Artan maliyetler, zayıflayan rekabetçilik ve istihdam kaybıyla zor bir dönemden geçen tekstil ve konfeksiyon sektörü, 2026’ya dair beklentilerini net uyarılar ve dönüşüm çağrılarıyla ortaya koyuyor. Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı ve Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, sektörün ayakta kalabilmesi için yapısal desteklerin kaçınılmaz olduğunu vurguluyor.

Rakamlar uyarıyor: İhracat düşüyor, maliyet farkı açılıyor
2025 yılı, tekstil ve konfeksiyon sektörü açısından nasıl geçti? Üyelerinizden en sık gelen sorunlar ve beklentiler nelerdi?
“Türkiye sektörel bazda ihracat rakamları incelendiğinde, 2025 yılı Ocak-Kasım döneminde tekstil ve hammaddeleri ihracatının 2024 yılının aynı dönemine göre %1 düşüşle 8,6 milyar USD olarak gerçekleştiği görülmektedir.
Bölgemizden yapılan sektör ihracatı ise, 417 milyon USD olarak gerçekleştirilmiş olup bir önceki yıla göre %3 oranında bir artış görülmüştür. 2025 sonu hedefimiz, 2024 yılı bölgemizden geçen tekstil ihracat rakamlarını muhafaza etmekti ve bölgesel bazda bakıldığında yıl sonunda hedefimizi yakalayacağımız öngörülmektedir.
Hazır giyim sektöründe ise 2022’de yaklaşık 21 milyar dolar seviyesinde zirveyi görmüş olan ihracat, bu tarihten itibaren her yıl kan kaybediyor; 2025’te de geçen yıla kıyasla yaklaşık 1 milyar dolarlık ilave kaybın sürdüğü bir tabloyla karşı karşıyayız. Sanayi ihracatı genel olarak artış gösterirken hazır giyimin sanayi ihracatı içindeki payının gerilemesi, sektörün geleneksel net ihracatçı gücünün zayıfladığını da ortaya koyuyor.
Net döviz katkımızın 2022’ye kıyasla yaklaşık yüzde 20’ye yakın gerileyerek 19,6 milyar dolardan 15,7 milyar dolara inmesi bu baskının somut göstergelerinden biri.
İhracatçılarımızdan; bir yandan küresel talepteki daralma ve alıcıların fiyat baskısı, diğer yandan içeride artan üretim maliyetleri ve finansmana erişimdeki zorluk; ihracatımızın değer ve miktar tarafında zorlanmasına neden olduğu için rekabet etmekte zorlandıkları bilgisini alıyoruz.
Enerji, işçilik ve lojistik maliyetlerindeki artış Türkiye’yi rakiplerine kıyasla daha pahalı bir üretim merkezi haline getirmektedir.
Sektörümüz Uzakdoğu ülkelerine göre yüzde 60, Mısır, Fas ve Tunus’a göre yüzde 40-45 daha pahalı durumda.
Personel maliyetlerinin artışı, kurdaki artış ile enflasyondaki artış dengesizliği, sektörü mali olarak zor bir sürece sokmuş ve maalesef 2025 yılı istihdam kaybının ve işyeri kapanmalarının yoğun yaşandığı bir yıl olmuştur. Finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar, yüksek faizler ve küresel talepteki dalgalanmalar ihracatçımız için ciddi engeller oluşturmuştur.
Çok sistemli ve yapısal desteklere ihtiyacı var firmalarımızın, aksi taktirde 2026 yılında ayakta kalmaları çok zor olacak.
Firmalarımız, katma değerli ihracata, kendilerini öne çıkaracak konulara; sürdürülebilirlik, dijitalleşme gibi yönelmeye başladılar ancak bunların da bir maliyet oluşturduğunu unutmamak gerekiyor.”
İstihdam kaybı ve kapanmalar 2026’ya baskı taşıyor
Sektörün küresel rekabet gücünü artırmak için hangi yapısal reformlar gerekli? İhracat teşvikleri, Eximbank kredileri ve KGF destekleri konusunda nasıl düzenlemeler yapılmalı?
“Tekstil sektörü, istihdamın yoğun olduğu sektörler arasında olduğu için 2025 yılında da maalesef istihdam kaybının en yoğun hissedildiği sektörlerden oldu. 2025’in sonuna gelindiğinde sektörün çalışan sayısı, kapasitesi ve firmaların sayısı geçmiş yıllara kıyasla belirgin biçimde zayıflamış durumda. Bu yıl tekstil ve hazır giyim sektöründe yaşanan işten çıkarmalar, firmaların bir kısmının kapanması ve bazı firmaların üretim yerlerini yurtdışına kaydırması 2026 yılı açısından önemli dönüşüm baskıları anlamına geliyor. Cumhurbaşkanımızın açıkladığı, istihdamı teşvik etme ve KOBİ’lere destek amacıyla çalışan başına verilen desteğin 2026 yılında 3.500 liraya çıkarılacağı haberi sevindirici bir haber ancak sektörün daha güçlü desteklere ihtiyacı var.
Özellikle stratejik dönüşüm, teknoloji & katma değer artışı, iyileştirilmiş makroekonomik koşullar, teşvikler ve devlet–özel sektör iş birliği yoluyla 2026’da bazı dengelenmeler sağlanabilir. Düşük faizli finansmana erişim, vergi / teşvik /istihdam politikaları ve kredi destekleri ile bu dönüşüm hızlandırılabilir. 2026 yılı yatırım politikası olarak ise; teknik tekstil, katma değer odaklı Ar-Ge, e-ihracat, pazar çeşitlendirmesi ve finansman desteklerini odağa alan çok yönlü yatırım planları benimsenmelidir.”
Rekabetçilik için dönüşüm artık ertelenemez
Maliyet yapısı, kur politikası ve finansmana erişim sektörü nasıl etkiliyor?
“Sektör maalesef hızla kan kaybetmektedir. Yüksek enflasyon, yüksek faiz ve döviz kuru baskılarının devam etmesi halinde, artan asgari ücret ve başta enerji maliyetleri olmak üzere artan üretim maliyetleri ile sektör halen büyük risk altındadır. Özellikle Asya’daki ucuz iş gücü ve maliyetler de sektörün karşı karşıya kaldığı önemli riskler arasındadır.
Sektörün toparlanabilmesi için kur ve enflasyon uyumu, ihracatçıya devlet desteklerinin arttırılması ve kredi-finansman imkanlarının geliştirilmesi gibi politikaların uygulanmasını gerekmektedir.”
Güçlü altyapı hâlâ en önemli avantaj
Türkiye tekstil ve konfeksiyon sektörünü önümüzdeki yıllarda nerede görüyorsunuz?
“Tekstil sektörü için 2026 yılı hedefimiz 2025 yılı ihracatını korumak olacaktır. 2025 yılında maalesef tekstil ihracı çok sınırlı kaldı ve Bölgemizden yapılan ihracatta çoğunlukla hammadde olan pamuk ihraç edildi. 2026 yılında tekstilde keskin bir düşüş görülme ihtimali çok yüksektir.
Hazır giyim sektörü için de 2025 yılı sonu hedefimizi “mutlak büyüme” yerine pazar kaybetmeden kaybı sınırlamak ve değer bazlı ihracatı güçlendirmek üzerine konumlandırdık.
Her iki sektör için de 2026’ya dönük hedefimiz ise rekabetçiliği yeniden güçlendiren bir zeminde; katma değerli üretim, tasarım ve markalaşma, sürdürülebilir dönüşüm uyumu ve dijitalleşme yatırımlarını hızlandırarak ihracatta toparlanma eğilimini başlatmak olacak.
Ancak, birçok zorluğa karşın, sektör olarak çok güçlü yönlerimiz var; çok eskiye dayanan ihracat deneyimimiz, yetişmiş ve deneyimli iş gücümüz, en büyük dikey entegrasyona sahip tedarik zincirlerinden biri oluşumuz, ana pazara yakınlığımız, firmalarımızın tasarım ve inovasyon kapasitesi ve firmalarımızın esneklik ve hızı bizleri öne çıkarıyor. Bunlara sektörümüzün trendleri olan; sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve yapay zekâ, markalaşma gibi konuları da eklersek, ekstra bir maliyet sorunu oluşturmasına rağmen sektörümüzün kurtuluşu için önemli adımlar olacaktır.”
2026 mesajı: Üretim kası korunmalı
Üyelerinize ve sektör paydaşlarına 2026 yılı için iletmek istediğiniz en önemli mesaj nedir?
“2026 yılını Orta Vadeli İstikrar Programının çıktılarının en net görülmesi gereken yıl olarak değerlendiriyoruz. 2023 ve 2024 ve 2025 yıllarında geçtiğimiz dar boğazın biraz genişlemesini, faizlerin finansmana erişimimize izin verecek noktaya gelmesini umuyoruz.
2026 yılında düşük dolar kurunun devam edeceği bir yıl olacak. Bu da 2025 yılında olduğu gibi 2026 yılında da sektörlerimizin rekabetçiliklerine cüzi katkı sağlayacak.
2026 yılında Avrupa Birliği Yeşil Mutabakata uyum sağlayacak adımlar atmak önceliklerimiz arasında olmalı.”
“Türkiye emek-yoğun sektörlerin 1980 sonrasında ortaya koyduğu performans sayesinde bugün 1,5 trilyon doların üzerinde bir gayri safi milli hasılaya ulaştı. Türkiye dünya genelinde ilk 10 ekonomi arasında yer alacaksa bu sektörlere sahip çıkmalıdır. Kamuoyu ve Hükümet bu bilinçle sektörlerimize sahip çıkmalıdır. Türkiye üretim kasını yitirmemelidir.”
Kaynak: https://www.tekstilteknik.com.tr/ege-tekstil-sektoru-2026ya-sert-gerceklerle-hazirlaniyor/