GİRİŞİMCİLER İÇİN İŞ PLANLAMASI VE ÜRETİM YÖNETİMİ
DR. R. DENİZ ÖZBAY
1-ÜRETİM VE ÜRETİM YÖNETİMİ SÜREÇLERİ
Üretimin amacını, mal ve hizmet sağlayarak insan ihtiyaçlarının karşılanması olarak ifade edebiliriz. Çeşitli kaynakların belli bir düzen içinde, planlı ve belirli bir amaç yönünde bir araya getirilmesi ile ortaya yeni bir mal veya hizmetin ortaya çıkarılması da denilebilir. Üretim yönetimi ise, kapsamı bakımından daha geniş, iş kapasitesi oldukça yüklü bir işletmecilik işlevidir. Buna göre üretim yönetimi; işletmelerin sahip olduğu her türlü kaynağın optimum ölçüde bir araya getirilerek, belirli miktarda ve kalitede mal ve hizmeti, istenilen yer ve zamanda üretmeleri anlamına gelmektedir.
Üretim yönetiminin amaçlarını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:
Tüketici taleplerinin, fiyat, zaman, miktar ve kalite yönünden optimum şekilde karşılanması,
Stok düzeyinin olabildiğince düşük tutulması ve stok devrinin artırılması,
İşletmelerin her çeşit kaynaktan, en verimli şeklide yararlanmalarını ve bunun derecesini yükseltmeyi gerçekleştirmek.
Üretim yönetiminin en önemli aşamalarından biri de üretimin planlanmasıdır. Üretim faaliyetinin gelecekteki seviyesini ve sınırlarını belirlemeye yönelik çabalar, üretim planlaması sayesinde gerçekleşmektedir. İşletmeler genel olarak iki aşamada üretim planlamasını gerçekleştirirler:
Sıralama: Nelerin üretileceği, üretim için hangi işlemlerin gerçekleştirileceği, bunun hangi yöntemle, nerede yapılacağı ve bu işlerin süreçleri belirlenir.
Programlama: Üretim işlerinin zaman açısından nasıl programlanacağını ifade eder. Hangi iş hani aşamada yapılacaktır, belirlenir.
Üretim faaliyetinin planlandığı gibi gidip gitmediğinin de kontrol edilmesi gereklidir. Kontrol çalışmaları, planlamaya bağlı olarak yürütülecek bir faaliyettir. Kontrol sorunlarının başlıcaları; stokların kontrolü, kalite kontrolü, üretim araçlarının tamir ve bakımı ve son olarak üretimin kendisinin kontrolünü kapsamaktadır. Üretim kontrolünün belli başlı yararlarını aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür.
Her çeşit kaynaktan daha fazla verim elde edilmesi,
Personel iş kayıplarının en aza indirilmesi,
Fazla mesai ücretlerinde tasarruf,
Personel motivasyonunda yükselme,
Sipariş teslim tarihlerinde iyileşme,
Stok maliyetlerinin azalması.
2-İŞ YERİ DÜZENLEMESİ VE BAKIM
İşletmelerde üretim tesislerinin yerlerinin belirlenmesi, tesis içinde üretim sürecini makul bir şekilde sıralanması gibi konular düzenleme kapsamında yer alırlar. En etkin kullanım, iş gücünün ve malzemelerin en az vakit kaybıyla değerlendirilmesi sayesinde gerçekleşecektir. Üretim süreci dışında, işletmeyi oluşturan bölümlerin ve ilişkilerinin de uygun bir şekilde düzenlenmesi aynı amaca hizmet etmektedir.
Üretim sürecinin düzenlenmesiyle ilgili temel amaçlar aşağıdaki gibi sıralanabilir:
Üretim maliyetlerinin kolaylaştırılması,
Malzeme yükleme, boşaltma ve taşıma zamanının en aza indirilmesi,
İşletme içinde yarı mamul miktarının azaltılması,
Üretim alanından gereği gibi yararlanılması ile makine-teçhizat yatırımının en aza indirilmesi,
Personelden en yüksek verimin alınması, çalışma şartlarının güvenliği ve rahatlığının sağlanması,
Kontrol süreçlerinin etkin bir şekilde yerine getirilmesi.
Üretim süreci bir kere çalışmaya başlayınca, onun iyi işleyen bir şekilde kalmasını sağlamak, günlük çalışmalar ile ortaya çıkan sorunların çözümünü aramak amacıyla bakım çalışmalarına gerek duyulur. Bu çalışmalar her üretim işletmesinde temel nitelikte bir faaliyet olarak yürütülür. Tüm üretim girdilerinin fonksiyonlarını yerine getirmeleri ve yapılan yatırımdan verim elde edilmesi temel amaçtır. Bu bakım çabalarının, toplam maliyetler içinde payı ve önemi günden güne artmaktadır.
Üretim süreçlerinin giderek artan bir şekilde mekanikleşmesi, otomasyonun daha çok önem kazanması, cihazların işler durumda tutulmaları ve bu sayede üretimin devamlılığının sağlanması, bakım faaliyetlerini daha karmaşık ve bunun yanında daha önemli bir konuma getirmektedir.
3-KALİTE KONTROLÜ VE TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ
Yanlış bir algılama sonucu “kaliteli” mallara yapılan vurgu, diğer malların kalitesiz olduğu imasını beraberinde getirir. Aslında pahalı bir ürün de, ucuz bir ürün de, farklı düzey ve miktarlarda bir kaliteye sahiptir. Her ürün kendi standardında kaliteye sahiptir. Bu durum onların farklı kalite anlayış ve tanımlarına sahip tüketici gruplarına hitap etmelerine imkan verir.
O halde kaliteyi tanımlamaya çalışarak başlayabiliriz. Kalite; bir ürünün, bir malzemenin veya bir servisin kendisinden umulan faydayı en üst seviyede karşılaması anlamında, tanımlanabilir. Kaliteye, bir malın, bir servisin tüketici bazında kabul edilebilir olmasını sağlayan şey de diyebiliriz.
Sonuç olarak, tüketiciye gerekli olmayan şeyleri bir ürüne katmanın anlamı yoktur. Üretici ile tüketici arasındaki anlaşma, mal veya hizmetin sahip olduğu özellikler üzerinde sağlanmaktadır. Bu anlamda kalite, mal veya hizmetten beklenen bir standarttır. Her iki tipte de ürünün kullanıcının isteklerine cevap verecek nitelik ve sürede tatminkar olması yeterlidir.
Üretim sürecinin her aşamasında kalite bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla kalite, yalnızca işletmeyi değil, işletme dışındaki grupları da ilgilendirmelidir. Satışa sunulan ürünleri talep eden tüketiciler, ürünleri diğer ürünlerin yapımında kullanan üreticiler ile alt sistemleri de aynı anda ilgilendirmesi gereken bir konudur. Bu anlamda kalite gruplarını, Satıcı-Üretici-Tüketici olarak tanımlayabiliriz.
Kalite gruplarının, taleplerini dikkate alan, ortak amaçlarını organize edebilen, uzlaştıran bir yönetim biçimine ihtiyaç vardır. Bu yönetim biçiminin, çeşitli alt sistemleri de dikkate alarak, ilişkili grupların amaçlarını uyumlaştırabilen, bir sistem yaklaşımını benimsemesi zorunludur. Bu nedenle “Kalite Yönetimi” dendiğinde, kalite ile ilgili konuları sistematik bir çerçevede planlayan, programlayan ve çözebilen bir anlayıştan söz edilmektedir.
Son olarak: Kalite Yönetimi, işletmeye giren ve işletmeden çıkan maddelerin belirlenmiş standartlara göre izlenmesi ve gerekli işlemlerin yapılmasıdır.
Kaliteli ürün yaklaşımı, her üretim biriminde önemi tartışılmadan kabul edilen bir gerçektir. Elbette kaliteli ürün üretmenin de bir bedeli vardır. Kalite seviyesi, ürünün tasarımında belirlenmelidir. Üretim sistemi, ürünün kalitesini sürecin başlangıcında belirlemiş olmalıdır. Bu en kaliteli ürün üretileceği anlamına elbette gelmemektedir. Satın alacak bir tüketici bulunduğu takdirde, her çeşit kaliteyi belirlemek ve düzeyini yükseltmek teknik olarak mümkündür. Özellikle ürün geliştirme ile kalite yönetimi arasında yakın ve doğrudan bir ilişki bulunmaktadır.
Tüketici ve üreticilerin buluştuğu yer olan piyasa şartları uygun olduğu takdirde daha kaliteli üretim yapmak olasıdır. Fiyatı artan ürünün talebinde meydana gelecek değişme, ürünün arzını doğrudan belirleme gücüne sahip olacaktır. Bunların yanı sıra, kalitenin yükseltilmesi, maliyet arttırıcı bir rol oynamanın yanında, çeşitli önlenmelerin alınmasını da gerektirir. Girdilerin iyileştirilmesi, daha kalifiye personel kullanmak, eğitim faaliyetlerine önem vermek gibi önlemler kalitenin nispi olarak yükselmesine yardımcı olacaktır. Personel ve hammadde yanında kullanılan ekipmanın da kalitenin oluşmasında önemi vardır. İyileştirmelerin her üçünde de optimum düzeyde sağlanmış olması gereklidir.
Bir işletmenin varlığını devam ettirmesi yönünden de kalite pazar ilişkisi önem taşır. Siparişlerin alınmasından, yerine getirilmesine kadar geçen sürecin, işletme için kontrol mekanizmaları ile denetlenmesi, işletme ve müşteri ilişkisinin sağlıklı devam etmesini sağlar.
Tüketiciler ise talep ettikleri mal ve hizmetlerin kalitesi konusunda her zaman değerlendirme imkanına sahip değillerdir. Tüketiciler adına denetim fonksiyonunu yürütecek kurumlar, belirlenmiş standartların ürünler için kimyasal ve fiziksel sınırlarını kontrol ederler. Bu standartlar: 1. Kalite-güven garantisi sağlar, 2. Karşılaştırma ve tercih kolaylığı sağlar, 3. Sipariş ve alım-satım işlerini kolaylaştırır, 4. Ucuzluğa imkan verir.
Sonuç olarak, ürünün hedeflediği tüketici grubunun beklentileri kaliteyi de belirleyecektir.
4-STOK VE MALİYET YÖNETİMİ
Bir işletmenin üretim sürecinde, ham ve yardımcı madde ihtiyaçları söz konusudur. Dolayısıyla stok kontrolü, üretimin planlanması ile yakından ilgilidir. Üretimin gelecekteki ihtiyaçların giderilmesi için stok miktarlarının, işletmenin üretim, satış ve finansal verileri dikkate alınarak ekonomik olarak belirlenmesi gereklidir. Stok kontrolü bu faktörleri değerlendirerek, optimum stok maliyetlerini dengelemektedir.
Hangi ham ve yardımcı maddelerin, ne kadar stoklanması gerektiğine, stoklama için siparişlerin ne zaman verileceğine stok kontrolü karar verir. Üretim yapan bir işletmede stok çeşitleri, ham ve yardımcı maddeler, işletme malzemeleri ile yarı mamül maddelerden oluşur.
Stok kontrolü çeşitli yöntemlerle yapılmaktadır. Bilgisayar bu kontrollerin sağlanmasında önemli bir görevi yerine getirmektedir. Stok kontrolü aşamasında ortaya çıkan bilgi-işlem yükü, insan gücünü aşmakta ve bilgisayar kullanımını zorunlu kılmaktadır. Her ürünün tanımlandığı kod numaraları sayesinde, bütün bilgiler muhafaza edilmekte, gerektiğinde hesapların otomatik olarak yapılması mümkün olmaktadır.
Kıt kaynakların idare olan ekonomi, işletmelerin de üretim süreçlerinin belirlenmesinde ana unsur olmaktadır. Her kaynağın maliyetinin olması, ancak belirli bir miktarın altında olmamak kaydıyla, üretimin miktarı arttırıldığı sürece kar elde edilmesi, bir ikilemi de beraberinde getirmektedir. Üretimin arttığı ölçüde kar oranı da artmaktadır. Diğer taraftan kaynakların en çok kar elde edebilecek ve en az maliyetle kullanılması gerekecektir. Kaynaklar sınırlı olmasına karşın, kar ancak üretim olduğu müddetçe sağlanabilecektir.
Üretimin miktarı maliyetleri direkt olarak belirlemektedir. Buna karşın maksimum üretim miktarı ise kapasite ile sınırlıdır. Kapasite tam olarak kullanıldığında, en fazla karın elde edilebileceği düşünülse de, en ekonomik üretimin sağlandığı anlamına gelmemektedir. Üretim miktarının belli bir düzeyinin altında ve üstünde kaynaklar verimli kullanımdan uzaklaşmaktadır. Üretimde maliyet kontrolü, üretim faaliyetinin optimum düzeyde belirlenmesini sağlar. Böylece, en iyi birim maliyeti ile karın toplamda artmasından çok, birim başına maksimize edilmesi önem kazanır.
5- İŞ GÜVENLİĞİ
İş güvenliği, işletmenin uygulayacağı, üretimin bir parçası ve işçilerin uyması gereken bir konu değildir. En geniş anlamıyla üretim süreci, riskin farklı aşamalarını da içeren değişik işlemleri kapsamaktadır. Bu nedenle üretim, denetim altında bulundurulacak biçimde planlamak ve yönetmek gerekmektedir.
Özellikle sanayi işletmelerinde bu durum daha çok öne çıkmakta ve daha geniş çaplı düzenlemeler söz konusu olmaktadır. Çeşitli kazalar, maddi şartlardan, insanların dikkatsizliğinden veya iki nedenden de kaynaklanmaktadır. Kazaların azaltılması veya engellenmesi için gerçekleştirilecek çalışmalar, üretim sürecinin ve çalışanların güvenliğini sağlayacaktır.
Çalışılan yerin temizliği, çalışılan alanların ve geçişlerin, aydınlatmanın yeterli ve uygun olması, makinaların tasarımının ve yerleşimlerinin riskleri minimize edecek şekilde gerçekleştirilmeleri, zehirli, yanıcı maddelerin korunması ve uygun yerlerde depolanması gibi konuları, işletmelerin değerlendirmesi ve üzerinde titizlikle durarak en uygun şekilde planlamaları zorunludur.
Yararlanılan Kaynaklar:
Oygur Yamak, Üretim Yönetimi, Sinerji Yayınları, 2001.
Ömer Dinçer, Yahya Fidan, İşletme Yönetimine Giriş, 1995.
Kadıköy´de Yeni Umutlar Projesi – ©2008