DERİ TEKLONOJİSİ KÜRKÜN RENGİ
Kürk hayvanlarında kürkün rengini korteks ve bazen de medula tabakasındaki pigment tanecikleri meydana getirir. Pigment tanecikleri protein orjinli olup “melanin” diye isimlendirilirler. Melanin yunanca “melas=siyah” kelimesinden gelmektedir. Bu tanecikler sadece liflerde değil aynı zamanda epidermiste ve gözün iris tabakasında da bulunur. Boyları 0.1-3 mikron arasında değişir. Elektron mikroskobu ile fotoğrafları çekilebilmektedir. Pigment bir çok eriticilerde erimez. Hatta konsantre asitlere bile dayanıklıdır. Renk olarak, kahverengi, siyah, kırmızı-kahverengi, sarı veya kırmızıdır. Siyah, koyu kahve ve koyu gri rengi veren “eumelanin” ve sarı, kırmızı-kahverengi ve kırmızı rengi veren pigment “phaeomelanin” dir. Bu renkler mesela Kolinsky, Japon gelinciği ve kırmızı tilkinin renkleridir. Bazı hayvanlarda her ikisi de bulunabilir.
Pigmentlerin her ikisi de epidermiste melamoncytes hücrelerinde sentezlenirler. Bu hücreler, epidermisin malpiki tabakasındaki toplam hücre sayısının %5-15’ini meydana getirirler. Pigmentlerin meydana gelişinin adrenal korteks ve bilhassa hipofiz hormonu ile tenbih edildiği zannedilmektedir. Pigment tanecikleri hücre bölünmesi ile yeni teşekkül eden hücreye geçerler. Böylece melanin devamlı olarak sentezlenmiş olur.
Melanin tanecikleri, lifin teşekkülü esnasında korteks hücrelerine girerek lifin rengine ait hücre materyali haline gelirler. Normal olarak, foliküllerdeki melanin hücreleri melanin granüllerini sentezleyip depo eder ve lifte muntazam bir pigmentasyon meydana gelir. Pigment dağılımı genetik olarak kontrol edilir. Pigmentasyon keratinleşmeden daha önce meydana gelmektedir. Melanin hücrelerinde melanin sentezlenmesi araştırıcılar tarafından geniş çapta incelenmiş ve pigmentin tirozinin bakır ihtiva eden tirosinas enzimi ile katalitik oksidastonu sonucu meydana geldiği açıklanmıştır.
Pigmentin meydana gelişinde 3 safha vardır:
1. Kırmızı pigmentlerin (Hallochrome) meydana gelişi,
2. Hallochromun hafif renkli bir maddeye oksidasyonu
3. Son oksidasyon safası ile melanin meydana gelişi ki bu reaksiyon henüz tan olarak açıklanamamıştır.
Eu melaninle, phaeo melanin arasındaki arijin ve kompozisyon farkı da henüz kesinlikle bilinmemektedir. Phaeomalaninin, eu-melaninin bir oksidasyon ürünü olduğu zannedilmektedir. Ancak bu oksidasyonu yapan enzimin ne olduğu bilinmemektedir.
İki melaninin renk farklılıklarına ilaveten, eu-melanin granülleri genellikle oval veya yuvarlak olup, Phaeomalanini tanecikleri daha geniştir. Eu-melanin alkalilerde hemen hemen çözülmez. Halbuki Phaeomalanin çözünür.
Memelilerin çoğu uniform renkte değildir. Genellikle sırt bölgeleri daha koyu, yan bölgeler daha açık renktedir. Bu farklılık esas itibariyle genetik yapı ile ilgili olmakla beraber bunda ışığın da rolü vardır.
Memeli hayvanların sadece bir kısmı tek renklidir. Karışık renklilik ya farklı renkteki tek liflerin mevcudiyetinden veya liflerin uzunlukları boyunca çeşitli renk tonlarının yani açık veya koyu renkli halkaların bulunmasından ileri gelir.
Bir çok memelilerin kürk örtüsünde ise benekler, çizgiler, çok renkli bölgeler bulunabilir. Bu durum, tabiatın bu hayvanlara sağladığı gizlenme veya kamuflaj halidir. Çünkü kendi normal çevrelerine uyan renklere sahip hayvanlar yaşamlarını bu suretle daha kolaylıkla sürdürürler. Mesela kutup bölgesinde yaşayan hayvanlar beyaz kürkleri sayesinde kara adapte olmuşlardır. Beyaz ayı, kutup tilkisi, ermin gibi hayvanlarda dominant renk beyaz olup bunlarda melanin teşekkülünü yavaşlatan throsinas inhibitörü vardır. Bazı memelilerde nadir olarak“albinizm” ortaya çıkmaktadır. Bunlarda tyrosinaz meydana gelmediğinden melanin yoktur. Melaninsizlik genetik bakımından resesiftir.
Çeşitli hayvanların kürklerinde bazen renk değişmeleri meydana gelmektedir. Mesela erminde mevsime bağlı olarak bu şekilde bir değişiklik görülür. Erminde yılda iki defa lif dökümü olur. İkinci lif dökümüne doğru eski renkli liflerin altından beyaz lifler çıkmaya başlar. Böylece renkli yaz kürkünün yerini beyaz kış kürkü alır. Buna sebep olan faktör, sıcaklık değişikliğinden ziyade ultraviyole miktarındaki değişikliklerdir.
Melanin bazen de anormal şekilde üretilir. Mesela siyah tilki (kırmızı tilkiden mutasyonla meydana gelmiştir), siyah leopar ve son zamanlarda meydana getirilen koyu vizon buna örnektir. Bu anormalliğe “melanizm” adı verilir. Havana tavşanlarında ve bazen köstebeklerde görülen anormal kahverenkliliğe de “chromizm” adı verilmektedir.
Gümüşi tilki ve vizonu evciltme mutasyonları, seleksiyonla pigmentasyonun nasıl meydana getirilebileceğini göstermektedir. Gümüşi tilki %100 pigmente sahip kabul edilirse; “inci” mutasyonu %77, “platin” %33 pigmente havidir. Aynı şekilde standart vizon %100 kabul edilirse pastel mutasyonu %53 ve silverblue %31 dir. Pigmentin dağılışı, miktarı ve renksiz hava habbecikleri ile olan karışımı kürklerde çok değişik renk tonlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Kürkün genel rengi kısmen pigmentasyona kısmen de ışık girişimlerine bağlıdır.
Lif örtüsünün rengine etki eden en önemli faktör iklimdir. Kuru ve sıcak iklimde canlı pigmentler kolay çözünür ve kırmızımtrak sarıdan, pas rengine kadar renkleri olan yuvarlak phaeo melanini hasıl eder. Buna karşılık koyu kahverengiden kahverengine kadar renk tonlarını meydana getiren eu-melanin ortadan kaybolur. Soğuk iklim ve bölgelerde ise phaeo melanin azaldığı halde mat renkli eu-melanin ortaya çıkmaktadır. Çok şiddetli soğuklarda phaeo melaninin gelişmesi o kadar azalır ki sonunda hayvanın kürkü beyaz, polar renkte görülür. Bu olay bazı memeli hayvanların koyu, bazılarının ise açık renk kış kürküne sahip olabileceğini açıklar.
Tabiatta koyu kürkler ile yüksek rutubet ve açık renk kürklerle kurak şarlar arasında bir korelasyon vardır. Yüksek rutubet ve sıcaklık eu-melaninin meydana gelmesini kolaylaştırır. Buna karşılık kuraklık ve sıcaklık sarı ve kırmızı kahverengi phaeo-melaninin meydana gelmesini sağlar. Daha düşük sıcaklıklar gri ve gri-kahverengi formları meydana getirir. Koyu renk lifler güneşin sıcaklığını absorbe eder. Melanin koruyucu etki yaparak alttaki dokuları fazla ultraviyole ışınlarına karşı korur. Sarı ışınlar lokal asiditeye sebep olur ve tyrosinase aksiyonunu hemen hemen durdurur. Halbuki ultraviyole ışınları trosinase aktivitesini arttırarak alkalik şartların doğmasına sebep olur.
Renkli liflerde toplam melanin miktarı lif ağırlığının %5 ini nadiren geçer. Melaninin enteresan bir özelliği %002 demir ihtiva etmesidir ki, demir bu kompleks molekülü bölünme bir parçası olarak görülür. Demir, non-iyonik formdadır ve molekülün yapısı içinde oynadığı rol aydınlatılamamıştır. Bu demir, asidik demir tuzu solüsyonlarından demir absorbe etme özelliğindedir ve pigmenti koyulaştırır. Renkli liflerin demir absorbsiyonunun beyaz liflere nazaran çok daha süratli olduğu anlaşılmıştır. Demir ve melanin arasındaki birlik sabittir ve hidrojen peroksit beyazlatmasının geliştirmek için iyi bir katalizör etkisi gösterir, bu özellikten tabii kürk renklerinin takviye edilmesinde geniş ölçüde yararlanılmaktadır. Renkli lifler konsantre alkalilere, redüksiyon maddelerine ve prolitik enzimlere dayanıklı olduğu kadar, mekanik olarak da daha sağlamdır.
meb.gov