Whatsapp Tekstil Kursları Destek Hattı

Sanayinin yararları

 

Sanayinin yararları
1) Tarımdaki ilerlemeler, daha büyük bir tarım dışı nüfusun beslenebilmesini sağladı.
2) Ekonomik değişiklikler servet dağılımından daha geniş kesimlerin pay almasına, artan sanayi üretimi karşısında da servet kaynağı olarak toprağın öneminin azalmasına ve uluslar arası ticaret hacminin büyümesine yol açtı.
3) Toprak mülkiyetinden sanayi sermayesine doğru kayan ekonomik iktidar, siyasal değişimlere ve sanayi toplumunun gereksinimlerine uygun yeni devlet politikalarına yansıdı.
4) Kentlerin büyümesi, işçi sınıfı hareketinin gelişmesi ve otorite kullanımında yeni biçimlenmelerin oluşması gibi çok kapsamlı toplumsal değişimler yaşandı.
5) Gene çok geniş kapsamlı bir kültürel dönüşüm gerçekleşti. İşçiler yeni ve birbirlerinden farklı beceriler kazandılar; işleriyle ilişkileri değişti. El aletleriyle çalışan zanaatçı olmaktan çıkarak, fabrika disiplinine bağlı makine operatörleri haline geldiler. Bütün bunlar psikolojik bir değişimede yol açtı; insan, kaynaklardan yararlanma ve doğaya egemen olma konularında kendine çok daha fazla güvenmeye başladı.
SANAYİ
Hammaddenin mamül ve yarı mamül duruma getirilmesi faaliyetlerine üretim, üretim tekniğine de sanayi ya da endüstri denir.
SANAYİNİN KURULMASI İÇİN GEREKLİ KOŞULLAR
Hammadde
Sanayide üretim yapılabilmesi için hammaddenin olması gerekmektedir. Ülkemizde hammadde kaynakları ile sanayi kuruluşları arasında son derece sıkı bir ilişki mevcuttur.
Örneğin, unlu gıda sanayii İç Anadolu’da, dokuma sanayii Adana, İzmir, Denizli çevresinde, zeytin yağı sanayii Ege kıyılarında, boya, plastik ve lastik fabrikaları rafineri kenarlarında yaygınlık göstermektedir.
Sermaye
Sanayi tesisleri büyük sermayelerle kurulmaktadır. Bu nedenle, sermayenin, yani paranın biriktiği veya fazla olduğu bölgelerde sanayinin kuruluşu daha kolay olmaktadır.
Sermaye birikimi fazla olduğundan Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde sanayi yatırımları daha fazladır. Türkiye’de sanayinin gelişmesinde en büyük etken sermayedir. Sermayemiz yeterli olmadığından, ülkemizde yabancı sermayenin girmesi için kolaylıklar sağlanmaktadır.
Enerji
Fabrikaların çalışması için enerji gerekmektedir. Bunun için, taşkömürü, petrol, linyit gibi kaynaklardan yararlanılır. Ülkemizde petrol, taşkömürü, doğal gaz gibi enerji kaynaklarının çoğu dışarıdan temin edildiğinden önemli bir döviz çıktısına neden olmakta, bu durum sanayileşme hızını azaltmaktadır.
İş Gücü ve Teknik Eleman
Sanayi tesislerinin çalışması ve üretimin artması yönünden iç gücüne ihtiyaç vardır.
Ülkemizde iş gücü ihtiyacı rahatlıkla karşılanabilmekte, hatta dış ülkelere bile gönderilmektedir. Fakat, ülkemizde bazı sanayi kollarında teknik eleman henüz tam olarak yeterli değildir.
Ulaşım
Sanayinin ihtiyacı olan hammadde ve mamül maddenin taşınması faaliyetlerine ulaşım denir. Hammaddenin fabrikalara taşınması ve üretildikten sonra pazarlara taşınması yaygın ulaşım ağıyla mümkündür. Ülkemizde, sanayi tesisleri, genelde önemli ulaşım yolları kenarlarında ve limanlara yakın yerlere kurulmuştur. İstanbul, İzmir, Mersin, Adana gibi merkezlerin çok gelişmesi ulaşımla çok yakından ilişkilidir.
Pazar
Üretilen her türlü sanayi ürününün satılması gereklidir. Bu bakımdan sanayi tesislerinin kurulmasında diğer etkenlerin yanında nüfusun kalabalık olduğu, tüketimin fazla olduğu sahalar tercih edilmektedir. Örneğin, batı bölgelerinde nüfus fazla olduğundan ürünlerin pazarlanması kolay olurken doğu bölgelerinde nüfus az olduğundan ürünlerin pazarlanması zor olur. Bu durum sanayi tesislerinin buralarda kurulmasını zorlaştırmaktadır.
Yüzey Şekilleri
Sanayi tesisleri, genelde düz sahalarda daha kolay kurulabilmektedir. Dağlık ve engebeli yerlerde sanayinin kurulması zordur.
 
Türkiyede Sanayi
Yurdumuzda, büyüklü küçüklü pek çok sanayi kolu vardır. Bunların birçoğu Cumhuriyet Döneminde kurulmuştur. Dolayısıyla bu alanda çalışan nüfusumuzun sayısı da her geçen gün artmaktadır.
Çok yakın bir zamana kadar, ihracatımızda tarım ürünleri en önemli payı oluştururken bugün, sanayi ürünlerinin payı, tarım ürünlerini çok geride bırakmıştır. Ancak bu durum, tarım ürünlerimizin miktar olarak azaldığı anlamına gelmez. Aksine, modern tarım metotlarıyla yurdumuzda, birim alandan elde edilen üretim miktarı artmıştır.
Türkiye’de en yaygın sanayi kuruluşları, ham maddesini tarım ürünlerinin oluşturduğu fabrikalardır. Bunların bir kısmını besin sanayii oluşturur. Bu kuruluşların başlıcaları; un, bitkisel yağ, konserve ve şeker fabrikalarıdır.
Modern un fabrikalarımızın çoğu İç Anadolu Bölgesi’nde bulunur. Konservecilik, en çok Marmara Bölgesi’nde gelişmiştir. Bitkisel yağ fabrikaları da daha çok Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde, şeker fabrikaları ise yurdumuzun birçok yerinde kurulmuştur.
Türkiye çok miktarda pamuk üreten bir ülke olması nedeniyle pamuklu dokuma sanayii de çok gelişmiştir. Adana, Antalya, İzmir, Aydın, Nazilli, Manisa, Kayseri, Malatya. I illimi ve Bursa, pamuklu dokuma sanayiinin önemli merkezleridir. Yönlü dokuma fabrikalarımız daha çok İstanbul, Hereke, Bursa, İzmir ve Uşak’ta bulunmaktadır. Bursa, ayrıca ipekli dokumacılığın da merkezidir. İstanbul, İzmir, Ankara giyim sanayiinin gelişme gösterdiği en önemli merkezlerdir. Karabük, Karadeniz Ereğlisi, Kırıkkale ve İskenderun’da bütün sanayi kollarna demir-çelik ve daha başka yan ürünler üreten fabrikalarımız bulunmaktadır.
Petrol rafinerilerimiz ise, İzmit, Mersin (Ataş), İzmir, Batman ve Kırıkkale’dedir. Otomotiv sanayii daha çok Bursa, İstanbul ve İzmir’de gelişmiştir. Kağıt sanayii merkezleri; İzmit, Çaycuma, Taşköprü, Çay, Taşucu, Dalaman ve Aksu’dur. Çinicilik ve porselen merkezi ise Kütahya’dır. İstanbul ve Gölcük, gemi yapım merkezleridir. Petrokimya sanayii ise İzmit ve İzmir’de kurulmuş ve gelişmiştir.
Bunların yanında, azot, gübre, sigara, plastik, ilaç, boya, halı, çimento, cam ve savaş malzemeleri ile daha başka ürünler üreten sanayi kuruluşlarımız da bulunmaktadır.
Yurdumuz, otomotiv sanayinde gelişmiş bir ülkedir.
TÜRKİYE’DE SANAYİNİN GELİŞMESİ
Ülkemizde sanayi kısa sürede hem çok hızlı gelişmiş ve çeşitlenmiştir. Ekonomimizde göze çarpan başlıca özeliklerden birisi budur. Bu gelişme son 30-40 yıl içinde olmuştur. Türkiye’de sanayiinin gelişimi nin başlangıcı Cumhuriyet olmuş ancak bunun gelişmesi ve çeşitlenmesi 1950 ‘den sonra olmuştur. Ülkemizde bu gün sanayide çalışan nüfus %12 dır. Ülkemizde ilk yılardan başlamak üzere sanayi alanaınadaki gelişmeler daha çok tarıma dayalı sanayi alanında olmuştur.
TÜRKİYE’DE SANAYİNİN GELİŞMESİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER:
1-Çeşitli ve bol hammadde varlığı
2-Gerekli eneji için ülkemizde zengin taş kömürü ve yakınında demir yatakları bulunması. Güçlü ve bol su kaynakları
3-Son yıllarda termik santrelerin doğal gaza dönüştürülme çalışmalarına önem verilmektedir.
4-Hıdro-elektrik santralerine gelince ;akarsuların suyun düşüş güçünden elektrik enerjisi sağlamak için son yıllarda büyük barajlar yapılmış ve bir kısmada yapılmaktadır.
TÜRKİYE’DE SANAYİNİN BÖLGELERE GÖRE DAGILIMI:
Türkiye’nin sanayiinin coğrafi dağılımına bakıldığında, çok büyük bir dengesizliğin olduğunu görürüz. sanayi etkinliklerinin coğrafi dağılışı bakımından, tüm ülke sanayisinin %60 ‘nın bulunduğu Marmara bölgesi başta gelir. Bunun başlıca nedeni ülkemizin en büyük sanayi merkezi İstanbul’un bu bölgede yer almasıdır. 1960 yıllarında ülkemizin sanayisinin 1/3 isrtanbulda bulunmaktaydı. İstanbul öteden beri büyük nüfus kütlesi ile hem büyük bir tüketim pazarı hem de iş gücünün kolay sağlana bileceği bir merkezdir. sanayicin ihtiyacı olan hammaddeninde buraya getirilmesi de kolaydır. . Ayrıca kapitalinde burada toplanması ve kentin Türkiye’de birinci ticaret merkezi oluşu da buna yardım etmiştir. Bu durum ülkemizde daha cumhuriyetin ilk yılarında kendini belli etmişim. İlk kuruluşlar doğrudan doğruya kentin içinde (Haliç kenarı gibi) ya da hemen yanı başında (Zeytinburnu-Bakırköy) kurulmuştur. Daha sonra sanayi kuruluşları kent dışına yerleşmeye başladılar. Buğün’de bu kuruluşlar bir taraftan kentin batısında Marmara kıyılarından itibaren içeriye doğru geniş bir yer alan alan üzerinde kurulmaktadır. (Sefaköy-Halkalı gibi ) diğer taraftan, kentin doğusundan itibaren, özelikle İzmit körfezi kuzey kıyıları boyunca gelişmeye başlayan sanayi, önceleri Kartal-Pendik-Tuzla hattında, daha sonra da giderek, kıyı boyunca tüm körfezin kuzeyine yayılmıştır. İzmit ve çevresinde oluşan sanayi ise, batıya doğru gelişerek İstanbul sanayi bölgesi ile birleşmiş, doğuda ise, yalnızca sapanca gölünün kuzey kıyıları dışında kesintiye uğramıştır. Böylece ülkenin belki dev en yoğun sanayi bölgesi, İzmit körfezi kuzey kıyısı boyunca, bir yandan İstanbul ile birleşirken, doğudan Köseköy-Uzun tarla yöresinde doğuya doğru giderek genişlemektedir.
Marmara bölgesinin içindeki ikinci büyük sanayi bölgesi ise, Bursa Ovasında gelişmiştir. Özelikle dokuma, gıda ve son yıllarda otomobil sanayiside bu yöredeki gemlik-İnegöl, Yenişehir gibi kentlerin çevresinde gelişmektedir. daha güneyde ise, yeni yeni gelişme gösteren Balıkesir sanayi bölgeside yer almaktadır.
Trakya yöresine gelince, Bu yörenin en büyük sanayi merkezi Çerkezköy organize sanayi bölgesidir. Tekstil met@l ve boya sanayinin yaygın olduğu bu kesimde, sanayi giderek genişleme eglimindedir. Trakya da Çorlu, Alpulu, Edirne, Tekirdağ gibi kentlerin çevresinde, çeşitli sanayi kuruluşları serpişmiş durumdadır.
Türkiye’de sanayi etkinlikleri bakımından ikinci sırayı Ege Bölgesi alır ki bunun nedenide bölge içinde ülkemizin ikinci sanayi merkezi durumunda olan İzmir kentinin bulunmasıdır. Önemli, sanayi kuruluşları İzmir kentinin çevresinde toplanmıştır. Bunun dışında dokuma ve gıda sanayi ağırlıklı pek çok kuruluş Aliağa, Aydın, Manisa, nazilli, İzmir, Ayvalık, Söke, dalaman yörelerinde gelişme göstermiştir.
Türkiye nin üçüncü sanayi kümelemesi, Batı Karadeniz bölümündedir. Özellikle Zonguldak yöresinde, madden kömürü varlığına dayanana bir toplanma vardır. Ülkenin ilk ve en eski Demir çelik sanayi burada Karabük çevresinde gelişmiştir, bunu daha sonra Ereğli demir Çelik kompleksi katılmıştır. Bu iki kuruluşunda bunlara bağlı yan sanayi ninde gelişmesi ile yöre, yoğun bir ağır sanayi bölgesi olarak ortaya çıkmıştır.
Bu üç bölgeden başka Türkiye de bugünkü durumda sanayi bölgeleri değil, coğrafi bölgeler içinde az çok dağılmış olan aktif sanayi merkezleri, gösterilebilir. Başlıcalar ; İç Anadolu bölgelesinde Ankara-Kırıkkale ve Eskişehir-Kayseri-Sivas yöreleri, Doğu Akdeniz bölümünde Adana-Mersin yöresi yani Çukurova Sanayi Bölgesi ile Gaziantep-Hatay sanayi bölgeleridir. Ayrıca, Orta Karadeniz de samsun yöresi ve hinterlandı, İç batı Anadolu da Kütahya-Afyon çevresi, Doğu Anadolu’da Malatya –Elazığ, Güneydoğuda Anadolu’da Diyarbakır yöresi, gelişme gösteren aktif yerel sanayi bölgelerdi olarak dikkati çeker.
TÜRKİYE’DE SANAYİ KOLLARI
Bugün ülkemizde bulunan tüm sanayi kolları üzerinde ayrı ayrı durmaya ve bazıları büyük fabrika, pek çoğu ise atölye ölçüsünde olan sanayi kurumlarının, adlarını ve yerlerini teker teker belirtmeye olanak yoktur. Dolayısıyla bu tür sanayi kuruluşlarının, beli bir grup içinde toplayarak sınıflandırmak, niteliklerini ve yerlerini belirtmek, daha yararlı olacaktır.
Bugün, Türkiye’deki sanayi etkinlikleri büyük ölçüde tarıma bağlı görünmektedir. yani sanayi hammaddesini çoğunlukla tarım ve hayvancılıktan alır. İlerde de sanayi etkinliklerinin hangi yönden gelişirse gelişsin ham maddesi büyük ölçüde tarımsal ürünlere dayanan sanayiinin önemli yer tutacağı sanılmaktadır. 1989 istatistik yılığına baktığımızda, gerçekte en büyük payın tarımsal hammaddeye dayandığı görülmektedir.
A- BESİN VE İÇKİ SANAYİ
Ülke ekonomisinde oldukça önemli bir yer tutan gıda sanayi, aynı zamanda en eski sanayi koludur. Topraktan alınan tarımsal ürüne dayalı bu sanayi, un ve unlu ürünler. süt ve süt ürünleri, konserve, şeker, çay, çeşitli yem sanayisi ile içki sanayisidir.
1-UN VE UNLU ÜRÜNLER SANAYİ:
Besin maddeleri sanayisi içinde en yaygın sanayi kolunu oluşturan, undan yapılmış çok çeşitli sanayi bulunur. Bunlar arsında değirmencilik oldukça yaygındır. Özelikle İç Anadolu bölgesinde Eskişehir, Konya, Ankara, ayrıca çok nüfuslu kentlerde;İstanbul, İzmir, Adana, Bursa v. b. yüksek kapasiteli un fabrikaları bulunur. Ülkenin en büyük hacimli ürünü olan tahılı un haline getirmek üzere, daha çok yerel tüketim bölgelerinde, su, motor ve rüzgar gücünden faydalanılarak kurulmuş, çoğu küçük ve orta kapasiteli değirmenlerde vardır.
Elde edilen unlar, tarım dayalı sanayiinin oldukça geliştirdiği Konya, Eskişehir, Adana, Kayseri, Ankara v. b. pek çok kentimizde (başta makarna olmak üzere, bisküvi, nişasta, irmik gibi)besin sanayisinin gelişmesine yardımcı olmaktadır.
2-KONSERVE VE SANAYİ:
Ülkede her an taze sebze ve meyvenin bulunabilmesi, bu sanayiinin henüz gereği kadar yaygın gelişme göstermemiş olmasını temel nedenidir. Konserve kullanımının, daha çok büyük kentlerde ve kışın gelişmektedir.
Sebze konserve üretim alanları, Bursa ve Çanakkale gibi, sebzeciliğin yaygın ve yoğun yapıldığı illerimiz vardır. Ayrıca ülkenin iyi kalitede ürün üreten yörelerinden, örneğin, Bursa, İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük tüketim merkezlerinde meyve, reçel, marmelat ve sebze konserveleri, domates salçası fabrikaları ve atölyeleri bulunur. Ayrıca Gelibolu, Erdek, Çanakkale gibi kentlerimizde balık konserveciliği yaygındır.
3-SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ SANAYİ:
Ülkemizde, hayvancılığın birinci derecede geçim kaynağı olan bölgelerimiz, örneğin Doğu Anadolu Bölgesinin Erzurum-Kars yöresi ile, Karadeniz bölgesinin Doğu Karadeniz Bölümü, (Özelikle Trabzon çevresi)süt ve süt ürünlerinin, yoğun sanayi faaliyetlerinin yapıldığı bölgedir. Hayvansal yağ ile peynir, sütün fazlaca elde edildiği bölgelerde, dağınık şekilde yapılır. İnek sütünden elde edebilen yağ ve peynirler, kuzey ve kuzeydoğu bölgelerimizde aygın olduğu halde, koyun sütünden elde edilen ürünlerin Güneydoğu Anadolu’da (Urfa ve Diyarbakır) yaygındır.
Yağ ticareti ile uğraşan komisyoncular, kalitesi genellikle birbirini tutmayan ürünleri toplayıp, büyük kentlere gönderir ve çok defa, oradaki kalitenin büsbütün bozuk hale gelmesine sebep olur. Bu durum ve fiyat yüksekliği, son yıllarda, halkı, İstanbul, ;İzmir, Adana gibi merkezlerde fabrikalar kurulmuş, bitkisel margarin tipi yağlar tüketmeye yöneltmektir.
Tereyağı ve peynir yapımında çok dağınıktır. Bunlardan birincisi, daha çok büyük tüketim merkezlerinin çevresinde, ikincisi Trakya, Güney Marmara (Bursa, Balıkesir) ve Kars yöreleri gibi, sütü bol bölgelerde gelişmiştir. Ayrıca, İstanbul, İzmir, Adana ve Kars yöresinde gelişmiş ve fabrikalar kurulmuştur.
4-ŞEKER FABRİKALARI VE SANAYİSİ:
Türkiye’de ilk şeker fabrikası, Alpullu’da kurulmuştur. 1926 da açılan ilk fabrika ile bunu izleyen üç fabrika(Uşak, Eskişehir, Turhal) 1935 ‘te devlet kontrolü altında toplanmıştır. Bu fabrikalar olağanüstü çalışmalarla 1950 lere kadar, ülkenin şeker ihtiyacını karşılayabilmiş ise de, yakın bir devrede, bu isteğin artmasına karşılık, üretimin 175-200 bin tonu geçmemesi, sorunun yeniden ele alınmasını gerektirmiş, önce 11 yeni fabrika(Adapazarı, Susurluk, Burdur, Konya, Kütahya, Am asya, Kayseri, Malatya, Elazığ, Erzurum, Erzican) daha sonra iki fabrika (Ankara ve Kastamonu) kurularak, bu sayı 17 ‘ye ulaşmıştır. Bugün bu sayı, Erciş, Ilgın, Muş, Konya, Ereğli, afyon, Niğde fabrikalarının açılması ile 23 olmuştur.
5-İSPİRTO, RAKI, ŞARAP VE BİRA SANAYİ:
Bir sanayi hammaddesi olan ispirto, genellikle, şeker fabrikalarının melasında elde edilmektedir. Ülkede üzümden ispirtolu(alkolü) içkiler yapan küçük imalathaneler ve fabrikalar çoğunlukla, İstanbul, İzmir, Ankara, Yozgat ve Kayseri’de bira fabrikaları. Yozgat ve Kayseri de malt fabrikaları vardır. Şarap fabrika ve yapım evleri, ülkenin birçok bölgesinde bulunmaktadır. Özelikle, yerel üzümlerden elde edilen bu şarapların bir bölümü Tekel tarafından bir bölümü ise özel sektör tarafından üretilmektedir. Şarap ürünümüzün, nitelik ve yüksek alkol derecesi ile, dış piyasada alıcı bulmaktadır. Bugünkü koşullarda, üzümlerimizin yalınızca % 5’i şarap üretiminde kullanılmakta olup, bu oranın ilerde artacağı sanılmaktadır.
6-TÜTÜN SANAYİ:
Ülkemizde hem her yöresinde yetişen tütün ve buna dayalı sanayi, oldukça gelişmiştir Tekel İdaresi tarafından işletilmekte olan tütün özelikle Marmara Bölgesinde İstanbul da Cibalı ve Maltepe, Ege Bölgesinde İzmir, Akdeniz Bölgesinde Adana da, Karadeniz Bölgesinde Samsun ve Tokat’a Doğu Anadolu’da Malatya da ve Bitlis’te işlenerek sığara olarak üretilmektedir. Bu fabrikalarda işlenen tütün daha sonra bir bölümü sigara halinde ülke içinde büyük bölümü ise harmanlanarak dış ülkelere satılmaktadır.
7-BİTKİSEL YAĞ VE SABUN SANAYİ:
Ülkemizde bitkisel yağ olarak zeytin yağı, ay çiçek yağı, mısır özü yağı ve pamuk yağı kullanılmaktadır. Ülkenin önemli yağlı hammaddesi olan zeytin yetiştiği bölgelerde çoğu küçük atölyeler halinde yağ presleri vardır. Bunların en fazla yoğunluk taşıdığı bölgeler Marmara ve Ege bölgeleridir. Bunlar arsında iki yöre bu üretimin yüksek orana eriştiği yerlerdir. İlki Edremit, Ayvalık yöresi diğeri ise Gaziantep tir. Yüksek kapasiteli ve kaliteli zeytin yağı üretimi yapan bu yörelerde yağın asidi düşük olan kısmı doğrudan doğruya besin olarak tüketilir. yüksek asitli pirina adı verilen küspeler ise sabun yapımında kullanılır. Belirtilen bu yörelerde aynı zamanda sabunda üretilmektedir. Ülkenin daha başka yağ ve sabun fabrikaları da vardır. Bunlar yağlı hammaddenin yetiştiği bölgede değil getirildiği liman kentlerinde örneğin İzmir, Mersin, İstanbul da kurulmuştur.
Ülkenin özelikle Marmara ve Ege bölgeleri ile İç Anadolu, Karadeniz in iç kısımlarında ve bazı Doğu Anadolu kapalı depresyonlarında üretilen ayçiçeğinden çiçek yağı küspesinden ise sabun yapılmaktadır. Son yıllarda geliştirilen ve ara tarım ürünü olarak kullanılan soya fasulyesinden elde edilen soya yağıda giderek yaygınlaşmıştır.
Özellikle Ege ve Akdeniz de pamuk çekirdeğinden çiğit çıkarılan pamuk yağı mısır özü yağı yer fıstığı yağı da lokal olarak üretilen ve tüketilen yağlardır. Ordu da soya yağı fabrikası vardır.     hakkinda-bilgi-nedir