Whatsapp Tekstil Kursları Destek Hattı

Geçmişten Günümüze Unutulmaya Yüz Tutmuş Bir El Sanatı: Kazazlık (Kazaziye) Sanatı

Giriş: Kazazlık Sanatı Nedir?

Geleneksel Türk el sanatları, zengin kültürel mirasımızın en somut ve estetik göstergelerinden biridir. Yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlerin beşiği olmuş Anadolu topraklarında, ham maddenin sanata dönüşme serüveni her yörede farklı bir isim ve teknikle hayat bulmuştur. Bu kadim sanatlardan biri olan ve yörelere göre kazazlık, gazezlik, gazazlık, kazaziye veya ipek teziciliği gibi farklı isimlerle anılan örücülük sanatı, estetik ve işlevselliği bir arada sunan çok özel bir üretim biçimidir. Temelde ibrişim (ipek iplik) üzerine son derece ince gümüş ve altın tellerin sarılmasıyla oluşturulan ve "kılaptan" adı verilen metal ipliklerin kullanıldığı bu sanat, tamamen el emeğine dayalı bir tür örgü sanatıdır.

Kazazlık sanatının temel yapı taşını oluşturan kılaptan; pirinç, bakır, kalay gibi mukavemeti yüksek madenlerden çekilerek üzerine gümüş veya altın yaldız vurulmuş ince metal iplikleri ifade eder. İpek ipliğin esnekliği ve asaleti ile değerli madenlerin ışıltısını bir araya getiren kazaziye, sadece bir süsleme sanatı değil, aynı zamanda sabır, dikkat ve yüksek el becerisi gerektiren bir zanaattır. Her bir ilmeğin, düğümün ve kordonun ardında usta ellerin saatler, hatta günler süren emeği yer almaktadır.

Kazazlık Sanatının Tarihsel Gelişimi ve Kökenleri

Kazazlığın tarihi kökenleri hakkında araştırmacılar tarafından ileri sürülen çeşitli görüşler bulunmaktadır. Eldeki somut veriler ve müze koleksiyonlarında yapılan incelemeler ışığında, kazazlık tekniklerinin 16. yüzyıla kadar tarihlendirilen tekstil ve giyim ürünlerinde aktif olarak kullanıldığı kesin olarak belirlenmiştir. Ancak, kullanılan tekniklerin gelişmişlik düzeyi ve sanatsal olgunluğu göz önüne alındığında, kazazlığın tarihinin bu dönemden çok daha eskilere, Selçuklu ve hatta Bizans dönemlerine kadar uzandığını söylemek mümkündür.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde saray ve çevresinde büyük bir rağbet gören kazaziye sanatı, askeri giysilerden saray kaftanlarına kadar geniş bir kullanım alanına sahipti. Geçmişte kazazlık tekniği ile üretilen ürünler çeşitlilik göstermekteydi. Bunlar arasında en belirgin olanları; tespih kamçıları, şalların kenar süslemeleri, fes püskülleri, eldiven detayları, giysilerde kullanılan işlevsel ve estetik düğmeler, at koşum takımları ve deri ürünler üzerine yapılan fonksiyonel aksesuarlardır. Kazaz örücülüğü tekniklerini sadece mücevher ve kuyumculuk alanıyla sınırlandırmak doğru değildir; bu sanat ham maddesi deri, kumaş ve ipek olan pek çok farklı tekstil alanında da kendine yer bulmuştur. Örneğin, Sadberk Hanım Müzesi gibi prestijli koleksiyonlarda sergilenen 18. ve 19. yüzyıllara ait kaftanlarda, kazazlık tekniği ile üretilmiş düğme ve kaytan detayları dönemin asaletini gözler önüne sermektedir.

Edebiyatta ve Sosyal Hayatta Kazazlık: Şehrengizler

Kazazlık sanatı, toplumsal hayatta o kadar derin bir yer edinmiştir ki klasik Türk edebiyatının önemli türlerinden biri olan şehrengizlerde bile kendine yer bulmuştur. Şehrengizler; bir şehrin tarihini, mimari yapılarını, doğal güzelliklerini ve o şehirde farklı meslek kollarında nam salmış kişileri manzum bir dille anlatan eserlerdir. Bu eserlerde adı geçen esnaf grupları, dönemin iktisadi ve sosyal yapısını anlamamız açısından büyük önem taşır. Şehrengizlerde esnaf grubundan olmak üzere farklı meslek kollarından gelen yetenekli ve zanaatkar gençler övgüyle anlatılır.

Örneğin, ünlü divan şairi Zâtî’nin kaleme aldığı şehrengizde, dönemin toplumsal çeşitliliğini yansıtan 19 farklı meslek grubu yer almaktadır. Eserde hafız, muallim, ser-mahfil gibi ilmiye ve din görevlilerinin yanı sıra müezzin, cerrah, çengi ve harbende gibi farklı iş kollarından insanlar zikredilir. Dikkat çekici olan ise, eserde tekstil ve giyim kültürüyle doğrudan ilişkili olan takyecilik (başlık yapımı), bezzazlık (kumaş ticareti) ve kazazlık mesleklerinin ikişer kez, diğer mesleklerin ise birer kez geçmesidir. Bu durum, Osmanlı şehir hayatında kazazlığın ve tekstil üretiminin ne denli stratejik, yaygın ve saygın bir meslek kolu olduğunu açıkça kanıtlamaktadır.

Geleneksel Tekstil ve Kıyafetlerde Kazazlık Kullanımı

Kazazlık, tekstil endüstrisi ve dokunmamış ürünler (kordon, şerit ve pasamanteri yapıları) literatüründe son derece kıymetli bir yere sahiptir. 19. ve 20. yüzyıla ait padişah ve şehzade kaftanlarında ibrişim kordon ile işleme detaylarının yer aldığı genel ve özel ayrıntılar incelendiğinde, tekstil yüzeylerinin kazazlık sanatı ile nasıl zenginleştirildiği açıkça görülür. Geleneksel kıyafetlerin yaka, kol ve etek uçlarını süsleyen kaytanlar, kıymetli kumaşların kenarlarını sabitleyen kordonlar hep kazaz ustalarının tezgahından çıkmıştır. Kaftanların ön kapamalarında kullanılan el örgüsü düğmeler, hem işlevsel birer giysi bileşeni hem de statü göstergesi olan birer sanat eseri niteliğindedir. Kimya endüstrisi, reklam ve giyim sektörünün bu denli gelişmediği dönemlerde, ipliklerin mukavemetini artırmak ve metalik parlaklık elde etmek adına bu geleneksel yöntem tek çözümdü.

Kazazlık Sanatının Günümüzdeki Durumu ve Şanlıurfa Örneği

Şanlıurfa, tarihsel dönemde özellikle Osmanlı Devleti zamanında en önemli dokuma ve el sanatları merkezlerinden birisidir. Şanlıurfa’da geçmiş dönemlerde geleneksel giyimde kullanılan kazazlık ürünleri, geleneksel giyim kuşam kültüründe çok önemli bir yere sahipti. Çünkü bu ürünler hem özel günlerde hem de günlük yaşamın her alanında halk tarafından gururla kullanılmaktaydı. Ancak teknolojinin hızla gelişmesi, küresel moda sektörünün yaygınlaşması ve giyim kuşamda tek tipleşmenin ortaya çıkması sonucunda geleneksel giyim kuşam kültürü zayıflamıştır. Bugün kazazlık ürünleri içeren bu giysiler sadece yaşlı kadın ve erkekler tarafından kullanılmaya devam etmektedir. Örneğin, 60 yaş üstü erkeklerde başa takılan bir geleneksel aksesuar olan iggal/egal takma alışkanlığını günümüzde de kararlılıkla devam ettiren kişiler bulunmaktadır.

Yapılan güncel saha çalışmalarında, geçmişte kazaz ustalarının büyük bir maharetle yapmış olduğu saç bağları, raht, zaza püskülü, renkli altın kaytanı, renkli kaytan, inci koru, sırmalı puşi, saat ve tabanca kaytanı ile meşhur Suruç top püskülü gibi ürünlerin günlük kullanımına ne yazık ki artık rastlanılmamıştır. Günümüzde bu kadim tekniklerin izleri, sadece geleneksel halk oyunları ekiplerinin giysilerinde tespit edilebilmektedir. Halk oyunları ekiplerinde kadın kıyafetlerinde raht ve keji/keje (kemer), erkek kıyafetlerinde ise sırmalı puşi ve kırk düğme yelek aktif olarak kullanılmaktadır.

Endüstriyel Üretim Karşısında El Sanatlarının Geleceği

Fabrikasyon ve seri üretimin hızlanması yüzünden tekstil ve dokuma alanında el yapımı ürünler ne yazık ki ekonomik olarak rekabet edememiş ve zamanla yok olmaya mahkûm olmuştur. Bu nadide ürünlere piyasada yeteri kadar arz ve talebin olmayışı, Şanlıurfa’da bu kadim sanatın ustalarının geçim kaygısıyla sanatı terk edip başka mesleklere yönelmesine neden olmuştur. Bazı kazaz ustaları her şeye rağmen bu mesleği inatla devam ettirmiş olsalar da ekonomik getirisinin az olması ve talep yetersizliği nedeniyle yeterli sayıda çırak yetiştirememişlerdir. Bu durum, kazazlık tekniklerinin asırlardır süregelen ustadan çırağa aktarım zincirinin kırılmasına yol açmıştır.

Şanlıurfa’da bu asırlık mesleği hala canlı tutmaya çalışan, Kültür ve Turizm Bakanlığı Unutulmaya Yüz Tutmuş Geleneksel Kazaziye Sanatçısı unvanına sahip 1947 doğumlu Mehmet Emin Güngör, ilerlemiş yaşına rağmen sanata can vermektedir. Şanlıurfa Balıklıgöl Rızvaniye Medresesi El Sanatları Merkezi'nde eşi Aynzeliha Güngör ile birlikte üretime kesintisiz devam etmektedir. Geçmişte ustalarından öğrendikleri o orijinal kazazlık tekniklerini birebir uygulayarak zaza püskülü, renkli kaytan, renkli altın kaytanı, yassı iggal/egal, saç bağı ve Suruç top püskülü üretmekte, bu kadim mirası geleceğe taşımaktadırlar. Web sitemiz olan Tekstil Dershanesi olarak, tekstil endüstrisinin bu köklü temel taşını unutmamak ve unutturmamak adına kültürel değerlerimize sahip çıkmaya devam edeceğiz.