Whatsapp Tekstil Kursları Destek Hattı

yabancı modacılar

 

 
Yabancı Modacılar 
¾ Adidas 
1986’da ünlü rap grubu Run DMC ‘My Adidas’ adlı hit şarkısıyla dünya 
metropollerinde spor kıyafetlerinin zaferini ilan etmiştir. 1900 Almanya doğumlu Adi 
Dassler, 1948’de Adidas markasını yarattığında kuşkusuz bu kadar büyük bir başarı
kazanacağını tahmin etmemiştir. 1972 Olimpiyatları’nın resmi spor malzemeleri olduktan 
sonra gündelik giysilerde prestijini artıran Adidas, spor giyim ve malzemelerinde, ABD 
markalarıyla rekabetini sürdürmektedir. 
¾ Calvin Klein 
Moda dünyasının sınırlarını aşan Calvin Klein fenomeni, ürün zenginliğiyle, 
medyatikliğiyle yüzyıl sonunun örnek modacılarındandır. Yetmişli yıllarda modelleri kadar 
zarif olan bu genç stilist, büyük reklam kampanyalarının ardından piyasaya çıkardığı jean 
koleksiyonuyla adını duyurmuştur. İç çamaşırı modelleri de, ürünlerinin tasarım ve yapımına 
olduğu kadar, tanıtımına da büyük önem veren Klein’in başarısını artırmıştır. Doksanlı
yıllarda, Calvin, ABD, Avrupa ve Asya’da büyük bir gelişme göstererek moda ürünleri, 
parfümler, aksesuarlar, ev eşyalarında sunduğu basitlik, şıklık ve işlevsellik ile doksanlı
yılların şehirli gençliğinin beğenisini kazanmıştır.
¾ Chanel 
1939’da kapattığı moda evini 1954’te tekrar açmıştır. Dogmasının eski temel 
ilkelerinden yararlanarak ünlü süslü küçük tayyörü yaratmıştır. Altın zincirler, astar ile 
uyumlu ipek bluzlar, yumuşak tüvitler, büyülü ışıltılarıyla elmaslar, siyah ipekten fularlar, 
beyaz bezden kamelyalar, hasır şapka, saç örgüsü, omuz kayışlı çanta, koyu renk burunlu bej 17
iskarpin, dünya kadının benimseyeceği, taklit edeceği, uygulayacağı gerçek bir moda 
formülü yaratmıştır. Taklitlerinin hiçbiri, onun yaratıcı özgünlüğüne yaklaşamamıştır. 
Chanel, bu geri dönüş döneminde basitliğiyle dikkat çeken gece elbiseleri üretmiştir. 
Kurucusu ‘Coco’ öldükten sonra da, Chanel moda evi Paris’in en güçlü ve etkin moda 
merkezi olma özelliğini korumaktadır. Estetik anlayışını, beğenilerin değişkenliğine adapte 
ederek adını ölümsüzleştirmiştir. 
Christian Dior 
Christian Dior’un 1947’deki çıkışı, elbisenin 20.yüzyıldaki evrimin en önemli 
aşamasını oluşturmaktadır. Dior markasın 50’li yıllara damgasını vurmuştur. 
1938’de Robert Piguet’nin yanında stilist olarak çalışmaya başlamıştır. 1946’da büyük 
tekstil sanayicisi Marcel Broussac ile tanıştırıldığında, kafasında kadın giyimine ilişkin bazı
tasarıları vardır. Azminden ve kararlılığından etkilenen Broussac, Dior moda evinin kuruluş
masraflarını karşılamıştır.1947’de ilk koleksiyonunun tanıtımıyla büyük beğeni kazanmıştır. 
Sonraki sezonlarda da koleksiyonlarının başarısı sürmüştür.1957’de öldüğünde, şirketlerinde 
binden fazla çalışanı vardır.Çağdaş işletmesi ve gücü, o döneme kadar moda dünyasını
keyfince yöneten zanaatçı işletmelerle karşılaştırılmayacak kadar yenilikçiydi. 
¾ Dolce&Gabbana 
1958 Sicilya doğumlu Domenico, üniversitede moda eğitimi almıştır. Babası
terzidir.1962 Milano doğumlu Stefano, dizayn okulundan mezun olmuştur. Aynı stilistin 
yanında çalışırken 1980 yılında tanışıp 1985’te ortaklık kurmuşlardır. Dişilik, mizah, 
gençlik, çiçekler, panter izlenimleri, büstiyerler, iç çamaşırları koleksiyonlarında göze 
çarpmaktadır. Seksenli yılların sonunda başarıya ulaşmışlardır. Akdeniz’e özgü sıra dışı
özellikler taşıyan koleksiyonları o günün eğilimlerinden uzaktır. 
Donna Karan 
1948 doğumlu Karan, iddiasız, dağınık stiline kendi kişisel ve ‘dişi’ bakış açısını
getirmiştir.Anne Klein markası için tasarım sorumlusu olarak çalıştıktan sonra, Donna Karan 
1984’te kendi markasını çıkarmış ve sade bir lüksün peşinde olan iş kadınlarının beğenisini 
kazanmıştır. Konfeksiyon ürünlerinde başarılı olan Karan, ünlü DKNY markasını
yaratmıştır. Daha sonra jean, erkek ve çocuk giyimi koleksiyonları ve parfümler piyasaya 
sürmüştür. 
¾ Gianni Versace 
Japonların karanlık ve sade stilinin tam karşıtı olan renkli ve parlak modelleriyle 
doksanlı yılların duyarlılığını simgelemiştir. 
Yumuşak, hassas ve pahalı elbiseleri, vücutlara güzellik katan sanat eserleri gibidir. 
Versace marka kıyafetler giyen genç kızlar ve delikanlılar, uzun bir dönem boyunca 
kendilerini Madonna, Sting hatta Prenses Diana’yla özdeşleştirmişlerdir. Bugün kız kardeşi 
Donatella erken sönen bu yıldızın yerine Versace moda evini yönetmektedir. Donatella, 
festivali andıran defileler düzenlemektedir.
Giorgio Armani 
‘Eğer o olmasaydı bugün giydiğimiz elbiseler farklı olurdu,’ diyeceğimiz çağdaş
modacılardan biridir. Giorgio Armani, erkek giyiminin dokunulmaz prensiplerine yenilikler 
getirmiştir. Genç ve dinamik İtalyan kadınlar için yeni bir stil geliştirmiştir. Modacı, basit 
fakat özenli ilkeler ile çalışıp mükemmel bir kesim, titiz rötuşlar, işleviyle uyumlu bir form, 
lüks ancak gösteriş iddiası olamayan elbiseler yaratmıştır. 
İş yerlerinin, yolculukların, iş yemeklerinin giderek daha çok önem kazandığı
günümüzde, Armani stili, bir üniforma olmasa da, prestijli bir markaya dönüşmüştür. Bir 
düzey göstergesi olmasının dışında, genç iş adamı ve iş kadınlarının görünüşlerine cazibe ve 
duyarlılık katarak başarı kazanmıştır. 
¾ Gucci 
1912’de İtalya’da kurulan Gucci şirketi, altmışlı yıllarda, moda evine dönüşmüştür. 
Latin zevkiyle piyasa sunduğu lüks ürünlerle dikkat çekmiştir.1989’da Gucci’nin mirasçıları
şirketi Invest Corp. grubuna devretmişlerdir. Invest Corp.’un yenilenme girişimi 
beklenenden başarılı olmuş ve eski moda markaları da Gucci’den örnek alarak yenilenme 
sürecine girmişlerdir. Gucci’nin geleneksel ürünleri, çeşitliliğini de artırarak, yeni bir lüks 
moda markasına dönüşmüştür. 
Hubert de Givenchy 
Hubert James Taffin de Givenchy 1927 ‘de doğmuştur.1952’de moda evini 
açmıştır.‘Ayrılabilir parçalar’ ile sansasyon yaratmıştır. Genç modacı, kısa sürede daha 
küçük boyutta da olsa, ustasının yerini almış ve seçkin bir uluslar arası müşteri kitlesinin 
gözdesi olmuştur.
Audrey Hepburn’ün ‘Tiffany’ de Kahvaltı’ filminde küçük siyah elbise, Givenchy’nin 
moda klasikleri arasına girmesini sağlamıştır. Seçkin ve kültürlü meslektaşlarına hiç 
benzemeyen Givenchy yanında çalışan işçi bayanların hitap şekliyle ‘Mösyö’ bugün artık 
kaybolmakta olan bir topluma, Avrupalışıklık ve zerafetini sunmuştur. 
¾ Jean-Paul Gaultier 
Seksenli yılların başında ‘modanın korkunç çocuğu’ adı verilen Jean-Paul Gaultier, bu 
yıkıcı imajı korumuştur. Masum olduğu kadar şaşırtıcı olan stiliyle en sıra dışı modacılardan 
biridir. Hiçbir modacı gençliğin estetiğini, taleplerini, kararsızlıklarını onun kadar iyi 
değerlendirememiştir. Stilinde bir önceki kuşağın rock yıldızlarının coşkusunun izleri 
görülmüştür. Giysi tarihinden ve tekniklerinden yararlanan hayal gücü dikkat çekicidir. 
Akımları ve etkileri birleştirerek, klişelere aldırmayarak yeniden yorumladığı erkek ve kadın 
gardırobuyla Gaultier, seksenli yılların ortasından itibaren moda dünyasında egemenlik 
kurmuştur. Hem kadın hem de erkek koleksiyonları üzerine çalışmıştır.
Kenzo 
Yetmişli yılların Paris modasının bir başka yıldızı, Kenzo Takada’dır. Bu genç Japon 
bir rastlantı sonucu geldiği Paris’te 1970 yılında ilk defilesini sunmuş ve ilgiyle 
karşılanmıştır. Arkadaşlarıyla eski bir butiği tropikal tarzda dekore edip ilk mağazasını
açmıştır. 
1939’da doğan Kenzo, tüm ülkelerin folklorlarından esinlenmiş ve yaşama sevinciyle 
genç müşterilerinin taleplerini karşılamayı bilmiştir. Sıra dışı emprimeleri, hafif formları, 
özgün aksesuarlarıyla hazır giyimde görülmemiş bir etki yaratmıştır. 
¾ Paco Rabanne 
Francisco Rabaneda Cuervo, 1934’te San Sebastian’da ( İspanya’nın Bask bölgesinde) 
doğmuş ve 1966’da moda evini açmıştır.Elbisenin geleneksel materyallerinden uzak durarak, 
alüminyum, rodoid gibi maddelerden yararlanmıştır.Paco Rabanne, sertliğiyle, ön yargısız ve 
modern genç bayanların beğendiği deneysel modeller yaratmıştır.Bu modeller günümüze 
kadar uzanan büyük bir popülarite kazanmıştır. Bu sempatik yenilikçi de moda tarihinde 
kalıcı bir iz bırakmıştır.1967’de piyasaya çok düşük fiyatla satılan tek giyimlik bir elbise 
sürmüştür. Bu kâğıt ve naylon karışımı bir giysidir. Uzun araştırmalardan sonra, dikişsiz ve 
vinil klorürün dökme kalıbı üzerinde buharlaştırılmasıyla elde edilen elbiseler 
üretmiştir.1966’da defilelerinde siyahî mankenleri kullanan ilk büyük modacıdır. 
¾ Pierre Cardin 
Dünün dünyasını ve gençlerin düşünü kurduğu fütürizmi birleştiren Pierre Cardin, 
önlenemeyen yükselişine ellili yıllarda başlamıştır. 
İtalyan göçmeni çiftçi bir ailenin çocuğudur.On dört yaşındayken ünlü bir terzinin 
yanına çırak olarak girmiştir.1944’te Paquin moda evinde işe başlamıştır.Cristian Dior’un 
baş terzisi olmasını sağlayacak olan meslek bilgisini ve deneyimini orada edinmiştir.1949’da 
kendi moda evini kurmuştur.Uygun zamanlamalı tasarımlarına paralel olarak Pierre Cardin, 
canlı ve çarpıcı kesimiyle müşterilerinin dikkatini çeken manto ve tayyör serileri üretmiştir. 
‘Eve’ (Havva) ve ‘Adam’ (Adem) isimli iki butik açmıştır. Bu butiklerde satılan 
koleksiyonlar modaevlerine bağlı atölyelerde üretilmiştir. Printemps mağazasında kendine 
bir reyon açmıştır.Böylece ilk defa büyük bir mağazada, sadece bir markaya ayrılmış bir 
stand açılmıştır.Meslek yaşamı boyunca en iyi yaptığı şey, bir elbiseyi elleriyle çizmek , 
kesmek ve dikmektir. 
¾ Prada 
Milanolu marka, basın ve genç kuşaklar tarafından büyük bir ilgi görmektedir. 
Gençler Prada’nın çok yeni bir marka olduğunu sanırlar, oysa Prada eski ve geleneksel bir 
moda evidir.Yetmişli yılların sonunda şirketin başına kurucusunun yeğeni Miuccia Prada 
geçmiştir.Yeni teknolojiyle üretilen, su geçirmez şık çantalar piyasaya sunmuştur. Ardından 
1985’te bayan ayakkabısı koleksiyonunu çıkarmıştır. Bunları lüks ve sade spor giyim 
koleksiyonu izlemiştir. Modaya önem vermeyen, modellerine gizli anlamlar katan Prada, 
doksanlı yılların otantik stilisti olarak dikkat çekmiştir
¾ Yves Saint Laurent 
Basın 60’lı yılların başında Laurent’e ‘modanın küçük prensi’ adını takmıştır. 
Gece elbisesinden safari kıyafetine, star etek kuyruğundan, balıkçı yağmurluğuna, 
yaldızlı pullardan, perfecto’ya kadar her müşteri kitlesine hitap etmiştir. 
1961’de dostu Pierre Berge ile ortak olmuş ve kendi moda evini açmıştır.1965’te 
Mondrian koleksiyonunu çıkarmıştır. Ocak 1966’da ilk smokin ve temmuz ayında pop art 
koleksiyonunu piyasaya sunmuştur. Aynı yıl ilk butiğinin açılışını yapmıştır. Saint Laurent, 
Rive Gauche, Haute coutere, hazır giyim, ayakkabılar, aksesuarlar, kürkler, parfümler veya 
kozmetikler ile markası, bir birlik ve dikkat çekici bir bütün oluşturuyordu. Bugün başarılı
olan tüm markalar YSL’yi örnek almışlardır. 
tekstilsayfasi.blogspot