UTİB YKB Pınar Taşdelen Engin, artan maliyetler, kur politikaları ve yeşil dönüşüm ekseninde sektörün 2026’ya nasıl hazırlandığını değerlendiriyor.

Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) Yönetim Kurulu Başkanı Pınar Taşdelen Engin, küresel talepteki durağanlık, maliyet baskıları ve finansmana erişimde yaşanan zorlukların tekstil ve konfeksiyon sektörü üzerindeki etkilerini değerlendiriyor. Engin, Türk tekstil sektörünün rekabet gücünü koruyabilmesi için yapısal reformlara, sürdürülebilirlik yatırımlarına ve öngörülebilir bir ekonomik ortama ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.
2025, sektör için adeta bir dayanıklılık sınavı oldu
2025 yılı, tekstil ve konfeksiyon sektörü açısından nasıl geçti? Üyelerinizden en sık gelen sorunlar ve beklentiler nelerdi?
“Geride bıraktığımız yıl hem dünyada hem Türkiye’de yaşanan ekonomik dalgalanmalar, yüksek enflasyon ve kur politikalarının yarattığı maliyet baskısı sektörümüzü ciddi şekilde zorladı. 2025 yılı, Türk tekstil ve konfeksiyon sektörü adeta için bir “direnç testi” yılı oldu. Küresel talebin durağan seyretmesi ve ana pazarımız olan Avrupa’daki ekonomik yavaşlama ihracat rakamlarımızı baskıladı.
Bugün sektörümüzün en büyük meydan okumalarından biri, yükselen maliyetler nedeniyle küresel rekabette dezavantajlı hale gelmemizdir. Enflasyon–kur makasının giderek açılması, ihracatçılarımızın kârlılığını eritirken fiyat rekabetçiliğimizi zayıflattı. Bu durum, özellikle Avrupa pazarında Asyalı ve Mısırlı üreticilere karşı elimizi zorlaştırıyor. Avrupalı markaların alternatif tedarikçilere yönelme eğilimi ise önümüzdeki döneme ilişkin en kritik risklerden biri olarak karşımızda duruyor.
Buna rağmen ihracatçılarımızın gösterdiği büyük çaba sayesinde UTİB olarak geçen yıl 1 milyar 272 milyon 280 bin dolar, 2025’in 11 ayında ise 1 milyar 117 milyon 183 bin dolarlık ihracata ulaştık. Bu tablo, tüm zorluklara rağmen Türk tekstil sanayisinin üretim gücünü ve direncini koruduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Üyelerimizden gelen en sık şikayetler: Artan enerji ve işçilik maliyetleri karşısında fiyat tutturamama, Uzak Doğu’nun haksız rekabeti ve daralan kâr marjları oldu.
Beklentiler: Üyelerimiz en çok yüksek finansman maliyetlerinin düşürülmesini ve Türk tekstilinin kalitesini koruyabilmesi için yeşil dönüşüm desteklerinin artırılmasını talep etti.
Bir başka önemli belirsizlik ise AB’nin MENA bölgesinde yeni bir üretim üssü kurma konusunda nasıl bir yol izleyeceğinin henüz netleşmemiş olması. Böyle bir adımın atılması halinde Türkiye’nin Avrupa tekstil tedarik zincirindeki stratejik rolünün zayıflama ihtimali ciddiyetini koruyor. Bu nedenle bugün, yalnızca mevcut konumumuzu savunmak değil, Avrupa ile olan ticari bağlarımızı güçlendirecek uzun vadeli politikaları gecikmeden hayata geçirmek zorundayız.”
Kaynak: https://www.tekstilteknik.com.tr/rekabet-baskisi-ve-donusum-ihtiyaci-tekstilin-gundeminde/