Rokoko (1730-1789) ; giyim tarzı Rönesansın gelişme döneminde Barok dönemi stiline karşı olarak ortaya çıkmıştır. Acayipliği, asimetrisi, detayların inceliği ve hafifliği ile göze çarpar; süslü güzelliği daha fazla kumaş kullanımıyla vurgulanırdı. Kadın ve erkek giyiminde kullanılan en yaygın kumaşlar, satenler, atlaslar, brokarlar, kurdelalarla yapılmış gül motifler, çift renk yansıtan ipek karışımlı tafta kumaşlar ve tipik olarak pastel gölgeler de dantellerdir… Yaka kısmının sırtı kapanarak kareden U şeklini alması onu kendi içinde ayıran bir diğer özelliktir… Kadın giysileri, taşmış dantelli ve şeritli dar kollu bedene sahipti. Sırt kısmındaki biritler ön kısma taşınmış farklı bir hava katmıştı. İspanyol stilinin ağırlıkta olduğu abartılı perukların ve saç aksesuarlarının kullanıldığı tüy detaylarla bütünleşmiş renkli bir dönemdi diyebiliriz. Farbalarda, yakalarda ve kollarda fırfır detaylar sıklıktaydı. Konik etekler, dönemin çok çarpıcı giysilerinden biriydi; krinolin etek olarak biliniyordu, etekler önceleri dairesel, daha sonra oval olarak, kemik veya metal çemberlerle takviye edilerek kabartıldı. Bedenin korsaj halini almasıyla daha da küçüldü ve ”camicia” içliklerin yakaları dantellerle süslenmesiyle daha ön plana çıkmasını sağladı. İç giysiler de saç stilleri ve aksesuarlarda olduğu gibi (yelpaze, eldiven ve manşon) önemli oldu. Özellikle fiyonk detayların en çok kullanıldığı dönemdir (ayakkabı, eldiven, gömlek yakaları, şemsiyeler)…
Jüpon Rokoko dönemin de ayrı bir yer aldı… Önceleri tümüyle eteğin altında kalan jüpon, 16. yüzyıl başlarında eteklerde ters “V” biçiminde bir açıklık bırakılmaya başlanınca görünür hale gelmiş iç içe jüponlar giyilerek eteğin kabarıklığı artırıldı. Önceleri tümüyle eteğin altında kalan jüpon, 16. yüzyıl başlarında eteklerde ters “V” biçiminde bir açıklık bırakılmaya başlanınca görünür hale geldi ve işlemlerle bezendi. 17. yüzyılda dış etek jüponu gösterecek biçimde yukarı tutturuluyordu. 18. yüzyılda önü gene ters “V” biçiminde açılan etek arkada toplanarak jüponun belirgin olarak ortaya çıkması sağlandı. 19. yüzyıl başlarında ise birbirine tutturulmuş iç içe jüponlar giyilerek eteğin kabarıklığı artırıldı.Eteği kabarık tutmak için jüpona belden aşağı doğru sıra sıra genişleyen çember kasnakların dikilmesi, 1545′ten başlayarak İspanya’dan öteki Avrupa ülkelerine yayıldı. Kasnaklar balen, ahşap ya da telden yapılıyor, eteğe yarım küre, koni, çan ya da fıçı görünümü verecek biçimde jüpona dikiliyordu. Eteğin bütün süslerinin ve kumaşının güzelliğinin ortaya konmasına olanak veren bu moda 1620′ye değin Avrupa saraylarının çoğunda geçerliliğini korudu. 1710 dolayında İngiltere ve Fransa’da çemberli iç etekler yeniden ortaya çıktı. Dış eteği kabarık tutacak biçimde balenden, saz ya da söğüt dalı sepet örgüsünden yapılan bu kafesler 5 m genişliğinde olabiliyordu. Kafes çember iç eteklerin 1850′lerde geliştirilen bir türü ise at kılından dokunuyor ve balenlerle destekleniyordu. 1856′da at kılı ve balenlerin yerine hafif metaller kullanılmaya başladı. Çan biçimli geniş etek, korseyle daraltılmış belin inceliğini vurguluyordu. 1850′lerin sonlarıyla 1860′ların başlarında çok yaygınlaşan bu moda, varlıklı kesimin yanı sıra hizmetçi ve işçi kızlarca da izlenir oldu. Bu tip etekler 1878′den sonra pek kullanılmadı. Kumaşın desen ve süslerini görünür kılan çember etekler dans sırasında hareket serbestliği sağlamakla birlikte, küçük mekanlarda ve araba içinde rahatsızlık veriyordu. Bu arada “yürüyüş” için daha küçük iç etekler geliştirildi.Eteğin arkasının kabarık durmasını sağlayan etek yastıkları 14. yüzyıldan başlayarak çeşitli dönemlerde kullanıldıysa da, asıl 19. yüzyılda yaygınlaştılar. Önceleri etek kumaşı kalça hizasında bol tutulurken, sonraları jüpona tel bir kafes tutturulmaya başladı. Arkaya doğru çıkıntı yapan bu kafesin üstü kumaşla örtülüyordu. 1780′lerde Fransa’da ortaya çıkan kalçaya yastık takma modası ise 1860′larda ve 1870′lerde yeniden canlandırıldı.1900′lerden sonra eteklerin daralmaya başlamasıyla jüpon giderek önemini yitirdi. 1950′lerde, diz boyu, kabarık eteklerle birlikte bir süre gene moda oldu.
Erkek giyimi, kadın tarzı kadar zengin süslemeliydi; farbala, kurdele ve dantel çok kullanılırdı. Yelek kollarda olduğu gibi kısaydı. Dize kadar varan pantolonlar beyaz çoraplarla tamamlanırdı. Bu dönemin sonlarında erkek giyimi daha basit hale geldi ve dantel ve farbalalar artık süslenmedi. Takviye edilmiş kenarları olan ceketi, erkek gardırobunun bir demirbaşı olan smokin takıma dönüştü.
giyimvemoda.com