır?” sorusuna verilen cevapların tasnif edilmesi
sonucunda 18 faktör belirlenmiştir. Bu faktörler, kalite artışı, tanıtım, birliktelik, Çin
ürünlerinin engellenmesi, markalaşma, kalite kontrol, teşvik, ar-ge çalışmaları, ürün
çeşitlemesi, ayağa giderek satışın engellenmesi, fabrikasyon üretimin azaltılması, maliyet
düşünün sağlanması, profesyonel dağıtım, standart fiyat uygulaması, tasarım
zenginleştirilmesi, teknolojik yenilikler, teşhir salonu uygulaması ve yeni pazarlar
arayışlarının olmasıdır. Bu faktörlerden kalite artışı, tanıtım ve birliktelik faktörlerinin Buldan
tekstilini geliştirmede en önemli faktörler olduğu belirlenmiştir. Buldanlı dokumacılar,
Buldan tekstil ürünlerinin tercih edilmesinde en önemli neden olarak ev tekstili kısmını
oluşturan parçaların el işlemesi ile donatılmış olması veya dokumanın elde yapılmış
olmasının etkili olduğu düşüncesindedir. Bu bağlamda ürünlerin hem katma değerinin
arttırılması hem de daha fazla tercih edilebilmesinin sağlanabilmesi amacıyla ürün üzerindeki
el emeğinin arttırılmasına dönük olarak el tezgâhlarının sayısının ve niteliğinin artırılması ve
bu üreticilerin komisyonculara/aracılara ezdirilmemesi amacıyla bunların bir çatı altına
getirildiği bir kooperatifin oluşturulması önemli görülmektedir. Buldan bezinin tercih
edilmesinde en önemli faktörün kaliteden çok el emeği olduğunun düşünülmesi de ilginçtir.
Ürünler el emeği olduğu için tercih edilmekte ancak kalite konusunda satıcılar/üreticiler Keskin, N., Gündoğan,A.,M., Öztürk, Ö.
9
eksiklikler görmektedir. Bu anlamda hem kalite artışı hem de el emeği artışı sağlanabilirse
özellikle dış pazarlarda başarılı olma olasılığının artacağı düşünülebilir.
Maliyetlerin yüksekliği, Çin, Hindistan ve Bangladeş gibi Uzakdoğu ülkelerinin tehdidi gibi
nedenlerle Buldan bezinin markalaşması ve katma değeri yüksek ürünlere yönelmesi
gerekmektedir. Ancak böyle bir uygulamanın riskleri de vardır. Bu yüksek gelir grubuna mal
satan markalı firmaların kendi aralarındaki rekabeti ve ürettiği ürünlerin giderek standart hale
gelip aynılaşması sonucu; satışlar düşmekte ve kârlarda aşağı çekilmektedir. Bu bakımdan salt
markalı ürünler satmak büyük risk içermekte ve Buldan bezinin daha az özellikli, daha düşük
fiyatla satılabileceği, nüfusun bol olduğu ülkelere pazarlanması büyük önem taşımaktadır. Bu
ülkeler Türkiye’nin kuzeyinde Ukrayna, Rusya, Türk Cumhuriyetleri Doğusunda ise Çin’e
kadar olan ülkeler, Afrika, Güney Amerika ve Arap ülkeleridir. [19]
Günümüzde Buldan bezinin üretiminde fabrikalaşma sürecinin başlamasına rağmen
geleneksel el dokumacılığı da sürdürülmektedir. Dokumacılar evlerin bir bölümünde evatölyeleri geleneğini yaşatmaktadırlar.
2009'da yapılan “Buldan Tekstil Sanayinin Gelişimi ve Envanter Araştırması”na göre ilçede
evlerde toplam 45 adet el tezgâhı, 260 adet jakarlı kara tezgâh, 111 adet armürlü kara tezgâh,
38 adet yuvalı kara tezgâh, 27 adet mekanik nakış makinesi, 58 adet bilgisayar destekli nakış
makinesi, 124 adet kasnak makinesi bulunmaktadır. Đş yerlerinde ise, 102 adet motorlu
tezgâh, 65 adet armürlü kara tezgâh, 52 adet jakarlı kara tezgâh, 10 adet yuvalı kara tezgâh,
39 adet bilgisayar destekli nakış makinesi ve13 adet kasnak makinesi bulunmaktadır. [13]
Dokumacılar kumaşlara Buldan gülü, kuşgözü, bademli, siyah üstlük, pancarlı, muskalı
isimlerini verdikleri motifleri yıllardır işleyerek ustalaşmışlardır. Bu motifler geleneksel
olarak yaşatılmaya çalışılsa da ellerinde bir arşiv bulunmamakta ve babadan oğula çıraklık
ustalık yöntemiyle aktarılmaktadır. Yeni nesil gençlerin baba mesleği dokumacılığa çok sıcak
bakmamaları, başka mesleklere yönelmeleri vb. nedenlerle bu motifler yok olmaya yüz
tutmaktadır. Ayrıca teknolojik çağın gereklerine uyularak yeni modernize motifler
dokumalarda yerini almıştır. Modernize edilmiş dokuma resimleri aşağıda Resim 11-12-13-
14’de görülebilir.
Resim 11: Modernize havlu örnekleri Keskin, N., Gündoğan,A.,M., Öztürk, Ö.
10
Resim 12: Modernize bluz örnekleri
Resim 13 : Modernize elbise örnekleri
Resim 14 : Modernize edilmiş ürünler [28]
Dokuma merkezlerinin asırlar boyu aynı il ve yörelerde bulunması rastlantı değildir. Osmanlı
döneminde de esnaf loncalarının iyi örgütlenmiş olması, sarayın bu işe ehemmiyet vermesi
gibi nedenlerle dokumacılık oldukça önemli bir sanat kolu haline gelmiştir. Öyle ki saraya
bağlı dokuma ustalarının, özel günlerde padişaha hediye edilmek üzere kumaşlar
hazırladıkları ve karşılığında büyük paralar aldıkları bilinmektedir. Bu ödüllerden amaç ise Keskin, N., Gündoğan,A.,M., Öztürk, Ö.
11
sanatçı ve zanaatçıları özendirip, kendi sanatlarında ilerlemeleri için teşvik etmekti. Bugün ise
kökeni oldukça eskilere dayanan bu ananevi sanatımızı yaşatma çabası içerisinde olan
Buldan’a ve Buldanlıya yeterli ilgi gösterilmemektedir. Gerek kamu kurumlarının, gerek özel
müteşebbislerin ve bilim-sanat insanlarının bu konuya hassasiyetle yaklaşarak, Buldan
dokuma geleneğinin, teknoloji ve sanat estetiği ile birleştirerek gelecek kuşaklara aktarılması
için çözümler üretmeleri gerekmektedir. [21]
Günümüzde Buldan dokumalarında markalaşmaya gidilmesi, reklam ve tutundurma
çalışmalarının iyi yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda aşağıda Buldan dokumaları üzerine
günümüz medyasında çıkan haberlerden alıntılar verilmiştir.
Buldan’ın son ipek ustası Habib Dışkaya “Saf ipekten el tezgahlarında yaptığımız dokumaları
diğer illere satmaya giderdik. Sonra Đstanbul’dan alıcılar gelmeye başladı, Vakko, Beymen
gibi ünlü markalar dokumalarımızı almaya geldi. Sonradan mallarımızın değerini anlayan
simsarlar mallarımızı alıp bizim isimlerini bilemediğimiz kişilere pazarladılar” derken [23]
günümüzde üretim ve pazarlama süreçlerinde farklılık yaratılması gerektiğini belirtmiştir.
Musa Keserlioğlu, kendi yaptığı el tezgâhlarında peştamal, üslük, halep, yığma havlu
dokumuştur. Şimdilerde pek bilinmeyen çukur tezgâhların ve çıkrıkların minyatürlerini
yapmakta ve pazarlamaktadır. Keserlioğlu “Bu tezgâhlar bize atalarımızın mirasıdır… Zira
dokumacılığı bilmeyen bu tezgâhları yapamaz. Tüm Buldanlımızı birlik olmaya, dokumacılık
sanatımıza sahip çıkmaya davet ediyorum. Özellikle gençlerimiz bu kültürümüze sahip
çıkmalıdır…” dedi. Musa Usta minyatürünü yaptığı çukur el tezgâhlarında 1945’de Alman
Harbi esnasında (2. Dünya Savaşı) yaralılarında tedavisinde kullanılmak üzere sargı bezi ve
grapon dokuduklarını, bunu hiç unutamadığını sözlerine ekledi [24].
7 Temmuz 2009 tarihli Milliyet gazetesinde yayınlanan habere göre; “Dünyanın en ünlü el
dokumalarından olan ve birçok devlet adamının sarayını süsleyen Buldan kumaşları, Çin
ürünlerine yenik düşmemek için direniyor..” denilmiştir.
12 Mayıs 2007 tarihli Sabah gazetesinde yayınlanan habere göre; Buldan Kaymakamlığı El
Sanatları Merkezi'nde (BELSAM) el tezgâhında dokunan kumaşların Đtalya Başbakanı Silvio
Berlusconi, ABD Başkanı George W. Bush, Đngiltere Başbakanı Tony Blair ve Đngiltere
Kraliyet Ailesi'nin evine 'özel sipariş' ile girdiğini bildirmiştir… [25].
30 Mayıs 2005 tarihli Aksiyon dergisinde yayınlanan Akagündüz’ün “Kalite Karın
Doyurmuyor” başlıklı yazısında; Đhsan Dönmez “Đsrail, Kanada ve Porto Rico ile başlayan
ihracat portföyüne Yunanistan, Avusturya ve Đtalya'yı da eklemiş. Ancak, Buldan
dokumasının geleceğiyle ilgili iyimser tahminler yapmaktan uzak duruyor. Ona göre devlet
destek vermezse dokuma tezgâhlarının tıkırtısı kesilebilir…” demiştir [26].
5. SONUÇ OLARAK;
Buldan dokumacılığı yüzyıllar öncesinden günümüze uzanan tarihi sürecinin birçok
aşamasında değişimler geçirmesine rağmen ayakta kalabilme mücadelesi vermektedir. Bu
bağlamda gözlenen ilk değişim dokuma tezgâhlarında başlamıştır. Geçmişte çukur ve el
tezgâhları kullanılırken, günümüzde motorlu tezgâhlara geçiş yaşanmıştır. Sayıları oldukça Keskin, N., Gündoğan,A.,M., Öztürk, Ö.
12
azalmasına rağmen hala el tezgâhlarına sahip olan Buldan, geleneksel el dokumacılığını
yaşatmaya çalışmaktadır.
Buldan iplikleri geçmişte ipek ve pamuk ağırlıklı iken günümüzde maliyet artışlarına
direnememiş bunun sonucunda alternatif ürünler olan ipek yerine, fabrikasyon imalatı floş ve
pamuk iplikler kullanılmaktadır. Boyamacılıkta kullanılan doğal kök boyaların yerini de yine
kolay ve ucuz olan kimyasal boyalar almıştır. Hala Buldan’da üretimi gerçekleşen dokuma
ürünleri hem çağın gereklerine uygun olarak modernize edilmekte hem de gelenekselliğini
koruyarak Türkiye ve dünya pazarında satışa sunulmaktadır.
Günümüzde tekstil sektörünü tehdit eden en önemli unsurlardan olan Çin vb. doğu ülkelerinin
Türkiye pazarına girmesiyle birlikte yaşanan kriz Buldan dokumacılığını da olumsuz yönde
etkilemiştir. Bu olumsuzluğun giderilebilmesi için bu tür ürünlerin satışının ilçede
yasaklanması gerekmektedir.
Hala yüzyıllardır aile işletmeciliği olarak yürütülen dokumacılık zanaatının yaşatılabilmesi
için çalışmalar yapılmalıdır. Şimdiye kadar çıraklık-ustalık ilişkisiyle babadan oğula geçen
dokumacılık öğretiminin yaşatılması için yeni eğitim yöntemlerinin (okul, kurs vb.)
yaygınlaştırılması ve gençlere aşılanması gerekir.
Şu anda Türkiye ve dünya pazarında yer alan Buldan dokumacılığının ayakta kalabilmesi için
markalaşma sürecini tamamlamaları, birlik ve beraberliğin sağlanabilmesi için etkin bir
kooperatif sisteminin kurulması gerekmektedir. Etkin bir kooperatifleşme sağlanamazsa
Buldan dokumaları zamana karşı duramayacaktır.
Sonuç olarak; geleneksel Buldan bezlerinden üretilen ürünler içerisinde yer alan çarşaflar,
havlular, peştamallar, poşular, mendiller, kurulama bezleri, şallar, elbiseler, bluzlar, etekler
vb. birçok ürün geçmişten günümüze Buldan dokuması olarak varlığını devam ettirecektir.
Bizce sağlık ve sıhhatini düşünen herkes Buldan dokumalarını kullanmalıdır. Kamu kurum ve
kuruluşları ve özel sektör başta olmak üzere Buldan dokumalarına gereken önem verilmeli ve
gelecek kuşaklara aktarılması için çözümler üretilmelidir.
5.KAYNAKLAR
[1] www.buldan.bel.tr, 2010.
[2] www.buldan.gov.tr, 2010.
[3] Şevik, F.Ş., Hoşçakal, U.A., “Buldan Kültür Mirasının Korunması ve Yerel Kalkınmanın
Sağlanması”. Buldan Kültür Mirası Dergisi/Buldan Kaymakamlığı ve Buldan Belediyesi
Kültür Yayını, Sayfa 3, Buldan. 2008.
[4] www.turkcebilgi.com, 2010
[5] Anonim, Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedi, Cilt: 4, Đstanbul. 1987.
[6] Arpacı, M., Utkun, E., “Yöresel Buldan Dokumalarının Geçmişteki ve Günümüzdeki
Kullanım Alanlarının Karşılaştırılması”. Uluslararası Katılımlı Güzel Sanatlar ve Tasarım
Sempozyumu. 18-24 Ekim Eskişehir. 2009. Keskin, N., Gündoğan,A.,M., Öztürk, Ö.
13
[7] Erdoğan, Z., “Buldan Dokumacılığı ve Đlçede Üretilen Düz Dokumaların Bazı Özellikleri
Üzerine Bir Araştırma”, (Basılmamış Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri
Enstitüsü), 1996.
[8] Başaran, M., “Çulha Mesleğinin Önemine Đlişkin Bir Belge (Milli Mücadele Dönemi)”
Buldan Sempozyumu. 23-24 Kasım Buldan. 2006.
[9] Bayoğlu, A., “Ekonomik ve Sosyal Açıdan Tarihte Buldan”. Buldan Belediyesi Kültür
Yayınları, Kasım, Buldan. 2006.
[10] Parmaksızoğlu, Đ., (Hazırlayan) “Đbn Batuta, Seyahatname”. MEB, Đstanbul.1971.
[11] Buran, G.,”Denizli Đli Sanayisinin, Sektörel Dağılımına Göre Ekonomik Durumu”.
Başbakanlık Devlet Đstatistik Enstitüsü Araştırma Tetkik Đstatistik Teknikleri Daire Başkanlığı
Yayınları, Sayfa 62, Ankara. 1999.
[12] http://site.mynet.com/ugurkzlz, 2010
[13] Ertuğrul, Đ., Utkun, E., “Buldan Tekstil Sanayinin Gelişimi Ve Envanter Araştırması”.
Ekin Basım Yayın Dağıtım, Sayfa 25-89, Buldan. 2009.
[14] Uğurlu, A., Uğurlu, S. S., “Yörenin Kültürel Kimliği Olarak Buldan Bezi” Buldan
Sempozyumu. 23-24 Kasım Buldan. 2006.
[15] Bardakçı, A., Haşıloğlu, Ş.B., “Buldan Dokumacılık Đşletmelerinde Güç Birliği: Ortak
Marka – Perakendecilik”, Kent Esnaf ve Zanaatkarlarının Sorunları ve Çözüm Önerileri, Kam
Yayınları 1. Baskı, Sayfa 33-48, Mayıs. 2008.
[16] Aytaç, A., Hidayetoğlu, M. H., “Buldan Mekikli Dokumaları”. Milli Folklor Üç Aylık
Uluslararsı Halk Bilimi Dergisi Cilt: 8, Sayı: 62, 49-52 Yaz 2004.
[17] Ayata, S., “Kasabada Zenaat Üretimi ve Toplumsal Tabakalaşma (Buldan)”, ODTÜ
Gelişme Dergisi, Cilt:15, 49-72, 1988.
[18] Marangoz, M. , Akyıldız, M., “Doğal ve Kültürel Mirasın Korunması Açısından Coğrafi
Đşaretlerin Önemi ve Buldan Bezi Örneği”. Buldan Sempozyumu. 23-24 Kasım Buldan. 2006.
[19] Bağrıaçık, A., Dalbudak, M., Kükrek, S., “ Buldan Tekstilinin Dış Pazarlama, Ar-ge ve
Kalite Đyileştirme Sorunları ve Çözüm Yolları”, Buldan Sempozyumu. 23-24 Kasım Buldan.
2006.
[20] GÜRSU, N., “Türk Dokumacılık Sanatı”. Redhouse Yayınları, Sayfa 18-19, Đstanbul.
1988.
[21] Yılmaz, S., “Tekstil Uygarlığı ve Buldan”. 23-24 Kasım, Buldan Sempozyumu. 261-273,
2006.
[22] Yağan, Ş. Y., “Türk El Dokumacılığı”, Đstanbul. 1978. Keskin, N., Gündoğan,A.,M., Öztürk, Ö.
14
[23] www.aksam.com.tr, 2010
[24] http://buldandayasam.net, 2010
[25] http://arsiv.sabah.com.tr, 2010
[26] Akagündüz, Ü. Ö., http://www.aksiyon.com.tr/aksiyon/haber 14036-34-genc-osmanagomlek-emine-erdogana-sal.html, 2010.
[27] http://www.turksanatlari.com, 2010.
[28] http://www.toreci.com.tr, 2010.
[28] http://www.ibrahimodel.com, 2010.