Whatsapp Tekstil Kursları Destek Hattı

Tekstil ve hazır giyimde rekabet alarmı yeniden çalıyor

TİM Başkanı Mustafa Gültepe, ihracattaki daralma, istihdam kaybı ve artan maliyetler karşısında sektörün yeniden rekabet gücü kazanması gerektiğine dikkat çekiyor.

TİM Başkanı Mustafa Gültepe

Türkiye tekstil ve hazır giyim sektörü, son yıllarda küresel dalgalanmalar, artan maliyetler ve finansmana erişimde yaşanan zorluklarla birlikte ciddi bir sınavdan geçiyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, sektörün mevcut tablosunu değerlendirirken hem kısa vadeli desteklerin hem de orta ve uzun vadeli yapısal dönüşüm adımlarının hayati önem taşıdığını vurguluyor. Gültepe’ye göre tekstil ve hazır giyim, Türkiye’nin ihracatla büyüme hikâyesinde hâlâ stratejik bir konumda bulunuyor; ancak bu konumun korunması için rekabetçiliğin yeniden tesis edilmesi gerekiyor.

İhracattaki gerileme sektörü ve istihdamı zorluyor

2025 yılı, tekstil ve konfeksiyon sektörü açısından nasıl geçti? Üyelerinizden en sık gelen sorunlar ve beklentiler nelerdi?

“Hazır giyim ve tekstil, ayrı düşünemeyeceğimiz, birbirini tamamlayan iki sektör. Ülkemizin ihracatla dışa açılmasında bu iki sektörümüz liderlik yaptı. Her iki sektörde de küresel oyuncuyuz. Ancak son üç yıldır işlerin yolunda gittiğini söyleyemeyiz. İki sektörümüzün ihracatında başlayan daralma 2025’te de devam etti. Hazır giyim ihracatında geride kalan 11 ayın hepsini, tekstilde 11 ayın altısını ekside tamamladık. Bu yıl hazır giyimde 11 aylık ihracatımız 15,5 milyar dolar düzeyinde kaldı. Tekstilde ise 8,6 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirebildik. 2024’ün aynı dönemiyle kıyasladığımızda hazır giyimde yüzde 6,6, tekstilde ise yüzde 0,9 eksideyiz. İhracattaki daralma istihdama da olumsuz yansıyor. 2024’ün sonunda tekstil ve hazır giyimde 959 bin 395 bin olan istihdamımız, Eylül 2025 itibarıyla 873 bin 198’e inmiş bulunuyor. Bu da bize iki sektörün sadece dokuz ayda 86 bin kişilik istihdam kaybettiğini gösteriyor. 2022’nin sonundan Eylül 2025’e kadar olan dönemdeki istihdam kaybı ise 350 bine ulaştı.

Gerek tekstil gerekse hazır giyimin mevcut darboğazdan çıkabilmesi için rekabetçiliğimizi yeniden kazanacak ortamı oluşturabilmeliyiz. Bunun da yolu, kurla enflasyon arasındaki dengenin sağlanmasından, 2026’da 3 bin 500 lira olarak uygulanacak istihdam desteğinin 5 bin liraya çıkarılarak ayrım yapılmaksızın tüm firmalara verilmesinden, emek yoğun sektörlere prim desteğinden ve reeskont kredilerinde faizin yüzde 15’e indirilmesinden geçiyor. Ayrıca halen yüzde 3 olan döviz dönüşüm desteğinin cari fazla veren sektörlerde yüzde 10’a çıkarılmasının sektörün toparlanmasına çok büyük bir katkı yapacağını söyleyebiliriz.”

Katma değerli üretim ve finansmana erişim kilit rol oynuyor

Sektörün küresel rekabet gücünü artırmak için hangi yapısal reformlar gerekli? İhracat teşvikleri, Eximbank Kredileri ve KGF Destekleri konusunda nasıl düzenlemeler yapılmalı?

“Kısa vadede yapılması gerekenleri yukarıda özetlemeye çalıştım. Orta ve uzun vadede ise sektörde verimliliğe odaklanmamız, tasarımın, inovasyonun ve markalaşmanın gücünü kullanarak katma değerli üretimi artırmamız, ikiz dönüşümü hızla tamamlamamız gerekiyor.

Bütün bunlara ilave olarak ticaret diplomasisinin imkânlarını kullanarak ihracatçımızın Avrupa Birliği (AB) ve ABD gibi büyük pazarlara daha avantajlı tarifelerle girebileceği düzenlemeler konusunda daha fazla kafa yormalıyız.

Uygun maliyetle finansmana erişim özellikle böylesi dönemlerde büyük önem arz ediyor. Düşük faizli ve uzun vadeli krediye erişebileceğimiz finansman modelleri geliştirmek durumundayız.”

Düşük kur ve yüksek faiz üretim maliyetlerini yukarı taşıyor

Maliyet yapısı, kur politikası ve finansmana erişim sektörü nasıl etkiliyor?

“Enflasyonla mücadele kapsamında 2,5 yıldır uygulanan ‘düşük kur, yüksek faiz’ politikası nedeniyle Türkiye, bugün dünyanın en pahalı üretim merkezlerinden biri konumuna geldi. Üretim maliyetlerinde Asya’daki rakiplerimizden yüzde 60-65, Doğu Avrupa’dan yüzde 15-20 daha pahalıyız. Yılbaşından itibaren bu maliyetler daha da artacak. Çünkü yeni asgari ücretin açıklandığı gün itibarıyla asgari ücretli bir çalışanın işverene maliyeti 930 dolara yükseldi.”

Türkiye, tekstil ve hazır giyimde marka ülke konumunu koruyor

Türkiye tekstil ve konfeksiyon sektörünü önümüzdeki yıllarda nerede görüyorsunuz?

“Türkiye’de ilklere imza atan hazır giyim ve tekstilin ülke ekonomimiz için orta ve uzun vadede de önemini koruyacağına inanıyorum. Bu tespitten hareketle bütün oyun planlarımızı, stratejilerimizi orta ve uzun vadeli hedeflerimiz doğrultusunda kurguluyoruz. Bugün hem tekstil hem de hazır giyim üretiminde marka ülkeyiz. Hızımız, kalitemiz, Avrupa gibi büyük bir pazara coğrafi yakınlığımız ve Avrupa Birliği (AB) standartlarındaki sosyal uygunluk standartlarımızla rakiplerimizden ayrışıyoruz.

Biz mevcut avantajlarımızın yanına ikiz dönüşümü de eklemek istiyoruz. Gerek TİM gerekse hazır giyim ve tekstil birliklerimizle ikiz dönüşümü stratejik bir hedef olarak görüyoruz. Dönüşüm için bakanlıklarımızla, üniversitelerle iş birlikleri yapıyoruz. Örneğin TİM’in yanı sıra halen başkanlık görevini yürüttüğüm İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) sadece bu yıl ikiz dönüşüme odaklanan üç yeni proje başlattı. Üç yıldır devam eden METAMORHOSIS Projemizi de bu yıl tamamladık. Projenin en önemli kazanımlarından biri olan İHKİB Dijital Dönüşüm Merkezi’ni (DDM) sektörün hizmetine sunduk.

AB’nin hibe desteğiyle kasım ayında başlattığımız ve yürütücülüğünü İHKİB’in üstlendiği 7 milyon euroluk Yeşil Ekonomiye Geçiş Projemizde TİM’in yanı sıra İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) ile İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) ve Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) de paydaşlar arasında yer alıyor. 36 ay süreli projeyle firmaların karbon ve su ayak izlerini ölçümleme ve azaltma kapasitelerini güçlendireceğiz.”

2026’da dönüşüme odaklanan firmalar öne çıkacak

Üyelerinize ve sektör paydaşlarına 2026 yılı için iletmek istediğiniz en önemli mesaj nedir?

“Koşullar ne kadar zor olursa olsun, ben hiçbir zaman karamsarlığa kapılmadım. Türkiye’de ilklere imza atan sektörlerimiz bugüne kadar pek çok küresel dalgalanmayı aşmayı başardı, bu dönemi de atlatacak bilgi birikimine ve deneyime sahibiz.

Önümüzdeki dönemde verimliliği artıran, katma değeri yükselten ve sürdürülebilirliği merkeze alan firmaların öne çıkacağı bir rekabet ortamı bizi bekliyor. Bu nedenle firmalarımızın orta ve uzun vadeli dönüşüm hedeflerini canlı tutmaları büyük önem taşıyor. Biz de TİM ve ihracatçı birliklerimiz ile bu dönüşüm sürecinde ihracatçılarımızın yanında olmaya, yol gösterici projeler ve destek mekanizmalarıyla sektörü güçlendirmeye devam edeceğiz.”

Sektörel yayınlar dönüşümün sahaya yansımasında kritik rol üstleniyor

Okurlarımıza özel olarak paylaşmak istediğiniz bir mesajınız var mı?

“Tekstil ve hazır giyim sektörü, teknoloji, sürdürülebilirlik ve teknik uzmanlıkla birlikte hızla yeniden tanımlanıyor. Bu dönüşüm süreci, Türkiye’nin üretim gücünü daha nitelikli ve daha rekabetçi bir yapıya taşıma potansiyeli barındırıyor. Tekstil & Teknik gibi sektöre yön veren yayınların, bu dönüşümün doğru anlaşılması ve sahaya yansıması açısından çok önemli bir rol üstlendiğine inanıyorum. Bu katkının, sektörün geleceğini şekillendiren kalıcı bir referans noktası olacağını düşünüyorum.”

Kaynak: https://www.tekstilteknik.com.tr/tekstil-ve-hazir-giyimde-rekabet-alarmi-yeniden-caliyor/