Whatsapp Tekstil Kursları Destek Hattı

koleksiyon nasıl hazırlanır?

Koleksiyon nasıl hazırlanır?

 

La Salle'de bir buçuk yıldır eğitim alıp sonunda koleksiyon oluşturma aşamasına gelmiş öğrencilerin, lokum gibi öğretmenleri Nadya'ya çizimlerini gösterdikleri ilk derse giriyorum.

kol

Sırayla çizimlere bakıyor Nadya. En sık tekrarladığı cümleler 'Şu parçalar çok basic olmuş, tasarım istiyorum, tasarım', 'Cepler olmamış, daha yaratıcı cep modelleri istiyorum', 'Oraya volüm olmaz pili', 'Bana farklı kombinlerle gelin', 'Bu kumaşla o efekti verebilir misin, bir düşün?'
Öğrencilerin çizdiği 15-20 parça arasından 6 kombin oluşturulmaya çalışılıyor.
Nadya kumaşları gösterdiği öğrencilerinden bu kumaşlara göre günlük giyilebilecek, sokak modasına uygun, biraz askeri detayları barındıran, biraz sezonun trendlerinden ilham alan bir koleksiyon istemiş.
Koleksiyon hazırlarken görüyorum ki...
1Aslında her şey kumaşla başlıyor. Kumaşın el verdiği ölçüde kumaşa uygun tasarım yapıyorsunuz. Mesela keten kumaşlardan asla daracık bir pantolon yapamazsınız zira bir-iki kez oturup kalktığınız anda, dikiş yerlerinde delikler oluşmaya başlayacaktır. Bu kumaştan ancak dökümlü giysiler üretilebilir.
2Mutlaka bir tema belirleniyor ve o temanın etrafında tasarımlar şekilleniyor. Tüm parçalar bu temanın izlerini taşımalı, ürünler birbirinin devamı olmalı. Mesela pililerin, düğmelerin ya da fermuarların kullanıldığı yerler her üründe başka telden çalmamalı aynı tarzı yansıtmalı. Kombin yaparken de aynı kural geçerli. Üstü kaval altı şeşhane olmaz! Kıyafetinizin üzerindeki detayların birini tamamlamasına ya da aynı tarzı yansıtmasına dikkat edin.
3Kullanılan renklerde de aynı uyum olmalı. Ancak burada renklerin birbiriyle uyumundan değil, seçilen renklerin koleksiyonun bütünlüğüyle uyumundan bahsediyorum. Bunu mağazalarda da hissedersiniz zaten. Genelde temalar renkleriyle hemen ayrılır, misal; yeşil tonları bir tarafa, maviler bir tarafa ayrılmıştır.
4Ve tabii yaratıcılık. Kopya değil, özgün olması. Evet, basic dediğimiz klasik ürünler ve tişört, atlet gibi anahtar parçalar olacak tabii ama çizgi ve modellerdeki tasarım şimdiye kadar yapılmayanı göstermeli.
5Yaratıcılık ama nereye kadar? Eğer hazır giyimse konumuz, üretim olanaklarının yettiği yere kadar. İstediğiniz kadar özgün bir tasarım yapın, üretime uygun değilse hazır giyimde yeri yoktur.
6Tabii bir de bu koleksiyonların patronların onayından geçeceğini düşünürsek satış boyutu var ki, satılabilir olması en önemli kriterlerden biri.

Gündüz korkak giyinen kadın gece vamp kesiliyor
Kafamda baloncuklar uçuşmaya başlıyor... Bu kadar ayrıntı, iştahla satın aldığımız elbiselerde sahiden de mevcut mu? Ya da Türk kadınının bu kadar farklı kombinleri giymeye cesareti var mı? Zira sokakta herkes birbirinin benzeri giysilerle geziyor. Oysa günümüz modası o kadar özgür ki her şey moda. İstediğimizi, istediğimiz giysiyle birlikte giyebiliriz.
Geçenlerde yabancı marklardan birinin marka müdürüyle konuşurken, Türkiye'ye çok sıra dışı ürünler getirmedikleri zira bu ürünlerin kombin zorluğu yüzünden pek satılmadığını söylüyordu.
Moda notları 'bir': Önemli olan farklı olanı giymek ve yakalamak... Biraz cesaret!
Ancak... Sezar'ın hakkı Sezar'a, bir noktada Türk kadınının hakkını teslim edelim, gece dışarı çıkarken İtalyan kadınları bile elimize su dökemez. Gündüz gayet sıradan giyinen Türk kadını, gece dışarı çıkarken bambaşka bir kadına dönüşüp 'yürek' isteyen kombin ve tasarımları çok iyi taşıyabiliyor. Misal mi, ben isim zikretmeyeyim, Alem dergisine şöyle bir göz atmanız yeterli.
Zira öğrencilerin çizimlerinde de bunu görüyorum, konsepti sokak stilleri olan koleksiyonlarını hazırlarken, bazı öğrenciler temanın dışına çıkıp öyle gece elbiseleri çizmiş ki, ağzım açık kalıyor. Bu da bizim genlerimizde olsa gerek, düğüne derneğe, partiye giderken gecenin yıldızı biz olmalıyız.
Bir kez daha altını çizeyim; gece gösterdiğimiz cesareti gündüz de gösterelim.
AYSUN ÖZ KAŞİ