2. İŞ YERİ DÜZENLEMESİ
2.1. Çalışma Ortamının Çalışanlar Üzerindeki Etkileri
Ergonomi; insanların fiziksel özelliklerini, kapasitelerini ve toleranslarını göz önüne
alarak bulundukları ortamındaki tüm faktörlerin etkisi ile olabilecek organik ve psiko-sosyal
stresler karşısında, sistem verimliliği ve insan-makine-çevre uyumunun temel yasalarını
ortaya koymaya çalışan bir bilim dalıdır.
Ergonomi; çalışanın yaşam kalitesini yükseltmek amacıyla sağlığının ve güvenliğinin
korunması, iyileştirilmesi ve iş veriminin artırılmasına yönelik olarak çalışma yaşamında ve
günlük yaşamda kullanılan her türlü araç gerecin kişiye uydurulması için yapılan tüm
faaliyetleri kapsar.
Çalışma ortamının, çalışanlar üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmek ve üretim
kalitesini artırmak için çalışma ortamının ergonomik olarak düzenlenmesi gerekmektedir.
Bunun yanında ergonominin temel amaçlarını şu şekilde sıralamak mümkündür:
İş sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanması
İş gücü kayıplarının önlenmesi
Yorulmanın ve iş stresinin azaltılması
İş kazaları ve mesleki risklerin en aza indirilmesi
Verimlilik ve kalitenin yükseltilmesidir
Yaşam kalitesinin artırılması
İş memnuniyetini artırılması
İş yeri düzeninden anlaşılması gereken bir diğer konu ise iş yerinin iç ve dış fiziksel
durumu ile yapısıdır. Bir başka deyişle; binaların üretime uygun olması, yerlerdeki
döşemeler, taban ve tavan özellikleri, pencereler, kapılar, geçiş yolları, merdivenler,
ÖĞRENME FAALİYETİ–2
AMAÇ
ARAŞTIRMA9
rampalar, iş yerinde kullanılan aletlerin muhafaza düzeni ve temizliği, iş yerinin temizliği, iş
yerinin boyanma durumu, iş yerinin düzeni konusunda belirleyici olmaktadır.
Hem işçi sağlığı ve güvenliği açısından hem de işletmelerde istenen verimliliğin
sağlanabilmesi bakımından çalışma ortamı koşullarının önemi oldukça büyüktür. Bu nedenle
çalışma ortamı koşullarının fiziksel ve psikolojik açıdan çalışanların yaşam fonksiyonlarını
tehdit etmeyen, rahatsızlık ve sıkıntıya yol açmayan, ısı, nem, havalandırma, aydınlatma,
gürültü, titreşim ve benzeri konularla ilgili sorunlardan arındırılmış olması gerekmektedir.
İş yeri düzenlemenin ana amacı fabrika içinde üretime yönelik faaliyetlerde yer alan
canlı ve cansız varlıkların tümünün hareket miktarlarını minimum düzeye indirmektir.
Yerleşme düzeninin hatalı kurulması, her şeyden önce sabit tesis maliyetlerini yükseltir fakat
bundan da önemlisi, kötü yerleşmenin; enerji kaybı, kargaşa, yüksek ıskarta oranı, gecikme,
kontrol ve yönetim güçlüğü gibi üretimle beraber süren ve maliyetleri olumsuz yönde
etkileyen bir neden olmasıdır. Kötü yerleşme düzeni fabrikanın üretim kapasitesinden
yararlanma oranını düşürür, hatta bir şehrin kötü trafiği gibi faaliyetlerin tamamen felce
uğramasına neden olur.
2.1.1. Çalışma Ortamı ve İklim
Hava, birçok özellikleri ile insan çalışmasını etkiler. Birey havayı soluklar ve bütünü
ile havanın içinde bulunan bir varlık olarak çalışır; hayatını idame ettirecek birtakım
davranışlarda bulunur. Çalışma ortamının iklimi ya da atmosferinden bahsedilirken havanın
özellikleri dikkate alınır. Havanın özellikleri ve bu özelliklerin çalışmaya etkileri şunlardır:
Havanın Kimyasal Bileşimi
En temiz koşullarda havanın kimyevi birleşimi % 20,93 oksijen, % 79,04 azot ve
%0,03 karbondioksittir. Birey oksijen alıp karbondioksit verdiği için ilk incelenmesi gereken
konu budur. Uzun zaman kapalı yerde kalmak -hava bileşimini bozacağından- insanın
yaşaması ve çalışması için gerekli oksijeni azalacaktır. Havadaki oksijenin azalması,
karbondioksitin artması solunumu güçleştirir; kaslarda ve kanda biriken zararlı maddeler iş
görenlerin normal çalışmasını engeller.
Isı ve Nem
Hava sıcaklığı, vücut sıcaklığını da etkiler. Vücut, ani reflekslerle vücut sıcaklığını
sabit tutmaya eğilimlidir. Eğer hava sıcaklığı vücut ısısından yüksekse vücut, terleme
yoluyla ve kıllarıyla soluklanarak ısısını sabit tutacaktır. Terleme ve soluk verme nedeni ile
bozulmuş, normal bileşimini kaybetmiş hava; insan sağlığını bozar, çalışma gücünü azaltır.
İşletmelerin çalışma ortamlarındaki nem miktarının insan vücudu üzerindeki etkileri,
iş yerinin ısı durumuyla doğrudan ilgilidir. Çalışma ortamının sıcak, nem oranının düşük
olduğu durumlarda vücut, ısıyı terleme yoluyla dışarıya atmaya çalışır. Böyle bir ortamda
çalışan kişi 40 derece sıcaklığa kadar dayanabilir; ancak çalışma ortamının fazla nemli
olması durumunda vücut, fazla ısıyı terleme yoluyla dışarıya atamaz. Daha açık bir ifadeyle10
aşırı nem, terlemeyi engeller. Bu durum ise, çalışanların 30 derece sıcaklığa kadar
dayanmalarını güçleştirir. Fazla sıcaklığın nemle birleşmesinin çalışanlarda yarattığı ilk etki,
uyku halidir. Bunu, gözlerin az görmesi ve kulakların az işitmesi takip eder.
Ayrıca iş ortamında aşırı ısının genel organik direnci azalttığı, iş verimini düşürdüğü,
kramplar ve ısı çarpması gibi etkileri olduğu da bilinmektedir. Ortamın, normalin üstünde
sıcak olmasıyla; bıkkınlık, sinirlilik, dikkatsizlik, hataların yoğunlaşması, zihinsel
çalışmalarda verim düşüklüğü, yetenek ve becerilerin azalması, is kazalarının çoğalması, ağır
bedensel islerde verim düşüklüğü, vücutta su ve asit-tuz dengesinin bozulması, kan
dolaşımının zorlaşması ve yorgunluk gibi olumsuz özellikler ortaya çıkmaktadır.
2.1.2. Çalışma Ortamı ve Aydınlatma
İnsanın bilgileri algılamasında en önemli algılayıcı organ, gözdür. Bütün algılamanın
% 80-90' ı göz kanalı ile gerçekleşir. Günümüzde endüstriyel işlerin çoğunda görme organı
olan göz, insan organizmasının en fazla zorlanan bölümüdür. İş koşullarının doğurduğu
yorgunluğun büyük bir kısmının göz zorlanmasından ileri geldiği düşünülebilir; bu nedenle
çalışma ortamları, gözü yormayacak şekilde mümkün olduğunca aydınlık olmalıdır. İyi bir
aydınlatmayla insan performansı %15 hatta bazen %40 oranında artabilir.
Herhangi bir iş yerinde iyi bir aydınlatma sistemine sahip olunmak istendiğinde şu
özelliklere dikkat edilmesi gerekmektedir:
Aydınlatma şiddeti, yeterli olmalıdır.
Aydınlatma, bütün alana eşit yayılmalıdır.
Işık yönü ve gölgelemeye dikkat edilmelidir.
Işık yansımalarından kaçınılmalıdır.
Kullanılan ışığın niteliği, uygun olmalıdır.
Titreşim ve parlaklık değişmelerini engellemek için aydınlatma sabit olmalıdır.
İş yerlerinde yansıma ve psikolojik etki açısından uygun renkler seçilmelidir.
İyi bir ışıklandırma, hem erken yorulmayı önler hem de insanları güdüleyerek iş
verimini artırır. Gün ışığına yakın ışıklandırma, görüş etkinliği açısından diğerlerinden
üstündür. Güneş ışınına yakın bir ışıklandırma bireylere ferahlık verir. Kötü ışıklandırma,
moral üzerine olumsuz etki yaptığı gibi göz sinirlerini yıpratır, zayıflatır, geçici veya kalıcı
körlüklere yol açar.
2.1.3. Çalışma Ortamı ve Gürültü
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), "Gürültü ve Titreşim" hakkındaki sözleşmesinde
gürültüyü, "bir işitme kaybına yol açan, sağlığa zararı olan veya başka tehlikeleri ortaya
çıkaran bütün sesler" olarak tanımlar.
Endüstrileşme ve beraberinde gelen mekanizasyon, özellikle çalışma çevresinde
gürültünün başlıca kaynağını oluşturmaktadır. Günümüzde fabrikalarda çeşitte makineler
çalışmaktadır. Bu makineler çok çeşitli şiddette sesler çıkarmaktadır. Genel olarak maddenin11
titreşimi ve bu titreşimlerin hava, su gibi bir ortam içinde iletilerek kulağa gelmesi "ses";
hoşa gitmeyen ve rahatsız edici sesler ise "gürültü" olarak tanımlanmaktadır. Dolayısıyla
gürültünün kaynağı “ses”tir. Sesin şiddetinin birimi, desibeldir. (dB)
Gürültü, insan sağlığını çeşitli yönlerden etkilemektedir. Bu etki, maruz kalınan sesin
şiddetine ve sese maruz kalma süresine göre değişmektedir. Gürültünün etkileri; işitme
organına etkisi, psikolojik etkisi ve verimliliğe etkisi olmak üzere üç alanda ortaya
çıkmaktadır. Gürültünün en önemli ve kalıcı etkisi işitme organı üzerinde olmaktadır. 80
desibelin üzerindeki gürültü düzeyi zamanla duyma yeteneğinde azalmaya sebep olmaktadır.
Gürültü çalışanların fiziksel ve zihinsel sağlığını da bozmakta olup sosyal ilişkilerini
de olumsuz yönde etkilemektedir. Çalışanlarda zamanla öfke, sinirlilik, kararsızlık gibi
davranış bozuklukları yaratmaktadır. Gürültünün, birtakım fizyo-patolojik etkileri de ortaya
çıkardığı gözlenmektedir. Örneğin; kalp atışlarının artması, sindirim sisteminin çalışmasının
yavaşlaması, baş dönmesi, reflekslerde canlılık azalması, göz bebeklerinde genişleme, deride
elektriksel dayanıklılık azalması, kanda kolesterol düzeyinin artması ve böbrek üstü bezlerde
hormon artışında yükselmeler görülebilmektedir.
Gürültünün şiddetinin yüksek olduğu yerlerde sözlü haberleşme önemli ölçüde
aksamakta ve hata yapma olasılığı artmaktadır; bunun sonucu olarak da toplam iş süresi
uzamakta, kalite düşmekte ve de iş kazaları çoğalmaktadır.
Gürültünün insan sağlığı ve iş verimi üzerindeki bu olumsuz etkilerini gidermek
amacıyla bir dizi önlem önerilmekte ve uygulanmaktadır. Bu önlemleri şu şekilde açıklamak
mümkündür:
Gürültü, kaynağında yok edilmelidir; bunun için makineler, sürekli bakımdan
geçirilmekte, eskiyen parçaları değiştirilmekte, gerekli yağlama işlemleri
yapılmakta ve makinelerde sesi absorbe eden maddeler kullanılmaktadır.
Gürültünün yayılması önlenmelidir. Gürültülü makinelerin bulundukları alanlar,
sesin yükselmesini önlemek üzere sesi absorbe eden malzemeler ile
kaplanmaktadır.
Gürültünün insan sağlığına zarar vermesi önlenmelidir; bunun için çalışanlara,
tıkaç veya kulaklık gibi kişisel koruyucular kullandırılmaktadır. Ayrıca
çalışanların rotasyona tabii tutulmaları, gürültülü yerlerde çalışanların çalışma
saatlerinin azaltılması veya daha sık dinlenme aralarının verilmesi gibi
önlemlere de başvurulmaktadır.
2.2. Hazır Giyim İşletmelerinde Çalışma Ortamının Düzenlenmesi
Çalışma ortamının düzenlenmesi denildiğinde akla ilk olarak yerleşim düzeni
gelmektedir. Yerleşim düzenleri temel olarak; ürüne göre yerleşim, sürece (iş akışına) göre
yerleşim olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
Ürüne göre yerleşimde, ürün için gerekli tüm teçhizat bir bölümde toplanır. Hazır
giyim açısından düşünürsek; kesim, dikim ve bitim işlemleri için gerekli tüm makine ve12
teçhizatın bir arada olması gibi. Bu durum, farklı modellerde siparişler çalışan hazır giyim
işletmeleri için uygun olmayan bir durumdur. Her sipariş değişiminde, makine ve
teçhizatların yerinin değiştirilemeyeceğini düşünürsek ürüne göre yerleştirme esnek olmayan
bir durum yaratır.
Sürece göre yerleşimde malzeme, sistem içinde dolaşır. Sürece göre ayrılmış
bölümlerin, malzemenin gideceği yolu en aza indirecek şekilde sıralanması gerekir. Aynı
karakterdeki makinelerin aynı yerde toplanması üretimi esnekleştirir. Uzmanlaşma üst
düzeyde olduğundan ürün çeşitliliği artırılabilir. Hangi tür işlemin, hangi bölümde yapıldığı
belli olduğundan kontrol kolaydır. Hazır giyim için en uygun düzen budur.
2.2.1. Kesim Ortamının Düzenlenmesi
Kesimhanenin düzenlenmesinde temel olarak aşağıdaki kurallara uyulmalıdır:
Pastal boyunun 15 m’nin üzerine dahi çıkabildiğini düşünürsek buna uygun
uzunlukta kesim masaları kullanılmalıdır. Kesim masalarında önemli olan bir
diğer husus ise masanın yüksekliğidir. Kesim masası, kesimcinin boyuna uygun
olmalıdır. Kesimci kesim sırasında eğilerek vücuduna ekstra yüklenmemelidir.
Kesimhanede aydınlatma çok önemlidir. Yanlış kesimin veya iş kazalarının
olmaması için kesim masasının iyi aydınlatılması gerekmektedir. Kesim
masaları, genel aydınlatmanın yanında bölgesel aydınlatmayla da
aydınlatılmalıdır.
Kesicilerin elektrik bağlantılarının tavandan olması gerekmektedir.
Kumaş deposunun kesimhane dışında olması gerekmektedir.
Kesilen ürünlerin tasnifi için ayrı bir ortam oluşturulmalıdır.
Kesim sırasında takılmaların önüne geçebilmek için, masaların arasında uygun
mesafe olmalıdır ve zeminde kumaş topu, çuval vs. bulundurulmamalıdır.
2.2.2. Dikim Ortamının Düzenlenmesi
Hazır giyim işletmelerinde üretim, birbirini takip eden proseslere ait makine ve
malzemelerin bir düzen içinde yerleştirildiği dikim bantlarında gerçekleşmektedir. Dikim
bandında yüksek verimlilikte ve kalitede bir üretimin yapılabilmesi için kullanılan makine ve
elemanlarının yerleşim planlanmasının ergonomik kurallar çerçevesinde yapılması
gerekmektedir. Hazır giyim sanayinde dikimhanede yerleşim planlaması yapılırken şunlara
dikkat edilmelidir;
Dikim bandı, çok iyi analiz edilerek oluşturulmalıdır. Karmaşık bir düzen
yerine, mümkün olduğunca düz hat üzerinde çeşitli birimler ile bağlanmalıdır.
Dikimhane alanı, en iyi şekilde kullanılmalıdır. Ölü noktaları ortadan kaldırmak
gerekmektedir.
Parçaları taşımada kullanılan transport araçları göz önüne alınarak yerleşim
planı yapılmalıdır.13
Dikimhanede çalışma koşulları, elemanların rahat ve emniyetli olarak
çalışmalarını sağlayacak şekilde düzenlenmelidir.
Şekil 2.1: Çalışan bir insanın dikimhanedeki çalışma araçları arasında gerçekleştireceği
ergonomik hareket alanları
2.2.3. Kontrol Ortamının Düzenlenmesi
Kontrol ortamının düzenlenmesinde temel olarak aşağıdaki kurallara uyulmalıdır:
Kontrol masaları, çalışanların boyuna uygun ve kontrolün yapılmasına olanak
sağlayacak kadar geniş olmalıdır. Kontrol masalarının yerleşimi ergonomik
kurallara uygun olmalıdır.
Çalışanların oturarak ve ayakta çalışmalarına olanak sağlayacak düzenlemeler
yapılmalıdır.
Aydınlatma çok önemlidir. Hataların tespiti için kontrol masalarının iyi
aydınlatılması gerekmektedir. Kontrol masaları genel aydınlatmanın yanında
bölgesel aydınlatmayla da aydınlatılmalıdır.
2.2.4. İş Yeri Yerleştirme Düzeninin Üretim Sistemine Etkileri
İş yeri düzenleme; işletmelerin ve işletme kapsamında yer alan üretim ve hizmet
alanlarının iç düzeninin, iş akışlarına uygun olarak düzenlenmesidir. İşletmelerin sahip
oldukları makine, malzeme, iş gücü ve diğer üretim unsurlarını iş akışı içerisinde görevlerini
saptayarak üretim aşamaları arasında koordinasyonu sağlamaları gerekmektedir.
Yerleştirme düzeni ile üretim sistemi arasında çift yönlü bir etkileşim bulunmaktadır.
Üretilecek ürün, hangi tür üretim sistemine göre üretilecekse o sisteme göre yerleşim düzeni
gerçekleştirilir. Burada temel alınan amaçlar;
Mevcut yerleştirme alanını; malzeme, makine ve iş gücünden en verimli
kullanımı sağlayacak şekilde düzenlemek,
deu.edu.tr