TEKSTİL VE HAZIR GİYİM SEKTÖR RAPORU
Halkbank Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi – Tekstil ve Hazır Giyim Sektör Raporu
1 GİRİŞ
Günümüz dünyasında ekonomik, teknolojik ve politik gelişmeler toplumları oluşturan tüm
birimlerin birbirine olan bağımlılığını arttırmaktadır. Refah düzeyinin gelişmesi ve
sürdürülebilir kılınması için bireylere olduğu kadar kurumlara da önemli sorumluluklar
düşmektedir. 21. yüzyılda artık toplumlar, sosyal sorumluluğu yalnızca bireylerden değil,
şirketlerden de beklemektedir.
Bu değişim sürecinde, şirketlerin toplumla olan ilişkilerinde yükselen bir değer olarak
Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) kavramı karşımıza çıkmaktadır. KSS, kısaca
sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmada özel sektörün sorumluluklarını yerine getirmesi
ile şirketlerin daha iyi bir toplum ve daha iyi bir çevre için gönüllü olarak katkıda bulunmaları
olarak tanımlanabilir.
Küreselleşmenin meydana getirdiği hızlı değişimler ile eski değerler ve eğilimler yerlerini
yenilerine bırakırken, Türkiye’deki önemli sektörler de yeni kavramlar ile tanışmakta ve bu
kavramların gereklerini yerine getirme yolunda önemli çalışmalar yapmaktadır.
Türk Tekstil ve Hazır Giyim Sektörü imalat sanayi içinde önemli bir yere sahiptir. İmalat
sanayi içinde istihdamda, üretimde ve ihracatta birinci sıradadır. Türkiye ekonomisi içinde tek
sektörün bu ölçüde büyük paya sahip olması bu sektördeki gelişmelerin tüm ekonomiye etki
etmesine neden olmaktadır. Bu nedenle bu sektörde rekabet gücünün sürdürülebilirliği büyük
önem taşımaktadır. Türkiye ekonomisi ve sanayisi içinde önemli bir yere sahip olan bu
sektörün değişen dünya rekabet şartlarına uyum sağlaması gerekmektedir. Uluslararası
ticaretin önündeki engellerin her geçen gün azaldığı yeni ticaret düzeninde, iş gücü maliyeti
ve üretim hacmine bağlı avantajlar önemini yitirirken, sosyal ve çevresel standartlara uyum
gibi unsurlar, yeni rekabet avantajları olarak karşımıza çıkmaktadır.
Halkbank Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi kapsamında hazırlanan bu raporda; tekstil ve
hazır giyim sektörünün mevcut durumu ile sektörü ilgilendiren sosyal ve çevresel ilkeler ele
alınarak, kendi KSS stratejilerini geliştirmek isteyen şirketlere, özellikle de KOBİ’lere, KSS
çalışmalarında yol gösterilmesi amaçlanmaktadır.Halkbank Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi – Tekstil ve Hazır Giyim Sektör Raporu
3
2 MEVCUT DURUM
2.1 Sektörün Tanımı ve Sınıflandırılması
Tekstil ve hazır giyim sektörü, ülkelerin ekonomik kalkınma sürecinde önemli rol oynayan bir
sanayi dalıdır ve sanayileşme sürecinin ilk başladığı sektörlerden birisidir.
Tekstil ve hazır giyim sektörü, elyaf ve ipliği kullanım eşyasına dönüştürecek süreçleri
kapsayan işlemleri içerir. Bu tanıma göre; sektör elyaf hazırlama, iplik, dokuma, örgü, boya,
baskı, apre, kesim, dikim üretim süreçlerini kapsamaktadır. Elyaftan iplik ve mamul kumaşa
kadar olan kısım tekstil, kumaştan giyim eşyası elde edilene kadar olan süreç ise hazır
giyim sektörünün içinde değerlendirilmektedir. Sektörün nihai kullanıma yönelik ürünleri çok
genel olarak hazır giyim, hazır eşya ve teknik tekstiller olarak gruplandırılmaktadır. Bu
kapsamda çorap, kazak, gömlek, pantolon, takım elbise gibi giyim eşyası; perde, çarşaf gibi
ev tekstili; halı ve diğer tekstil yer kaplamaları; ağ, ip, kablo, taşıyıcı tekstil bandı, branda,
koruyucu bez, filtre, paraşüt, fren bezi, keçe gibi diğer tekstil ürünleri yer almaktadır.
Birleşmiş Milletler tarafından geliştirilen ve dünyada en yaygın olarak kullanılan ekonomik
faaliyet sınıflama sistemi olan Tüm Ekonomik Faaliyetlerin Uluslararası Standart Sanayi
Sınıflaması (International Standard Industrial Classification – ISIC) üçüncü revizyonunda,
tekstil ve hazır giyim sektörü 17. ve 18. bölümlerde sınıflandırılmaktadır.
Tablo 1. ISIC Rev.3 Faaliyet Alanları – Tekstil Sektörü
17 Tekstil ürünleri imalatı
171 Tekstil iplikçiliği, dokumacılığı ve aprelenmesi
1711 Tekstil elyafının hazırlanması ve iplik haline getirilmesi; tekstil dokumacılığı
1712 Dokumanın aprelenmesi
172 Diğer tekstil ürünleri imalatı
1721 Giyim eşyası dışındaki hazır tekstil ürünleri imalatı
1722 Halı ve kilim imalatı
1723 Halat, ip, sicim ve ağ imalatı
1729 Başka yerde sınıflandırılmamış tekstil ürünleri imalatı
173 Trikotaj (örme) ürünleri imalatı
1730 Trikotaj (örme) ürünleri imalatıHalkbank Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi – Tekstil ve Hazır Giyim Sektör Raporu
4
Tablo 2. ISIC Rev.3 Faaliyet Alanları – Hazır Giyim Sektörü
18 Giyim eĢyası imalatı; kürkün iĢlenmesi ve boyanması
181 Kürk hariç, giyim eşyası imalatı
1810 Kürk hariç, giyim eşyası imalatı
182 Kürkün işlenmesi ve boyanması; kürk mamulleri imalatı
1820 Kürkün işlenmesi ve boyanması; kürk mamulleri imalatı
Hazır giyim sektörü, genel anlamda dokuma ve örme kumaşlardan kadın, erkek ve çocuklar
için gerek iş hayatında gerekse normal günlük hayatta olmak üzere günün her saatinde
giyilmek üzere üretilmiş tüm dış giysiler ile iç giysileri, bunların aynı malzemelerden olmasa
da aksesuarlarını ihtiva eder. Bu tarifte, erkek giysileri ile erkek çocuk giysileri arasında,
kadın giysileri ile kız çocuk giysileri arasında veya modern giysiler ile yöresel giysiler
arasında herhangi bir fark gözetilmemektedir.
Diğer yandan yatak örtüsü, nevresim takımı, tuvalet ve mutfak bezleri gibi dikiş ile
birleştirilerek veya kenarları dikilerek hazır eşya haline getirilmiş ev tekstili ürünleri ile kamp
eşyası gibi hazır eşyalar da elyaf, iplik ve kumaşlar gibi tekstil makinelerinden imalattan
çıktığı haliyle değil de dikiş ve benzeri işlemler sonrasında piyasaya sunulduklarından, hazır
giyim sektörü içerisinde değerlendirilmektedir.
Tekstil ve hazır giyim sektöründeki yeni gelişmeler bu sanayinin ürünlerinin nihai kullanım
alanlarını genişletmektedir. Günümüzde çok işlevli hazır giyim ürünleri gelişme döneminin
daha başlarında olup gelecek vaat etmektedir. Teknik tekstillerin ise kullanım alanları daha
da yaygınlaşmaktadır.
Tekstil teknolojileri, elyaf ve iplikten üretilen, genellikle esnek ve bazı durumlarda esnek
olmayabilen malzemelerin üretim teknolojileri ile bu malzemeleri şekillendirme ve mamul hale
getirmede kullanılan teknolojilerdir. Bu teknolojiler ışığında, tekstil ve hazır giyim üretimi en
geniş şekliyle aşağıdaki gibi özetlenebilir. Bu üretim sürecinin yanı sıra daha farklı bir süreçle
dokusuz tekstil yüzeyi de elde edilebilmektedir.
Şekil 1. Tekstil ve Hazır Giyim Sektöründe Üretim SüreciHalkbank Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi – Tekstil ve Hazır Giyim Sektör Raporu
5
Bu üretim adımları kendi aralarında, sermaye-yoğun veya emek-yoğun oluş bakımından çok
büyük farklılıklar göstermektedirler. Kimyasal elyaf ve iplik çekimi dünyanın en sermayeyoğun sanayi sektörü olan petrokimya sanayi içinde yer alırken; iplik, dokuma, örme ve tekstil
terbiye işletmeleri dördüncü sermaye-yoğun sanayi sektörünü oluşturmaktadırlar. Hazır giyim
ise hâlâ emek-yoğun bir sanayi sektörüdür. Tekstilin alt sektörleri sermaye-yoğundan emekyoğuna doğru aşağıdaki şekilde sıralanabilmektedirler:
Şekil 2. Tekstil ve Hazır Giyim Sektöründe Sermaye ve Emek Yoğunluğu
Elyaf (lif) en genel tanımıyla, enine kesitine göre boyu çok uzun olan, esnek, eğrilebilir
maddelerdir. Tekstil yapılarının temel unsurunu teşkil eden elyaf veya lif, temin edildikleri
kaynakların türlerine göre adlandırılırlar. Lifler devamlı (filament) veya devamsız (stapel)
olarak da sınıflandırılmaktadır.
Her lif kendine has özelliklere göre belirli ürünlerde kullanılmaktadır. Lifler, uzunluğu, inceliği,
düzlüğü, rengi, parlaklığı, nem çekme özelliği, ısı tutma özelliği, buruşma özelliği, kopma
dayanıklılığı, sürtünme ve aşınma sağlamlığı, sıcak tutma özelliği, zararlılara karşı
dayanıklılığı dikkate alınarak farklı ürünlerin elde edilmesinde tek başlarına veya diğer liflerle
karıştırılarak kullanılmaktadır.
Doğal lifler özellikle insan sağlığı açısından daha olumlu özelliklere sahip oldukları için tercih
edilmekte ayrıca tarımsal girdi olması nedeniyle üretimi ve tüketimi devletlerce
desteklenmektedir. Kimyasal liflerin üretimi ise esas olarak kimya sanayinin konusu olmakla
birlikte bu alandaki teknolojik yenilikler ile daha yüksek performanslı yeni liflerin geliştirilmesi
tekstil sektöründeki değişimi etkilemektedir.
Lifler uzunluk, kalınlık ve dayanıklılık kazandırılmak amacıyla eğrilip bir araya getirilerek iplik
elde edilir. Eğrilmiş iplikler daha sonra tekrar bükülerek daha kalın ve dayanıklı hale de
getirilebilir. İplikler örme ve dokuma kumaş üretiminde kullanılabileceği gibi dikiş ipliği olarak
da kullanılabilir. İplik elde etme aşamasında ring, open-end, friksiyon veya hava jeti
yöntemleri kullanılmaktadır. Halkbank Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi – Tekstil ve Hazır Giyim Sektör Raporu
6
Günümüzde en çok ring ve open-end iplikçilik yaygındır. Ring sistemi ile daha ince ve kaliteli
iplik elde edilebilirken open-end sisteminde üretim süreci daha kısa ancak kalite daha
düşüktür. İplikler elde edilirken kullanılan elyafın özellikleri, düzenliliği, sağlamlığı, esnekliği,
sertliği ve bükümüne göre farklı türde kumaş elde etmek amacıyla kullanılırlar.
İpliklerin düz bir yüzey elde edilecek şekilde bir araya getirilmesiyle dokuma veya örme
kumaĢ elde edilir. Dokuma kumaş elde edilirken çözgü ve atkı adı verilen iki iplik grubu yatay
ve dikey olarak birbirinin altından ve üstünden geçirilirken, örme kumaş elde edilmesinde bir
(atkı örme) veya birden fazla (çözgü örme) aynı yönde dizili iplik birbirleriyle ilmeklerle
tutturulurlar.
Dokuma tezgâhları atkı atım sistemlerine (mekikçikli, kancalı, hava jetli, su jetli) ve ağızlık
açma sistemlerine (eksantrikli, kamlı, armürlü, jakarlı sistemler) göre sınıflandırılmaktadırlar.
Atkılı örme sistemleri ise düz (triko) ve yuvarlak örme olarak sınıflandırılmaktadır.
Dokuma kumaş daha ince, dayanıklı ve düzgün iken, örme kumaş daha hacimli ve esnektir.
Bu özelliklerinden dolayı dokuma kumaş, perde, gömlek, havlu gibi; örme kumaş ise kazak,
çorap gibi ürünlerin üretiminde kullanılmaktadır. Örme kumaş elde etmek dokuma kumaşa
göre nispeten daha kolaydır.
Örme ve dokumanın yanı sıra çeşitli yöntemlerle dokusuz yüzey (tafting yüzeyler,
yapıştırmalı yüzeyler, mali yüzeyler, non-woven yüzeyler) de elde edilebilmektedir. Bazı
teknik tekstiller ve yer döşemesinde (halıfleks vb.) kullanılan bu tür yüzeylerin elde edilmesi
günümüzde tekstil sanayinin gelişen bir kolunu oluşturmaktadır.
Ham tekstil yüzeyleri ağartma, merserizasyon, boyama, baskı, apre gibi terbiye
işlemlerinden geçirilerek modaya ve kullanılacağı yere göre tuşe (tutum), renk, parlaklık, nem
çekme, buruşmazlık, keçeleşmeme, tutuşmazlık, anti bakteriyel, anti statik, leke tutmama gibi
özellikler kazandırılır. Bu süreçteki işlemler ağırlıklı olarak kimyasal özelliktedir ve çevresel
açıdan olumsuz etkiler yaratabilmektedir. Terbiye işlemi kumaşa katma değer katan önemli
bir üretim aşamasıdır.
Mamul kumaş ve aksesuarlarla standart ölçülere göre belli üretim teknikleri kullanılarak
standart hazır giyim eşyası elde edilir. Hazır giyim imalatı sırasıyla model hazırlama, kalıp
çıkarma, pastal çizimi, kesim, dikim, temizleme, ütü ve ambalajlama üretim sürecini takip
etmektedir. Bu süreç sonunda iki boyutlu kumaşa beğenilere ve kaplanacak şekle uygun üç
boyutlu hacim kazandırılmaktadır.Halkbank Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi – Tekstil ve Hazır Giyim Sektör Raporu
7
Günümüzde bilgisayar destekli tasarım, model hazırlama, kalıp çıkarma, pastal çizimi, serim
ve kesim yapılarak hazır giyim üretimi belirli bir ölçüde otomatize olmuştur. Ancak gene de,
hazır giyim üretimi emek yoğun niteliğini sürdürmektedir.
Hazır giyim nihai ürün olması nedeniyle daha önceki üretim süreçlerinin tamamı ürünün
performans özelliklerini ve dolayısıyla kaliteyi etkilemektedir. Genel olarak tüketiciler kaliteli
giyim ürününde stil ve modaya uygunluk gibi estetik ve kumaşın özelliği, dayanıklılığı gibi
performans özellikleri aramaktadırlar. Hazır giyim ürünlerinin en temel belirleyicisi ise
modadır. Moda ve modacılar yeni stiller ortaya çıkarmakta ve insanları yeni giysiler almaya
yönlendirmektedirler. Bu yapılırken bir önceki aynı sezonun ürünlerinin uzunluğu, silueti,
açıklığı, rengi, kumaş tipi ve dizaynı, aksesuarı pazarın zevk ve beğenilerine uygun olarak
değiştirilir.
Tekstil ve hazır giyim sektörünün hem ulusal piyasada hem de uluslararası piyasalarda
rekabet edebilirliliği açısından maliyet yapısı önem taşımaktadır. Tekstil sektöründe üretim
maliyetlerine bakılacak olunursa en büyük paydaları hammadde ve insan kaynakları
maliyetleri oluşturmaktadır. Toplam maliyet içinde üçüncü büyük paydayı ise enerji maliyetleri
almaktadır.
Hazır giyim sektörünün hem toplamı hem de alt sektörleri açısından en dikkate değer nokta,
hammadde maliyetleri toplam maliyet içinde en yüksek paya aittir. Hazır giyim sektöründe
kullanılan hammaddeleri sadece ana hammadde olarak düşünmek hatalı olur. Özellikle
dokuma hazır giyim sektöründe ana hammaddelerin dışında astar, tela, vatka gibi tali
hammaddelerle, hem dokuma hem de örme hazır giyimde kullanılan aksesuar malzemeleri
ve nakışlar maliyetler içinde önemli bir yer tutmaktadır. Maliyetler içerisinde ikinci önemli
kalem ise işgücü ücretlerinin teşkil ettiği maliyetlerdir. Bunun toplam içindeki payı % 29-
30’dur. Kalifiye işçiliğin oranı ise yaklaşık % 5 civarındadır. Doğrudan işçilikle kalifiye işçilik
birlikte düşünüldüğünde, sektörde maliyetler işgücü maliyetinin payı % 35’e kadar
çıkabilmektedir. Hazır giyim üretiminde de enerji kullanımı söz konusudur, ancak iplik ve
kumaş üretimine göre daha küçük bir oran teşkil etmektedir.
Tekstil ve hazır giyim sektörü diğer iş kollarına teknoloji ve girdiler açısından bağımlıdır.
Tarımda pamuk üretimi önemli yer teşkil etmektedir. Kimya sanayinin önemli faaliyet
alanlarından biri tekstil sanayinin sentetik hammaddelerinin üretimidir. Tekstil terbiyesinde
kullanılan boyar maddeler ve kimyasallar da kimya sanayi tarafından sağlanmaktadır.
Ülkemizdeki tekstil makinesi üretimi yalnızca sınırlı sayıda daha ziyade teknolojik olarak
göreceli basit bazı makineler ile sınırlıdır.Halkbank Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi – Tekstil ve Hazır Giyim Sektör Raporu
8
2.2 Türk Tekstil ve Hazır Giyim Sektörü
Türkiye’de tekstil ve hazır giyim sektörünün temelleri Osmanlı İmparatorluğu döneminde
atılmıştır. Dokuma konusunda Denizli ve Tokat, ipekli ürünler konusunda da Bursa
bölgesinde küçük işletmeler halinde üretim yapılmıştır. 1915 yılında önde gelen 22 kamu
sanayi işletmesinin 18’i, 28 anonim şirketin 10’u, 214 özel sektör işyerinin 45’i ve toplam 264
sanayi işyerinin 73’ü bu sanayide faaliyet göstermiştir.
Cumhuriyetin kuruluşundan sonra Sümerbank’ın kuruluşu ile birlikte tüm tekstil ve hazır giyim
fabrikaları ve atölyeleri bu kuruluş çatısı altında toplanmıştır. Sümerbank yaptığı yatırımlar ve
yetiştirdiği personelle özel sektöre öncülük etmiş Sümerbank’ta oluşan birikimin zaman içinde
özel sektöre de aktarılması sağlanmıştır.
1950’li yıllarda başlayan özel sektör yatırımları zaman içinde gelişmiş, zamanla kamunun bu
alanda üretici rolü azalmıştır. 1952 yılında sektör üretimi içinde % 28 olan özel sektör payı
1962 yılında % 62’ye, 1990 yılında ise % 90’ın üzerine çıkmıştır. Halen kamunun bu sektörde
payı % 1’in altındadır. Sümerhalı’ya ait Isparta halı fabrikasında halı ipliği üretilmekte ayrıca
Sümerhalı ve bazı diğer kamu kurumları tarafından el halısı üretimi gerçekleştirilmektedir.
Sektörde, 1950'li yıllardan sonra özel sektörün öncülüğünde gelişim başlamış ve 1960'lardan
sonra sentetik elyaf üretimine başlanmıştır. Planlı dönemde uygulanan ithal ikamesi politikası
ve teşvik tedbirlerinin de katkısıyla 1960-70 yılları arasında sektörde daha ileri teknoloji
kullanılmaya ve işlenmiş ürün imal edilmeye başlanmış, 1960-80 yılları arasında önemli bir
teknik deneyim kazanılmıştır. 1980 yılından sonra uygulanan, serbest piyasa ekonomisine
dayalı dışa açılma ve ihracatı teşvik politikaları ile birlikte, özellikle 1980’li yılların ikinci
yarısından itibaren tekstil ve hazır giyim ihracatı önemli oranda artmış ve ihracatın en önemli
kalemi haline gelmiştir. 1990’lara gelindiğinde ise toplam ihracat içindeki sektörün payı yüzde
40’a kadar çıkmıştır. 1980’li yılların başında daha çok iplik, elyaf, kumaş gibi tekstil mamulleri
ihraç eden Türkiye, 1984 yılından sonra daha fazla hazır giyim mamulü ihraç etmeye
başlamıştır. Daha uç ürün olması nedeniyle, toplam katma değeri tekstil mamullerinden
yüksek olan hazır giyim mamullerinin ihracatı 1990’lı yıllarda artarak devam etmiş ve
sektörün üretim, ihracat ve istihdam içinde önemi artmıştır.
Türk Tekstil ve Hazır Giyim Sektörü teknoloji düzeyi, ekonomik etkinliği ve sosyal etkileşimi
itibariyle ülkenin önde gelen sosyo-ekonomik faaliyet alanlarından biridir. Sektörün bu
konumunu önümüzdeki iki on yıl boyunca koruması, hatta geliştirmesi beklenmektedir.
Tekstil ve hazır giyim sektörü birlikte değerlendirildiğinde, gayri safi yurt içi hasıla, imalat
sanayi ve sanayi üretimindeki pay, ihracat, ekonomiye sağladığı net döviz girdisi, istihdam,
yatırımlar, dışa açıklık ve makro-ekonomik büyüklükler açısından Türkiye’nin birinci sektörü
konumundadır.Halkbank Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi – Tekstil ve Hazır Giyim Sektör Raporu
9
Ülkemiz; Avrupa Birliği (AB) ülkelerine tekstil ve hazır giyim ihracatında ikinci, pamuk
üretiminde dünyada yedinci, pamuk tüketiminde dünyada dördüncü, elyaf ring iplik
üretiminde dünyada beşinci, open-end iplik üretiminde dünyada dördüncü, organik pamukta
ise dünya lideridir.
Türk Tekstil ve Hazır Giyim Sektörü, halen Avrupa’daki, hatta Avro-Akdeniz ve Avrasya
Bölgesindeki en büyük üretim kapasitesine sahip tekstil ve hazır giyim sanayidir.
Türkiye’nin, iplikten başlayarak tekstil üretim kapasitesinde dünya ölçeğinde önemli payı
vardır. Türkiye, kurulu kapasite iğ sayısı itibariyle dünyada altıncı; rotor sayısında ise
dördüncü sıradadır. Türkiye iğ sayısında dünya kapasitesinin % 3,4’üne, rotor sayısında ise
% 5,5’ine sahiptir. AB kurulu kapasitenin yaklaşık yarısı Türkiye’dedir. Karşılaştırma pamuk
tipi kısa elyaf alt sektörüyle sınırlandırılırsa, Türkiye’de kurulu kapasite tek başına AB kurulu
kapasitesine denk boyuttadır. Dokuma ve örgü kumaş üretiminde, yaşlı mekikli tezgâhlar
dikkate alınmasa dahi, kurulu dokuma kapasitesi AB toplamının dörtte biridir. Kumaş işleme
(terbiye) kapasitesi kurulu ham bez üretim kapasitesini (dokuma ve örgü) rahatlıkla işleyecek
seviyededir. Terbiye (boya, baskı ve apre) sanayimiz gerek boyutu ve teknoloji düzeyi,
gerekse ürün kalitesi açısından AB kurulu kapasitesine en azından denk düzeydedir.
Türkiye’nin iplik üretim kapasitesi; 2.300.000 ton kısa elyaf (pamuk vb.) iplik, 400.000 ton
uzun elyaf (yün vb.) iplik, 800.000 ton filament (kesiksiz) iplik, olmak üzere toplam 3.500.000
tondur. Dokuma alanında Türkiye’deki toplam kurulu dokuma kapasitesinin 1.350.000 ton
civarında olduğu tahmin edilmektedir. Örmede ise 2.250.000 tonluk bir kapasite söz
konusudur. Son yıllarda çorap sanayi, diğer tekstil alt sektörlerine nazaran daha hızlı bir
gelişme göstermiş olup, çorap sanayinin kapasitesi yeni yapılan yatırımlarla 200 milyon
düzinenin üstüne çıkmıştır. Non-woven, halı ve teknik tekstiller bakımından, Türkiye’de
200.000 tonun üzerinde bir non-woven üretim kapasitesi bulunmaktadır. Halı ve özel teknik
tekstil ürünleri için de 200.000 tona yakın bir kapasitenin bulunduğu kabul edilirse, bu
gruptaki toplam üretim kapasitesi 400.000 tondur.
Tekstil ve hazır giyim sektörümüz ürün kalitesi ve üretim teknolojisi itibariyle çağdaş dünya
standartlarındadır. Üretiminin yaklaşık dörtte üçü on yaşından daha genç makine ve
teçhizatla gerçekleştirilmektedir.
Toplam istihdamın yaklaşık % 20’si tekstil ve hazır giyim sektörü tarafından sağlanmaktadır.
Tekstil ve hazır giyim sektöründeki kayıt dışılık dikkate alındığında, 450.000 kadarı tekstil
sanayinde, 1.500.000 kadarı da hazır giyim sanayinde olmak üzere, 2.000.000 civarında
kişinin çalıştığı tahmin edilmektedir. Halkbank Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi – Tekstil ve Hazır Giyim Sektör Raporu
10
Bununla birlikte Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2009 Ekim ayındaki Çalışma
İstatistiklerine göre, sektörde faaliyet gösteren 40.806 adet işyerinde kayıtlı 674.832 işçi
çalışmaktadır.
Türk Tekstil ve Hazır Giyim Sektörü, KOBİ ağırlıklı bir sektör olup, özellikle hazır giyim
sanayindeki kayıt dışılığın % 50’nin üzerinde olması nedeniyle, işletme sayısı hakkındaki
tahminler bile, çok büyük farklılıklar göstermektedir. 35.000 ile 70.000 arasında değişen
işletme sayısı tahminlerinden hangisi doğru olursa olsun, tekstil ve hazır giyim sektörünün
Türkiye’nin en büyük ve en yaygın sanayi dalı olduğu gerçeği çok açıktır.
Türkiye genelinde ihracata yönelik üretim yapan % 90’nı KOBİ mahiyetinde olup toplam
18.500’ün üzerinde imalatçı/ihracatçı işletme bulunmaktadır. Bunların 11.000’i hazır giyim ve
7.500’ü de tekstil imalatı/ihracatı alanında faaliyet göstermektedir. Bu işletmelerin % 90’ından
fazlası küçük işletmeler, yani küçük veya büyük atölyelerdir.
Tekstil ve hazır giyim sektöründe sanayinde ortalama çalışan sayısı 18 iken hazır giyimde
9’dur. Sektör genelinde ortalama çalışan sayısı ise 12,5’dur.
Tablo 3. Tekstil ve Hazır Giyim Sektöründe İşletme Büyüklüğü (2002)
Tekstil Hazır Giyim
ÇalıĢan Sayısı ĠĢletme Sayısı Ġçindeki Pay (%) ĠĢletme Sayısı Ġçindeki Pay (%)
1-9 81,4 85,9
10-49 13,5 11,3
50-99 1,9 1,4
100-150 1,0 0,5
151-249 0,9 0,4
250+ 1,3 0,5
Kaynak: TÜİK İmalat Sanayii ve Genel İşyeri Sayımı 1. Aşama Geçici Sonuçları
Tekstil işletmeleri İstanbul, Bursa ve Denizli’de yoğunlaşmış iken hazır giyim işletmeleri
ağırlıklı olarak İstanbul’da faaliyet göstermektedir.Halkbank Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi – Tekstil ve Hazır Giyim Sektör Raporu
11
Tablo 4. Tekstil ve Hazır Giyim Sektöründe İşletmelerin İllere Göre Dağılımı (2002)
Tekstil Hazır Giyim
Ġl ĠĢletme Sayısı Ġçindeki
Pay (%)
Ġl ĠĢletme Sayısı Ġçindeki
Pay (%)
Ġstanbul 33,6 Ġstanbul 36,5
Bursa 12,5 Ġzmir 7,8
Denizli 11,2 Bursa 4,7
Gaziantep 4,4 Ankara 4,1
Ġzmir 4,1 Adana 2,7
Ankara 3,6 Konya 2,3
UĢak 3,0 Denizli 2,1
Adana 1,8 Manisa 2,0
Aydın 1,7 Ġçel 1,8
Konya 1,6 Gaziantep 1,8
Diğer 22,5 Diğer 34,2
Kaynak: TÜİK İmalat Sanayii ve Genel İşyeri Sayımı 1. Aşama Geçici Sonuçları
Türk Tekstil ve Hazır Giyim Sektörünün 2004 yılında yurt içi ve yurtdışı satışlarının toplamı;
18 milyar Dolar ihracat, 3 milyar Dolar bavul ticareti, 12 milyar Dolar hazır giyim ve ev
tekstilleri iç tüketimi ve 2 milyar Dolar halı ve teknik tekstil ürünleri iç tüketimi olmak üzere
toplam 35 milyar Dolar’dır. Bu toplam satış gelirinden, Türk Tekstil Sektörü tarafından
üretilmeyip yurtdışından ithal edilen 5 milyar Dolar’lık ara malı (iplik, ham bez ve kumaş)
miktarı düşülürse, Türk Tekstil ve Hazır Giyim Sektörünün cirosu birlikte 30 Milyar USD
civarındadır.
2004 yılında Türkiye’nin toplam Gayri Safi Milli Hasılat (GSMH)’ının 319 milyar Dolar olduğu
hatırlanırsa, tekstil ve hazır giyim sektörünün tek başına ülkemiz GSMH’sinin % 10’una yakın
bir kısmını sağladığı görülmektedir.
Mevcut veriler itibariyle, tekstil ve hazır giyim sektörünün imalat sanayi üretiminde en yüksek
payı aldığı görülmektedir. 2004 yılı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, sektörün
imalat sanayi içindeki payı, aşağıdaki tablodan görüldüğü gibi % 16,3’tür.Halkbank Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi – Tekstil ve Hazır Giyim Sektör Raporu
12
Tablo 5. Sanayi Üretimi İçinde Sektörlerin Ağırlığı
Sektör Ağırlığı
Madencilik sanayi 4,89
Elektrik, gaz ve su sanayi 8,19
İmalat sanayi 86,92
Gıda ürünleri ve içecek imalatı 10,64
Tütün ürünleri imalatı 1,35
Tekstil ürünleri imalatı 10,88
Giyim eĢyası imalatı 5,42
Derinin işlenmesi (bavul, çanta vb.) 1
Ağaç ve mantar ürünleri imalatı (mobilya hariç) 0,59
Kağıt ve kağıt ürünleri imalatı 1,59
Basım ve yayım imalatı 1,73
Kok kömür, rafine edilmiş petrol ürünleri imalatı 14,48
Kimyasal madde ürünleri imalatı 10,34
Plastik-kauçuk ürünleri imalatı 3,41
Metalik olmayan diğer mineral madde imalatı 6,85
Ana metal sanayi 8,9
Metal eşya sanayi, makine teçhizat hariç 3,39
Başka yerde sınıflandırılmamış makine ve teçhizat imalatı 5,76
Büro, muhasebe bilgi işlem makineleri imalatı 0,05
Başka yerde sınıflandırılmamış elektrikli makine cihaz imalatı 3,22
Radyo, TV, haberleşme cihazları imalatı 1,49
Tıbbi, hassas ve optik aletler, saat imalatı 0,26
Taşıt araçları ve karoseri imalatı 6,27
Diğer ulaşım araçları imalatı 1,07
Mobilya imalatı, başka yerde sınıflandırılmamış diğer imalatı 1,3
Kaynak: TÜİK Aylık Sanayi Üretim Endeksi Haber Bülteni (Temmuz 2005)
Türk ekonomisine net döviz girdisi olan sektörlerden en önemlisi olan tekstil ve hazır giyim
sektörü, yüksek ihracat performans ve potansiyeli ile ülkenin dışa açılan penceresidir. Bu
sektör, yıllık 10 milyar Dolar’ı aşan dış satımı ile ülke ihracatının üçte birini tek başına
karşılamaktadır.Halkbank Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi – Tekstil ve Hazır Giyim Sektör Raporu
13
Türkiye, tekstilde Avrupa’nın en büyük, dünyanın on dördüncü; hazır giyim ürünlerinde
Avrupa’nın ikinci, dünyanın yedinci büyük tedarikçisidir.
Türkiye, 2006 yılı verilerine göre, dünya tekstil ihracatındaki % 3,5’luk payı ile tekstilde
sekizinci büyük ihracatçı konumundadır.
Tekstil ve hazır giyim sektörünün ihracat performansına bakıldığında, ikisinin birbirine paralel
gittiği görülmektedir. Sektör ihracatının % 27-28’lik bir oranı tekstil sektörü, % 72-73’lük oranı
ise hazır giyim sektörü gerçekleştirmektedir. 2004 yılı itibariyle tekstil sektörünün toplam
ihracat içindeki payı % 7,1 ve hazır giyim sektörünün payı ise % 20,5 olup iki sektörün
Türkiye toplam ihracatındaki toplam payı % 27,6 düzeyindedir.
Türkiye’nin hazır giyim ihracatının % 75’den fazlası AB ülkelerine yapılmaktadır. Coğrafi
yakınlık, kalifiye işgücü, kalite, moda ve marka yaratmaya verilen önem AB ülkelerini
Türkiye’nin geleneksel ve en büyük pazarı haline getirmiştir. Ülkeler bazında
değerlendirildiğinde sırasıyla Almanya, İngiltere, ABD, Fransa ve Hollanda en fazla hazır
giyim ihraç edilen ülkelerdir. En fazla ihracat yapılan ilk on ülkenin toplamı ise Türkiye
genelinde toplam hazır giyim ihracatının % 80 gibi büyük bir bölümüne karşılık gelmektedir.
İhracatın büyük bölümü yüksek gelirli OECD ülkelerine yapılmaktadır.
Ülkemiz ithalatta ise, hazır giyim ihracatımızda görülen artışa bağlı olarak, büyük ölçüde
hammadde ihtiyacını karşılamaya yönelik tekstil ithalatında sürekli artış kaydetmiş ve dünya
tekstil ithalatında yedinci sırada yer almıştır.
Tekstil ile hazır giyim sektörleri birlikte değerlendirildiğinde 2004 yılı ithalatı 7,7 milyar
dolayında olup bu miktarla toplam ithalatımızın yaklaşık % 8’ine denk gelmektedir.
Türkiye’ye yapılan tekstil ithalatının bir kısmı elyaf şeklindedir. Bunlar yine tekstil sektörünün
hammaddesi olarak kullanılmaktadır. İplik ithalatının önemli bir kısmı da tekstil sektörünün
ara malı ihtiyacını karşılamak için yapılmaktadır. İplik ithalatının bir kısmı ile kumaş şeklinde
yapılan ithalat ise daha çok hazır giyim ve hazır eşya sektörünün ham madde ihtiyacını
karşılamaya yöneliktir. Genel olarak bakıldığında, tekstil ithalatı hazır giyim ve hazır eşya
sektörünün ihtiyaçları doğrultusunda şekillenmektedir. Dolayısıyla, Türkiye’nin tekstil
ithalatını gerek değer olarak ve gerek miktar olarak belirleyen faktörlerin başında, dünya ve
Türkiye’deki hazır giyim ve hazır eşya talebi ile Türkiye’nin içerdeki tekstil üretimi
gelmektedir.Halkbank Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi – Tekstil ve Hazır Giyim Sektör Raporu
14
Türkiye’nin dokuma ve örme hazır giyim ithalatı birçok faktörün bir sonucu olarak
artmaktadır. Bu faktörlerin başında pazarlama ve dağıtım kanalları ile ilgili gelişmeler
gelmektedir. Genç bir nüfusa sahip olan ve gittikçe dışa açılan Türkiye, dünya markalarının
iştahını kabartmaktadır. Çok sayıda perakende zinciri Türkiye’de yatırım yapmaktadır. Ayrıca
Türk girişimciler de mağazalaşma ve markalaşma çabası içindedir. Bütün bu eğilimleri ucuz
Çin üretimi ve Türk girişimcilerinin yurt dışında yaptığı yatırımların ürünlerini Türkiye’ye ithal
etme çabaları da desteklemektedir.
Sektörün son üç yıldaki ihracat ve ithalat değerleri ise aşağıdaki tablolarda belirtilmiştir.
Tablo 6. İhracat (milyon Dolar)
2007 2008 2009 *
Tekstil 5,316 5,093 3,847
Hazır Giyim 1,357 1,902 1,633
* 11 aylık toplam
Tablo 7. İthalat (milyon Dolar)
2007 2008 2009 *
Tekstil 10,804 11,323 8,681
Hazır Giyim 11,795 11,504 8,747
* 11 aylık toplam
Türkiye’de kısa elyaf iplik sektörü dünyada en yüksek teknolojiye sahip ülkeler arasında yer
almaktadır. İplikte olduğu kadar olmasa bile, pamuklu dokuma sektörü de oldukça yeni
makine parkına sahiptir. Türkiye’de pamuklu örme alt sektörü, entegre olmayan küçük ve
orta boy işletmelerde yoğunlaşarak bir büyüme göstermiştir.
Dünya terminolojisindeki adı sentetik fiber filament olan sektör, ürün bazında sentetik elyaf
ve sentetik iplik endüstrisi olmaktadır. Türkiye’de sentetik elyaf üretimi ilk kez 1964 yılında
Bursa Sifaş’ta başlamıştır. Türk sentetik iplik sektörü 1997 yılından itibaren yeni bir geçiş ve
dönüşüm sürecine girmiştir. Bu sürecin en belirgin özelliği dünyadaki en son teknolojik
gelişmeleri bünyesinde toplamak suretiyle kapasite ve çeşitlilik açısından en üst seviyeyi
yakalamasıdır.Halkbank Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi – Tekstil ve Hazır Giyim Sektör Raporu
15
Sektörde faaliyet göstere polyamid, polyester ve akrilik üreticilerinin sayısı 11 olup, 8 tanesi
Bursa-Yalova ekseninde faaliyet göstermektedir. Son yıllarda, polipropilen alanında ciddi
yatırımlar Adana, Gaziantep ve Kayseri yöresinde gerçekleştirilmiştir.
Tekstil ve hazır giyim sektörü başta pamuk olmak üzere ağırlıklı olarak yerli girdi
kullanmaktadır. Türkiye’de kaliteli pamuk üretiminin yapılabiliyor olması sektörün
gelişmesinde büyük rol oynamıştır. Dolayısıyla tarım kesimi için de bu sanayinin varlığı ve
devamı büyük önem arz etmektedir.
Aynı şekilde tekstil ve hazır giyim sektörü, makine sanayi ve kimya sanayinden tekstil
makineleri, sentetik elyaf, boya gibi ürünleri girdi olarak kullanmakta olup, yaşanacak
gelişmeler bu sektörleri de yakından ilgilendirmektedir.
2.3 Dünya’da ve AB’de Tekstil ve Hazır Giyim Sektörü
İplik yapımı, dokuma ve dikiş gibi teknikler MÖ. 5.000 yıllarından beri uygulanmaktadır. Çin’in
tek ipek üreticisi olmasının da etkisiyle hammadde, halı, kilim ve kumaş üretiminde doğu
ülkeleri binlerce yıl üstün durumlarını sürdürmüşlerdir. En temel insan ihtiyaçlarından olan
örtünme ve korunma amacıyla kullanılan tekstil ürünleri ticareti de yüzyıllarca yapılmıştır.
Bir sanayi kolu olarak tekstilin ortaya çıkması ise sanayi devrimi ile İngiltere’de başlamıştır.
18. yüzyılın ikinci yarısında mekanik iplik eğirme yöntemleri geliştirilmiştir. Ticari bir kullanıma
sahip olan ilk mekanik dokuma tezgâhını İngiliz din adamı Edward Cartwright 1785’de
gerçekleştirmiş ve patentini almıştır. Üretim tekniklerindeki gelişmeye paralel olarak sırasıyla
su, buhar ve elektrik kullanılarak çalışan tesislerde tekstil üretimi gerçekleştirilmeye
başlanmıştır.
Daha sonra desen tekniği ve moda endüstrisinin de artan önemine paralel olarak Fransa,
ABD ve İtalya’da bu sanayi gelişmiştir. 1830’da dikiş makinesi, 1900’lerde de sentetik
elyafların geliştirilmesi, tekstil kimyası ve makinesi alanlarındaki çeşitli gelişmeler paralelinde
tekstil ve hazır giyim sektörü gelişimini sürdürmüştür.
Tekstil ve hazır giyim sektörü, ürünlerinin temel bir tüketim malı olması, nispeten düşük
sermaye ihtiyacı, sağladığı istihdam imkânı, üretim sürecinde yaratılan katma değer ve
ihracat imkânları nedeniyle gelişmekte olan ülkelerin ekonomik kalkınma sürecinde önemli rol
oynayan bir sanayi dalıdır.Halkbank Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi – Tekstil ve Hazır Giyim Sektör Raporu
16
19. yüzyılın ilk yarısında İngiltere, 20. yüzyılın başlarında Japonya, 1950’lerde Tayvan ve
Güney Kore sanayileşme süreçlerinin başlarında bu sanayiyi geliştirerek sermaye birikimi
sağlamış, ihracat ve üretim tecrübesi edinmişlerdir. Bu yolla edinilen sermaye, bilgi birikimi
ve tecrübe sermaye ve bilgi yoğun diğer sektörlerin gelişmesinde katkı sağlamıştır.
Günümüzde de tekstil ve hazır giyim sektörü sermaye sıkıntısı yaşayan, ucuz işgücüne sahip
gelişmekte olan ülkelerin ekonomik kalkınmalarında benzer bir rol oynamaktadır.
Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde tarife ve tarife dışı engellerle en çok korunan sanayi
sektörü tekstil ve hazır giyim sektörüdür. Diğer sektörlerle kıyaslandığında düşük bir sermaye
yatırımı ile yüksek oranlı bir istihdam sağlayabilmesi, gelişmekte olan ülkelerin bu sektörde
gelişmeyi hızlandırabilmek için doğrudan veya dolaylı teşvikler vermesine, dışarıdan gelen
rekabete karşı korumacı politikalar uygulamalarına neden olmaktadır.
Benzer şekilde, gelişmiş ülkeler de sektörün sağlamış olduğu istihdamı en azından
koruyabilmek amacıyla kendi iç pazarlarını yabancı rakiplerine karşı korumakta, sektörde
yeni teknolojilerin ve üretim yöntemlerinin kullanılmasını özendirici politikalar uygulamaktadır.
Bu nedenle, tekstil ve hazır giyim sektörü dünyada rekabetin en fazla yaşandığı sektörlerden
birisidir.
Üretim ağırlıkları itibariyle imalat sanayi içinde tekstil ve hazır giyim sektörleri gelişmekte olan
ülkelerde çok daha fazla paya sahiptir. Tekstil ve hazır giyim sektörü, bölgeler arasında ise
Asya’da en büyük paya sahiptir.
Tablo 8. Bölgelerin İmalat Sanayi Katma Değeri İçinde Tekstil ve Hazır Giyim Sanayilerinin Payları (%)
Tekstil
Sanayi
Hazır Giyim
Sanayi
Tekstil ve Hazır Giyim
Sanayi Toplamı
GeliĢmiĢ Bölgeler 2,1 2,8 4,9
GeliĢmekte Olan Bölgeler 6,5 4,9 11,4
Kuzey Amerika 2,0 2,6 4,6
Orta ve Güney Amerika 4,1 4,2 8,3
Asya (Ġsrail ve Japonya
hariç)
7,7 5,1 12,8
Avrupa 2,9 3,2 6,1
Okyanusya 2,7 3,2 5,9
Kaynak: Statistical Yearbook, United Nations (2005)Halkbank Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi – Tekstil ve Hazır Giyim Sektör Raporu
17
Bangladeş, Hindistan, Pakistan, Portekiz, Tunus ve Türkiye’de imalat sanayi katma değeri
içinde tekstil ve hazır giyim sanayi yüksek paya sahiptir. En büyük tekstil ve hazır giyim
üreticisi olan Çin’de katma değer içinde tekstil ve hazır giyim sektörünün payı, diğer
sanayilerdeki daha hızlı gelişmeye bağlı olarak azalma eğilimdedir.
Tekstil ve hazır giyim sektöründe istihdam, ağırlıklı olarak gelişmekte olan ülkelerde
toplanmaktadır. Bu sanayi gelişmiş ülkelerde de halen önemli bir istihdam kaynağı olmakla
beraber imalat sanayi içinde payı nispeten daha düşüktür. İstihdam ile ilgili bir önemli husus
da tekstil ve hazır giyimde çalışanların genel olarak daha vasıfsız olması, özellikle hazır
giyim sanayinde kadın işgücü istihdamının yoğun olmasıdır.
Dünyada son yirmi yılda tekstil ticareti üretimin on katı artmıştır. Önümüzdeki yirmi yılda,
Dünya Ticaret Örgütü (World Trade Organization – WTO) düzenlemelerinin bir izdüşümü
olarak, dünya tekstil ticaretinin artış hızının devam etmesi beklenmektedir.
Bu gözlemler ışığında tekstil ve hazır giyim sektörüne dünya genelinde bakıldığında, 1980’li
yıllarda 450 milyar Dolar dolaylarında tahmin edilen dünya tekstil üretiminin günümüzde 530
milyar Dolar boyutuna ulaştığı; tüketimin bir yandan artan nüfus diğer yanda gelişen kişi
başına tüketim ile artış eğilimini sürdüğü izlenmektedir.
1980’de tekstil üretiminin yaklaşık yarısını gerçekleştiren Avrupa’nın payı % 30 dolaylarına
düşmüş; aynı dönemde Asya ülkelerinin payı %